Resneli Niyazi Bey veya Resneli Kolağası Niyazi, Osmanlının Balkanlarda başlayan isyanlar ve ihtilaller ortamında başarılı bir subayı idi. Şimdiki Makedonya’nın Resne şehrindendi. Arnavut asıllı idi .İsyanlar sırasında, özellikle 1897 Türk-Yunan harbi sırasında üstün başarılar gösterdi.
28.12.2020 01:56
1.406 okunma
Ne şehittir ne gazi, pisi pisine gitti Niyazi “lafı nasıl çıktı ?
Av. Sabri Turhan

Resneli Niyazi Bey veya Resneli Kolağası Niyazi, Osmanlının Balkanlarda başlayan isyanlar ve ihtilaller ortamında başarılı bir subayı idi. Şimdiki Makedonya’nın Resne şehrindendi. Arnavut asıllı idi .İsyanlar sırasında, özellikle 1897 Türk-Yunan harbi sırasında  üstün başarılar  gösterdi. 

Ama o yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun genelde ve özellikle Balkanlardaki durumu iyi değildi. Her yerde ihtilal, isyan ve cinayetler işleniyor, siyasi istikrarsızlık had safhaya yükseliyordu. Rus Çarı’nın uydurduğu “Hasta Adam” lafını biz de kabul eder olmuştuk. 

Bu ortamda devletten ve padişahtan umduğunu bulamayanlar, kendi başlarına bir şeyler yapmayı, sonucunun ne olacağını bile bilemedikleri  maceralara girmeyi bile göze alıyorlardı.  

Bunların en önde gidenleri Resneli Kolağası Niyazi Bey ve Binbaşı Enver’di. 

Bu ikisi birbirlerinden bağımsız ve ayrı ayrı olmak üzere “ülkenin bahtı kara maderini kurtarmak için” dağa çıktılar. Yani ülkeyi içine düştüğü bataktan kurtarmak için isyan ettiler. Her ikisi de Makedonya Dağları’nda isyancı Sırp, Bulgar ve Yunan eşkıyalarını kovalarken, bu sefer kendileri isyancı oldular. 

Resneli Niyazi, doğup büyüdüğü Resne kentindeki askeri birlikte görevli idi. Bir cuma günü herkesin cuma namazına gittiği bir saatte tabur levazım deposunu ve kasasını soyarak, 150 kişi ile dağa çıktı. 

O’nun kafasında ne olur, ne olmaz diye bir düşünce yoktu.150 kişi ile koca Osmanlıyı alt etmek mümkün mü, değil mi bunu bile düşünmüyordu. Aylarca dağlarda hükümet kuvvetlerine karşı savaştı. Hatta isyanı bastırmak için gelen kuvvetlerin  başındaki  Şemsi Paşa’yı da öldürdü. Hükümete karşı  elde etiği küçük başarılar  O’nun grurunu okşadı ve cesaretini de arttırdı. Aşağı inip köylülerle temas kurdu. Onları teşkilatladı. Zaman ilerledikçe köylülerden  büyük destekler  aldı. İşin lojistik kısmını da böylece tamladı. Artık dağlarda emindi. 

Yukarıda da  dediğimiz gibi o tarihlerde ülkenin durumu hiç de iyi değildi. Bir yandan bağımsızlık hareketleri , bir yandan yerli isyancıların hareketi , bir yandan da fakirlik, Osmanlı’nın belini  büküyordu. Dış baskılar işin  cabası.. Dış güçler, ”Hasta Adam” ne zaman ölecek” diye avuçlarını oğuşturuyorlardı. Her şey aleyhimize idi. İlber Ortaylı, bu sıkıntılı dönem için; “İmparatorluğun en uzun yüzyılı” der. Yüzyılların hepsi 100’er yıldır ama, bu yüzyıl adeta bitmek bilmezdi. Her gün taze bir başlangıç  denmiş ise de bu böyle değildi sanki.. 

Resneli Niyazi, bir dağda isyan bayrağını açmış, kendinden geçercesine devlete karşı savaşır ve ülkeye hürriyet getireceğini  sanırken, aynı duygularla başka bir dağda Binbaşı Enver de (geleceğin Enver  Paşası) aynı şeyleri  yapmaktadır. Bu işler aylarca sürer.. 

Bir süre sonra genel havadan etkilenen  Padişah,2. Meşrutiyeti ilan eder. O zaman sanki, Resneli  Niyazi ve Enver dağa çıkıp isyan  ettiği için meşrutiyet ilan edilmiş gibi olur. Yani iki isyancı ve diğerleri kedi gibi dört ayaklarının  üstüne düşerler . 

