Zeytin Dalı

-A A +A

                TÜRKİYE örtülü olarak

                AVRASYA bloku ile “antak” kalarak ve NATO blokunda ise “sabit” olarak

BÖLGENİN güvenlik ve istikrarı için bordo bereli özel kuvvetlerimiz ve MEHMETCİK ile karadan Şahinlerimiz Kartallarımız ve Zümrüdü Ankalarımız ile semadan çok başarılı ve isabetli vuruşlarla askeri gücünü de test ederek AFRİN harekatına başlamış bulunmaktadır.

                ALLAH rast getire ALLAH muvaffak eyleye ALLAH muzaffer eyleye

                TÜRKİYE bu askeri harekatta

“Siyasi dengeler DENKLEMİ” içinde kendine bir yer edinmiş gözükmektedir.

Denklemin bir tarafında RUSYA Almanya ve Çin bulunmakta Denklemin diğer tarafını ise ABD ve İsrail oluşturmakta

İngiltere şimdilik sessiz kalırken Fransa BM güvenlik konseyini acil toplantıya çağırmıştır.

TÜRKİYE ise bölgenin jeopolitik komşuları olan Rusya ve İran ile belli bir çerçevede anlayış zemininde AFRİN harekatına başlamış Rusya kara birliklerini İDLİP/ tel Rifat sınırlarına çekerken hava savunma sistemlerini de Türkiye’nin lehine şimdilik bloke etmiş bulunmaktadır.

Bu demektir ki

TÜRKİYE

AFRİNDE kendine tahsis edilen bu ALAN hakimiyetini İDLİP sınırında teşkil ettiği GÖZETLEME unsurları ve ÖSO yerel güçleri ile müşterek hareket ederek PKK YYD ve DAEŞ terör unsurlarını temizleyerek bölgenin yerel sakinlerine ve unsurlarına bir güvenlik kalkanı oluşturacaktır.

Ayrıca HALEP in kuzeyi ile MEMBİÇ dahil olmak üzere FIRAT ın batısı olan toplam ON BİN km kare olan bu stratejik alanda bir güvenlik CEBİ oluşturmayı ZAYİATSIZ olarak inşa ALLAH başaracaktır.

Her askeri harekatta olduğu gibi

TÜRKİYE mutlaka siyasi dengelerde ANTAK kalınmadan ve diplomatik denklemlerde bir yer edinmeden bodoslama olarak ya da bir macera gereği asla başka bir ülkenin sınırları içinde ASKERİ bir harekat girişiminde bulunamaz. Aksi taktirde dolduruşa gelmiş olmak gibi bir oldu bitti ile karşılaşıp sahadan geri çekilmek ülkemiz için bir itibar kaybı olacaktır.

Madalyonun resmi tarafında

Elbette ki BM rin 51 Md. gereğince sınır güvenliğini sağlamak üzere TERÖR unsurlarına müdahale hakkı olarak ve kendi güvenliğini tahkim etmek üzere askeri seçenekleri kullanma hukuku oluşmaktadır. Ancak bu hukuk “girme çıkma” şeklinde kısa zamanlı bir hak teşkil etmektedir.

Sahadaki durum

Uluslararası aktörlerin ve BM güvenlik konseyinin yönü ve yaptırımları henüz belli değil iken

TÜRKİYE açısından bu harekat SURİYE NİN toprak bütünlüğü korunmak kayıt ve şartı ile bölünüp parçalanmasına müsaade etmeden meşru ve legal olarak “kalıcı bir güvenlik şemsiyesi” oluşturarak göçü TERSİNE çevirmek amacı ile yapılmaktadır.

RUSYA nın “illegal” olarak Suriye nin batısında ve sahillerinde kara hava deniz üsleri kurarken  

ABD nin de “işgalci” olarak Suriye nin FIRAT IN tüm doğu sınırları boyunca ALAN hakimiyetini bir düzine üssü ile tahkim ederek PKK ve PYD terör örgütünü yüksek teknolojik ve ağır zırhlı araçlarla donatıp katliamlar yaparlarken elbette ki TÜRKİYE elini kolunu bağlayarak böylesi bir illegal bölünmeye zorba işgale ve insanlık dışı sivil kayıplara daha fazla kayıtsız kalamaz ve göz yumamazdı.

TÜRKİYE ne yapmalı

TÜRKİYE tıpkı “Fırat KALKANI” ve “Zeytin Dalı” askeri harekatlarında olduğu SURİYENİN kuzey doğusu olan HASEKİ- KAMIŞLI üçgeninde iyi bir zamanlama ile SİNCAR operasyonu da mutlaka yapmalı güvenlik cebi oluşturmalıdır. Böylelikle diplomasi masasında eli çok daha güçlü olacaktır.

Bu sorunun cevabını 1950 lerde başlayan KIBRIS olaylarında yaşadığımız ASKERİ ve DİPLOMASİ tecrübesinin GARANTÖRLÜK hakkı elde etmesini dikkate alarak söylememiz gerekiyor ki

HARBİ kuran ve idare eden SİYASET olduğuna göre

TÜRKİYE harp ve diplomasi maharetini göstererek sahada olan tüm güç kullanmaları ve askeri harekâtlar DİPLOMASİ masasında elini güçlü kılarak kendi lehine nihayete erdirecek demektir.

TÜRKİYE olarak güney sınırlarımızda oluşturulan bu İŞGAL ve TERÖR realitesinden sonra bölgenin nihai olarak SUKÜNA ermesi için uluslararası diplomasi ve hukuku ile BÖLGENİN yerel unsurlarının tarih ve sosyolojik ilişkileri de dikkate alınarak bir GARANTÖRLÜK hakkı elde etmelidir ve de edecektir inşa ALLAH.

Bu garantörlük hakkını

Yukarıda ifade ittiğim gibi küresel güçlerle UZLAŞMA yaparak bölgesel DEVLETLERLE antak kalarak ve de YEREL unsurlarla sağlam ilişkiler kurarak elbette ki başarılacak bir HUKUK olacaktır.

Kısaca yeniden ifade etmek gerekirse

SURİYE NİN toprak bütünlüğü korunmak kayıt ve şartı ile

TÜRKİYE Osmanlının çöküş dönemindeki İTTİFAK tecrübelerini dikkate alarak hem AVRASYACI güçlerle antak kalarak ve hem de NOTO konsepti içinde sabit kalarak bölgenin komşu ülkeleri ile de özel ilişkiler kurarak başarılması gereken ASKERİ ve DİPLOMATİK eylemi başarı ile sonuçlandırmalıdır.

“HALEP ve MUSUL vilayetleri” suküne erip barışa ve güvenliğe kavuşmadıkça “FİTNE kazanı” kaynatılmaya devam ettirilerek TÜRKİYE yi “savaş ekonomisi” ile zorlamaya ve ittifaklar zincirinden kopartılmaya devam ettirileceğe benzemektedir. ALLAH korusun ENDÜLÜS örneği orta yerde dururken milletimizin BEKA davası siyasetin en öncelikli SİYASİ ve güvenlik TEDBİRİ olsa gerektir.

TÜRKİYE devleti ve yönetiminin “diplomasisi hassasiyeti” göstererek

Dış politikayı iç politikaya alet yapmadan dış ve iç güvenliğini birliğini dirliğini sağlayarak yüz yıl önceki “LOZAN ve ANKARA anlaşmalarından” kalan tarihi ve hukuku hakları meşru ve legal zeminlerde saklı kalmak kayıt ve şartı ile asla başkaca bir MACERAYA kalkışmamalı TARİHİ ve MEDENİ hafızasını canlı tutarak ve yumuşak gücünü sürekli kılarak MEDENİYET inşa mücadelesini devam ettirmelidir.

Dualı MEHMETÇİĞİMİZİN askeri zaferini şimdiden kutluyor ALLAH milletimizi devletimizi ve ordumuzu korusun ve ZEVAL vermesin diyoruz.

Vesselam

Kategori: 

1 Comment

yazınızı çok beğendik,

yazınızı çok beğendik, inşallah Allah, vatana, millete "Afrin harekatında" başarılar nasip eder...

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 17.02.2018 - 10:53 -3,227-
Bu sayfayı paylaşın :