Kara kışı yaşıyoruz. Havalar iyice soğudu. Ama barajları dolduracak kadar yoğun yağış yok.
14.12.2020 05:10
1 yorum
244 okunma
Geçmiş zaman olur ki..
Av. Sabri Turhan

Kara kışı yaşıyoruz. Havalar iyice  soğudu. Ama barajları dolduracak kadar yoğun yağış yok. 

Eski takvimde yani Rumi takvimde bir Karakış  Ayı vardır, bir de Zemheri Ayı..Karakış soğuk, zemheri daha soğuk. 

Yeri gelmişken Rumi Takvim’teki ayları sayalım: Karakış, Zemheri, Gücük, Mart,Abrul, Mayıs,Kiraz, Ocak, Ağustos, İlk Güz, Orta Güz ,Son Güz. Bu aylar da 30’ar gün. Mesela ,yeni girdiğimiz Kara Kış ayı 14 aralıkta başladı,13 Ocak’ta bitecek. 

Yalnız, burada ayların içinde de bölünmeler var. Misal: zemheri ayı 14 ocak-13 şubat arası. Ama soğuklar yani zemheri, 4 ay sürüyor. Zemheri sadece ay adı değil yani. Ay olan zemheri 30 gün. Soğuk olan aylar 4 ay. Karakış ayından sonraki zemheri de  ve ondan sonraki  2 ayda da soğuklar var.Zemheri soğuk demek ama, sadece bir aya hasren verilmiş değil bu isim. Böyle bakınca, zemheri  ayının 30 gün olması, ama soğukların daha fazla sürmesi  zemheri kelimesinin anlamana uygun değil .Zira zemheri yukarıda da izah ettiğim gibi soğuk demek. Soğuk da sadece zemheride  olmuyor. 

30 gün zemheri ayından sonra kışın daha şiddetlisi geliyor. Buna 40 gün süren Erbain deniyor.Ondan  sonra 50 gün sürecek Hamsin geliyor. İkisi de soğuk. Yani zemheri  aslında, 90 gün. Gücük ayı ile mart ayı da erbainin  ve hamsinin içinde kalıyor. Ama Erbain ve Hamsin  diye iki ay yok ayrıca. Sadece soğukların  etkisini betimleme var. Soğukların Erbain’de tepeden geldiği, Hamsinde ise yandan geldiği söylenir. Hamsin, Erbain kadar soğuk değil. 

Kış aylarındaki en soğuk günler, Erbain ile Hamsinin çarpışması günlerine rastlıyor. Erbain 40 günken hamsin de  50 gün idi ya, Erbanin son 6 günü ile hamsinin ilk 6 günü kışın en soğuk 12 günü.. 

Hamsin mevsimine girildiğinde cemreler düşüyor.1.cemre,Gücük 7’de(miladi 20 şubat),2.cemre Gücük 14’de’(miladi 27 şubat) 3.cemre Gücük 21’de(miladi 6 martta).Cemreler baharın habercisi.  Cemre düşmeden  bahar gelmez.

Yukarıda  izah ettiğim gibi, mevsim içinde mevsim, soğuk içinde soğuk var gibi olmuş. Bu durum miladi takvimde de kısmen vardır. Mesela, Mart ayı ilk bahar ayı sayılmasına rağmen, martın  soğuğu da çoktur. “Mart kapıdan baktırır” sözü meşhurdur. 

Rumi takvimde 4 mevsim yoktur.2 mevsim vardır. Kasım Günleri Mevsimi, 8 Kasım-5 Mayıs arası,Hızır Günleri Mevsimi de 6 mayıs-7 kasım arası.. 

Şimdi bu Rumi Takvime nasıl gelindi, ona bakalım. Eskiden Hicri Takvim kullanılıyordu. Rumi Takvim gene kullanılmakla birlikte, o, daha ziyada devlet işlerinde idi. Hicri Takvim ise dini işlerde ve günlerde kullanılırdı. 

Hicri Takvim, Peygamberin  622’deki Hicretini  başlangıç  alır. Ve ay esasına göre işler. Burada gün sayısı 365’dir.1840’ta uygulanmaya başlanan Rumi Takvim ise, güneş esasına göre işler. Burada gün sayısı 354’tür.Bunlar o tarihte Batı dünyasında  kullanılan  Jülyen ve Geregoryen takvimlerine tekabül eder. Rumi Takvim  ile Hicri Takvim arasında 11 gün farkı vardır. Hicri Takvimde  aylar yılın her mevsime göre  dağılmıştır. Mesela, Ramazan  ayı bazen yaza, bazen kışa gelir. Mevsimler de öyledir.O da değişir.

Bu sebeple l840’larda yönetim, bunu bir karışıklık sayarak, takvim değişikliği yaptı. l Mart 1256 Rumi Takvimin yıldönümü sayıldı. 1840 ile 1256 arasında 584 yıl var. Yıl farkı böyle sabitlendi. 

Eski insanların  nüfus cüzdanlarında doğum tarihi olarak 1230,1320,1325 gibi rakamlar yazardı. Bizim ilk avukatlığımızda; duruşmaya yaşlı bir adam gelse, hakim; “doğum tarihin ne” diye sorsa, o adam faraza “1320 “demiş olsa, hakim hemen buna 584’ü ekler ve  adamın 1904 doğumlu olduğunu bulurdu .Şimdi bile, Miladi yılı Rumi yıla  çevirmek için bu 584 rakamı hala kullanılır. 

Ankara’da avukat  Hayrullah  Başer ağabeyimiz, 1946 doğumlu.1946-584:1362.Hayrullah abinin Rumi doğum yılı 1362 olduğu  kolayca  bulunur. Fethiye’de Ramazan Sazak arkadaşımız  1949 doğumlu.l949’den 584’ü çıkarırsak, Ramazan’ın  doğum tarihinin de  Rumi  1365 olduğu bulunur. 

Türkü ve şarkılarda geçen “Hey 15’li, hey 15’li “ sözlerinin de  Rumi takvime göre   1315’ler için söylendiği kanısındayım. ”Hey 15’li, hey 15’li/ Tokat yolları taşlı/ 15’liler gidiyor/ kızların  gözü yaşlı..” 1315 doğumlu gençler o zaman pek erken askere gittiğinden, o yıllarda savaşacak askerimiz olmadığı için genç yaşta insanlar harbe gitmiştir. Halk bu gençlere acımış, böyle türküler  yakmıştır. 1315 doğumlu bir gencin miladi doğum tarihi  1899 ‘dur.18 yaşında  askere  gitmişse, savaştıkları yıllar, 1917’ler olabilir. O yıllar, ülkenin  en buhranlı yıllarıdır.   

1915’de Çanakkale’ye ülkeyi   savunmak için askere giden  Eminönü’deki İstanbul Erkek Lisesi’nin son sınıf öğrencilerinin hepsi savaşta şehit olduğu için, o yıl, lise mezun  verememiştir. Bunlar tarihimizin hazin sayfalarında  anlatılır. 

Neyse, konuyu dağıtmayalım… 

Şimdi Rumi takvim pek kullanılmıyor. Yaşlı insanlarda bir nostalji şeklinde var gene de ..Zemheriyi ,erbaini ve hamsini takip edenler var hala..

Benim rahmetli babam, bunlardan biri idi. Babam, her takvimi almazdı. Kırtasiyeciye  gittiğinde Saatli Maarif Takvimi’ni alırdı. O takvimde, Rumi aylar, günler, soğukların nasıl seyir izleyeceği, Bercelacuz soğuklarına ne kadar zaman kaldığı, ne zaman nasıl bir  rüzgarın çıkacağı  orada yazılırdı. 

Babam, esen rüzgarın  adını, cinsini   ve ne zaman çıkacağını bilirdi. Bir gittiğimizde  köyde dut ağacının altında otururken ve ter-ter terlerken, biraz  sertçe bir rüzgar çıktı. Babam; “Filiz kıran çıktı” dedi. O filizkıran rüzgarı imiş. Ağaçların filizine zarar verirmiş. Bunlar hep, eskilerin hafızasında vardır. 

Aslında her yıl aynı şeyler olur iklimsel olarak.. Ama insanlar nisyan ile  malul olduğu için her yıl yaşadığı şeyleri unutur. Bu kitaplarda ve  takvim yapraklarında daima yazılıdır. İnsan aynı şeyi ertesi yıl gördüğünde  “geçen yıl da olmuştu bu” der.. 

Şimdi yağmurlar kana kana  yağmıyor. Az yağıyor. Barajları dolduracak kadar değil yağan yağmur. Barajlardaki su seviyesi düşük hala. Kuraklıktan korkuyorız. Yağmur yağsa da  yağmasa da zemheri enbain ve hamsin gelir geçer. İnsanlar rahatlığı ısınan havada arar. Erzurum taraflarında; ”Aprilin beşi geçmeden kış geçmez” denir. Aprilin beşini bekleriz  ama, barajları dolduracak kadar bir yağmur  yağsa , biz de iyice ıslansak..  

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
April
1974 Erzurum Narman un bir köyündeyim ilk öğretmenlik yılım.Okulun temizliği için birisini buldum Hoca April beş dedimi bırakırım dedi. Bir kaç defa tekrarlattıysamda anlamadım. Tamam dedim. April beşin Nisanın 19... 20 si olduğunu öğrendim. Yani çift zamanı
Yorum Ekleyen: Ramazan Uysal     14.12.2020 22:14:44
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya