Temel, Dursun’a telefonda;”:Bilgisayara bakılarak çözülecek bir işim var. Bunu sen yapabilir misin” deyince, Dursun;” yaparım ama bilgisayar şu anda off’ da” der. Temel, otobüse atlayıp Of’a gelir. Tekrar telefonla arar Dursun’u.. ”Ben Of’a geldim. Şimdi bak artık şuna” der. Temel, ”Off” un bilgisayarın kapalı olduğu anlamına geldiğini bilmemektedir.
19.01.2021 03:12
1 yorum
1.422 okunma
Hayat, insana neler öğretir…
Av. Sabri Turhan

Temel, Dursun’a telefonda;”:Bilgisayara  bakılarak çözülecek bir işim var. Bunu sen yapabilir  misin” deyince, Dursun;” yaparım ama bilgisayar şu anda off’ da”  der. Temel, otobüse atlayıp Of’a gelir. Tekrar telefonla arar Dursun’u.. ”Ben Of’a geldim. Şimdi bak artık şuna” der. Temel, ”Off” un bilgisayarın  kapalı olduğu anlamına geldiğini bilmemektedir. 

Hayatımız, bu Karadeniz fıkrası gibi yaşanmışlıklarla doludur. Aşağıda yazacaklarım, ayniyle vakidir. Kahramanları tarafımca da tanınmaktadır. 

                                                   Xxxxxxxxxxx 

Hüseyin Turhan; Muğla ,Büyükşehir olmadan önce ve yıllarca İl Genel Meclisi Üyeliği yaptı. Malum, İl Genel Meclisleri, ilin gelişmesi için stratejik  planları ve yatırımları yönetirler. Her ay vali başkanlığında olmuş olayların gözden geçirilmesi  ve yatırımların planlanmasını görüşürler. 

Fethiye’nin Alaçat  Köyü’nden Ali oğlu Mustafa, İl Genel Meclisi Üyesi Hüseyin Turhan’ı telefonla arar. 

Bir işinin olduğunu, kendisi ile nasıl görüşebileceğini sorar. Zaten tanışmaktadırlar. Hüseyin Bey, ”Eve gel. Benim ev İtfaiye’nin yanından  geçen Sedir Sokak’ta” der. Mustafa da “3 saat sonra oradayım” diyerek telefonu kapatır.  

Garaja gelir  Muğla’ya giden bir otobüsten  bilet alır.2 saat sonra Muğla’ya varır. Muğla İtfaiyesi’nin  önüne gelir. Bakar ki, orada Sedir Sokak diye bir sokak  yoktur. 

Tekrar telefona  sarılır.” Hüseyin Bey, ben Muğla itfaiyesinin  yanındayım. Burada Sedir Sokak diye bir sokak yokmuş “der. Hüseyin Bey de “Yahu Mustafa !.Ben Muğla’da oturmuyorum ki,  sen  Muğla‘ya niye  gittin? Ben, Fethiye’de  oturuyorum ya ”der. Bu sefer Mustafa ,”Ben milletvekilleri Ankara’da ,İl Genel Meclisi Üyeleri de kendi ilerinde  oturduğunu sandığım için senin de Muğla’da oturacağını düşünerek  Muğla’ya geldim ”der. Tekrar  otobüse binerek  görüşmek için Fethiye’ye döner. 

                                                        Xxxxxxxxx 

Zeliha, üniversite 2.sınıfta kalabalık derslerin imtihanlarını  kendince bölmüş, kolay dersleri şubat ara sınavlarında, biraz ağır olanlarını da haziran sınavlarında  vermeyi planlamış.. 

Haziranda harıl harıl ders çalışmaktadır. Bakırköy’den kalkan belediye  otobüslerinin  ilk durağında otobüse biniyor. İlk durak  olduğu için koltukta oturma imkanı var. Ayrıca oturduğu için imtihana kadar ve okula varana kadar kitabı tekrar tekrar  gözden geçirme imkanı da.. 

Otobüs ilerledikçe, kalabalık da artıyor içeride. Koltuklar doluyor. Ayaktaki yolcu sayısı oturanlardan fazla. Nefes almak bile zor. Biraz sonar yolculardan  birisi; “Şoför bey, arabanın kapılarını kapat ve arabayı karakola  çek. Hırsız var ! Param çalındı” diye bağırıyor. Zeliha’da bir telaş, bir korku.. 

 Araba karakola  çekilirse  imtihana nasıl yetişecek? Hemen şoförün yanına geliyor. “Ben talebeyim. Saat 9’da imtihanım  var. Saatinde  yetişemezsem  sınıfta kalırım. Bak bu çantam ! İçinde para mara yok. Beni   serbest bırakın  imtihana yetişeyim” diyor heyecanla.. Şoför halden anlıyor. Çantaya da  bakıyor. Sonra ” in kızım sen”  diyor. Zeliha, başka bir belediye  otobüsüne biniyor ve zar -zor okuluna varıyor. Kapıda imtihana  gireceklerin  listesi  var. Listeye  bakıyor. O’nun ismi  yok.. Telaş ve heyecanı bir kat daha artıyor. Hemen idaredeki sekreterlerin yanında alıyor soluğu..” Bugün imtihanım var ama listede  adım  yok. Bu nasıl iş” diyor. Sekreter  kızlar O’nun dosyasını  inceliyorlar. ”Sen bu dersin imtihanına  şubat ara imtihanında  girmişsin. Hem de 10 alarak dersi geçmişsin” diyorlar. 

                                                         Xxxxxxxxx 

Necati,1970 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari  ilimler  Akademisi’ne kaydolmuştu. O  yıllarda “borçlu 

geçmek” diye bir kural vardı.Necati,2.sınıfa geçmişti ama, alttan borçlu  olduğu  dersi  bir türlü  veremiyordu. 

Biz de o yıllarda  hukuk fakültesinde  okuyorduk. Ders kitabı  bulamazdık. Teksir diye adi kağıtlara basılmış ders notları  vardı .Onlarla idare ederdik. Onları da bir üst sınıfa geçmiş  arkadaşlardan  alırdık. 

Necati ,iktisat dersi imtihanına  haziran döneminde  girmiş verememiş. Eylül döneminde girmiş verememiş. Ertesi sene haziranda gene verememiş. Güz dönemi  yaklaşıyor ve imtihan gene var. Bekar evinde ders  çalışıyor .Bir arkadaşı gelmiş yanına ..”Üç denemede  bu dersi veremedim. Şimdi eylülde 4.deneme olacak . Bir türlü geçemiyorum” demiş. Arkadaşı; “nesi var bunun Necati abi !Niye veremiyorsun ? Ver bakayım şu kitabı “ demiş. Necati  arkadaşına kitabı  uzatmış .Arkadaşı kitaba şöyle bir göz almış.” A, güzel   abicim !..Tabi veremezsin yahu !.Bu, 2.sınıfın  kitabı !.Sen yanlış kitaptan  çalışmışsın” demiş.  

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Beşer şaşar
Beşer şaşar Şaşmaz Beşir. Helal sana Sabri abi, Güldürdün. Allah seni güldürsün
Yorum Ekleyen: Hüseyin AYAZ     19.01.2021 19:02:56
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya