Zafer Sarhoşluğu

-A A +A

Bir dahaki yazımıza kadar referandum sonuçlarını çoktan görmüş olacaksınız.

Evet veya Hayır oylarından hangisinin önde olacağını elbette yarının ne olacağını bilen Allah bilir.

Lâkin biz insanların da öngörüleri vardır. Nitekim bazıları taraflı ve maksatlı da olsa kamuoyu araştırma şirketlerinin yaptığı anketler, yaptığımız gözlemler ve toplumun nabzı Evet oylarının ağırlıkla önde olacağını gösteriyor.

Son 20 yılın siyasetinin bize gösterdiği şudur ki, muhafazakâr halk çoğunluğu Evet yönünde oy kullanacaktır. Bunun en güzel delili, (MHP’nin de dâhil olduğu) 14 siyasi partinin bileşkesinin ( çatı aday olayının), tekbir partinin bile çoğunluğunu elde edemeyip yüzde 52 ile cumhurbaşkanının seçilmiş olmasıdır.

Bir başka delil, 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’yi bir felaketin eşiğine getiren; tarihimizin en kanlı ve en hain darbe teşebbüsünün, dış desteklerine rağmen milleti mevcut iktidar etrafında bütünleştirmiş olmasıdır.

Görünen o ki EVET kazanacak olursa, bu bloktaki insanlara çok kimsenin bildiği bazı hakikatleri yeniden hatırlatmakta fayda var.

MÜLKÜN VE BAŞARININ BÜYÜK SAHİBİ KARŞISINDA

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Huneyn savaşındaki geçici yenilgisi, çokluğuyla gururlanan Peygamber ordusuna Allah’ın ikazı olan bir yenilgidir.

*20 küsur yıl boyunca insanlık tarihinin en büyük imtihanından geçen yüce Peygamber’in, Mekke’nin fethinde şehre mağrur bir tarzda gireceği beklentilerine karşılık, devesinin üzerinde başını dik tutmayıp secde eder halde şehre girmesi,

*Malazgirt fatihi Sultan Alpaslan’ın, demirden yumruk gibi ovayı dolduran ordusunu tepe üzerinden seyrederken dünyayı ayaklarının altında hissedip gururlandığı bir anda Allah’ın (c.c.) büyüklüğünü hatırlayıp atından yere atlayarak secdeye kapanması,

*Bin yıllık Bizans surlarını yararak dünyanın en önemli imparatorluk merkezlerinden biri olan İstanbul’a giren Fatih Sultan Mehmet’in, önünde yerlere kapanarak aman dileyen ruhbanlara ve Bizans halkına “Ayağa kalkın! Allah’tan başka hiçbir şeye secde edilmez !” diyerek gösterdiği tevazu,

*Yavuz Sultan Selim’in, Mekke ve Medine’nin de içinde bulunduğu Hicaz yarımadasını; Mısır memleketleriyle beraber 8 milyon kilometre karelik bir toprağı  (doğru ismi Devlet-i Âliye-i Osmaniye olan)  Osmanlı İmparatorluğuna katarak Anadolu’da ve İstanbul’da dünyanın en büyük zafer heyecanını uyandırdığı bir zamanda halkın kendisini muhteşem bir törenle karşılamaya hazırlandıklarını öğrenmesiyle İstanbul dışında konaklayarak tören hazırlıklarını ertesi gün sabaha erteleyip tören kıtaları ve halk dağıldıktan sonra gece karanlığında sessizce gelip saraya girmesi,

Hepsi, Allah’ın büyüklüğü karşısında gösterilen tevazu örneklerinden bazılarıdır.

ALLAHU EKBER!”

Allahu Ekber!” cümlesi, ibadetlerimizde ve günlük hayatımızda dillerimizden eksik olmayan bir cümledir. Lâkin çok kimse bunun anlamını bilmez. Biraz bilse bile karşıt anlamını düşünmez. “Allah en Büyük!”  anlamına gelen bu cümle, en büyük hükümdarlara bile ” Ben en küçük bir varlığım”  bilincini ihtar etmektedir.

Ettevfiyku minellah” demek, her başarı Allah’tandır, demektir.

           Şayet Hayır bloğu kazanacak olursa Evet cenahının “Nerede hata yaptık?” özeleştirisini yaparak yeni stratejiler belirlemesi gerekmektedir.

Aynı şey Hayır bloğu için de geçerlidir.

ZAFER SARHOŞLUĞU

Bu derin tefekkürü benliğinde bir an bile unutanlara, Allah, acı yenilgiler tattırır.

Zafer sarhoşluğu olarak ifade edilen bu hâl, peşinden çöküntü ve perişanlık getirir. Bu gerçeği bilerek ve inanarak zafer sarhoşluğu içine girmemek, buruk gönülleri başarıya ortak etmek, hakiki Müslüman’a yakışan davranış olacaktır.

Aynı ülkede beraber yaşayacağımız insanlarımızı dışlamadan ve adalet duygusundan ayrılmadan ülkeye ve insanımıza hizmet etmek izahtan varestedir.

Allah, yolunda yürüyenlere yar ve yardımcı olsun.

Kategori: 

1 Comment

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.04.2017 - 12:46 -854-
Bu sayfayı paylaşın :