Resneli Niyazi’nin ve Enver’in o yörede ve köylerde aylarca süren temasları sonucu çok sempatizanı vardır. Binbaşı Enver  oralarda bir efsanedir .Balkanlardaki(Enver)isimleri, O’na izafetendir. Hatta son Arnavutluk diktatörü Enver Hoca’nın adı bile.. 

Binbaşı Enver,İstanbul’da  meşrutiyet (onlar hürriyet diyorlar) ilan edilince dağdan indi.Köprülü ilçesinin  hükümet konağının balkonundan halka hitaben  bir konuşma yaptı. Konuşmasında;” Arkadaşlar !. Hasta Adam’ı  iyileştirdik” dedi. Bu sözler ve konuşmanın tamamı  halkı coşturdu. 

Resneli Niyazi’de  de  meşrutiyetin  ilanının  getirdiği  haleti ruhiye aynı idi. Şapkasına “Vatan Fedaisi” yazdırıp, öyle dolaşan Niyazi’nin ünü de böylece pekişti. İkisi de İttihat Ve Terakki’nin Balkanlardaki merkezi olan Selanik kentine trenle  ve ayrı ayrı zamanlarda geldiler .İkisini de halk büyük teveccüh gösterdi. 

Bu iki subay, bundan sonra sevenlerinin  yanında birer “Hürriyet Kahramanı” idiler. Objektif olarak bakıldığında her ikisinin de vatanperverliğinden  şüphe yoktur. Özelikleri  ise; gözü karalıkları, ihtiras  sahibi olmaları ve her şeyin en iyisinin kendilerinin  bildiklerini  sanmaları idi. 

Özellikle Enver’in bu hali, ileriki yıllarda ülkeyi felakete sürükleyecekti. Enver,”Hasta Adamı iyileştirip” ülkeyi kurtarmanın ötesinde tüm Türk dünyasını da kurtarıp, Turan birliğini (bütün Türklerin  bir olmasını) düşünüyordu. Ama, yanılgıları O’nun için “Turan’a giderken virana gitti” dedirtti. 

Zaten şu halet-i ruhiye Enver’i ele vermiştir: Enver, Makedonya dağlarından  inip, trenle Selanike geldi demiştik. Orada kendisini kalabalık bir halk topluluğu ile geleceğin  Cemal Paşa’sı da karşıladı. Cemal (Yüzbaşı  Cemal) Enver’e sarıldı. Omuzunu tuttu: ”Hoş geldin! Sen artık bizim Napolyonumuzsun”dedi. Enver durdu. Cemal’in yüzüne baktı: “Napolyon2.adamdır.Ben 2. adam olmak istemem” dedi. İşte bu halet-i ruhiye, O’na ileriki yıllarda yeni görevler verildikçe bizi batırdı. 

Resneli Niyazi  1908’den sonra emekli oldu. Kendi kenti olana Resne’ye  yerleşti. Enver daha üst kademelere  yükseldi. Saraydan kız alıp, gücüne güç katarak hem de.. 

Devlete isyan  etmiş bu subaylar, yaptıklarından dolayı  ve öldürdükleri insanlardan dolayı hiç ceza almadılar. Yargılanmadılar bile.. Üstelik taltif gördüler .Görevlerinden alınmadılar. Devletin  bir paşasını öldüren Kolağası  Niyazi’den bunun hesabı sorulmadı. Yazar Şevket Süreyya Aydemir;” o dönemde  yetişmiş subay kıtlığı  vardı. Eldekini çıkarmak büyük bir kayıp sayılırdı ”diyor bunun için.. 

Resneli Niyazı Bey, artık 2.Meşrutiyet  ilan edilmiş, emekli olmuş, kendi şehrinde asude bir hayat sürmektedir.l913 yılında payitahtı  bir ziyaret edip, dostlarını görmek ve olayların  yorumunu onlarla paylaşmak ister. Ve  Avlonya’dan bir gemiye binip İstanbul’un   yolunu tutar. 

Ama yolda(bazıları gemi daha iskeleden ayrılmadan  diyor) ne olduğu, hedefinin kim veya kimler olduğu belli olmayan bir kargaşa olur. Bu kargaşada Kolağası Niyazı  Bey vurulur ve öldürülür. Kimse bu olayı anlayamaz ve çözemez. Hedef kimdi, Niyazi  miydi, asıl hedef başkası idi de  Niyazi mi isabet aldı anlaşılamaz.  

Bakılır  ki, ölen eski subay Kolağası Niyazi Bey’dir. Gemide bulunanlar üzgün ve şaşkındır. ”Ne şehittir ne gazi, pisi pisine gitti Niyazi  “ derler. Bu laf böylece günümüze  kadar gelir.  

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya