Şubat ayında Fethiye’de idik. Adliyede ve köydeki işlerle ilgilenirken, dostumuz Hasan beyin tedavi gördüğü Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde vefat ettiğini öğrendik.
05.03.2021 08:39
1.607 okunma
Taziye, seyahat ve vefa duygusu..
Av. Sabri Turhan

Şubat ayında Fethiye’de idik. Adliyede ve köydeki işlerle ilgilenirken, dostumuz  Hasan beyin tedavi  gördüğü Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde  vefat ettiğini öğrendik. Hasan bey, kardeşim Hüseyin’in bacanağı idi. Antalyalıydı  ama Fethiye’de ikamet ediyordu. Kendisi ile birçok hatıramız  vardı Hasan beyin. Emekli olduktan sonra balık avlamaya merak sardı. Her gün denize açılır balık avlardı. Bir sandalı vardı. Denizede  fazla ilerilere açılmaz, Fethiye Körfezi O’na yeterdi. 

Hasan bey ile bir gün biz de balık avlamaya çıktık. Hüseyin, Ben, Hasan bey.. Kızıl Ada önlerinde oltaları aşağı salladık. Çok balık tuttuk. “Bu kadar yeter” derken, benim oltaya bir balık geldi ki, nerede ise sandal sallandı. Balık sandalın sağından ve alttan sola geçti. ”Bu nedir” derken Hasan bey,” bu büyük balık. Olta ile olmaz. Fileyi  getireyim “ dedi. Hemen fileyi kapıp, oltadaki balığın üstüne attı. Kocaman bir balık. Kocaman.. Hasan,” bu bile bize yeter” dedi. Yani o kadar.. Hemen Kızıl Ada’ya geri döndük. Çocuklar  o zamana kadar ocağı yakmışlar, ızgaralar hazırdı..  

Kızıl Ada, Fethiye Körfezi’nin batında, insan yaşamayan, ama pikniğe  ve günlük dinlenmeye müsait bir yer. Kızılçam ağaçları her tarafı gölge yapıyor. Ada’da bir kişi  yaşıyor. O da deniz feneri bekçisi.. Yalnız, Ada’nın kuzeyinde bir koyu var. Koya gece vakti yatlarla gelip, serin serin orada geceleyenler oluyor .Biz de o adadan bir kaç saatliğine  balık ziyafeti  ile  istifade etmiştik.. 

“Hasan bey ölmüş” dediklerinde kızları; “babamı doğup-büyüdüğü köye defnedelim” demişler. Hasan bey Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Bezirgan (mahallesi) köyündendi. Cenaze  Üniversite Hastanesi  morgundan alınıp, Bezirgan’a  gelirken, biz de Fethiye’den  son görevimizi yapmak için yola çıktık.  

Bezirgan, Fethiye’ye 130 km kadar uzaklıkta. Biz bunu yakın sayıyoruz. Yakın olduğu için oraların yani Antalya’nın Batı tarafındaki köylerini biliriz. Zaman zaman yol üzerindeki  köylere  gitmişliğimiz de  vardır. 

Muğla ile Antalya’nın sınırı Eşen Çayı’dır. Çay’ın  hemen öte tarafında Kınık Beldesi (mahallesi )vardır Kanık'ı geçince’ Ova Beldesi (mahallesi) gelir. Ova’yı  geçince Margaz köyü gelir. Margaz’ın ismini değiştirmişler. Üzümlü koymuşlar. Sonra Fırnaz gelir. Onun da ismini değiştirmişler. Fırnaz, Yeşiköy olmuş. Sol tarafta yamaç  başında  İslamlar  vardır. İslamların eski ismi Modamya idi değiştirmişler Bezirgan’ın doğusunda Sidrek var. Sidrek, Sarıbelen  olmuş. Bezirganlılar; ”Allah’a şükür  bizim ismimiz değişmedi” dediler. Margaz’ın ismini değiştirilmesinde isabet olduğu kanısındayım. Bizim çocukluğumuzda orası üzümcülüğün ve pekmezciliğin merkezi idi. Herkes Margaz’dan pekmez almak isterdi. 

Bezirgan’na Kalkan’ın içine girmeden  hemen sola Elmalı yolunan sapılarak  gidiliyor. Sürekli yokuş çıkıyorsunuz. Bezirgan bir yayla köyü. Köylüler  kışın orada  pek oturmuyorlar. Tek tük oturan var gene de.. Ama aşağıda Kalkan’a yakın bir yerde bir de Sahil Bezirganı var. Kışın köylüler daha ılıman diye sahile iniyorlar. 

Akdeniz  ve Ege’de bu bir gelenektir. Veya zaruri bir iştir. Yaylaya  yazın çıkılır. Kısın sahile  inilir. Her köyün  bir sahili, bir de yazı vardır. Yani aynı köyün iki  yerleşim yeri olur. Fethiye’de bir Patlangıç vardır. Bir de Yayla Patlangıç.. Bir Sahil Karaçulha  vardır, bir de Yayla Karaçulha. İkisinin de muhtarı aynı adamdır.  

Bezirgan  da öyle. Köy(mahalle) dört tarafı dağlarla çevrili bir yer. Her yer dağ. Yalnız Kalkan’dan yana bir dağın yamacı iyice alçalmış. Sanki dağda bir gedik açılmış. İşte o gedikten yazın serin bir rüzgar eser, köy serinlermiş. Kışın  ise, o gedikten sert bir rüzgar esiyor. 

Dört tarafı  dağ olan köye dağlardan yüzyıllardır akan alüvyonlar  köyün topraklarını ihya etmiş. Köyün arazileri tam bir tarım arazisi.. Tarlalarda hiç taş yok. Hep, humuslu toprak.. 

Yalnız yerleşimde Bezirganlılar bir hata yapmışlar. Bütün evler, en verimli arazilerin  tam ortasına yapılmış. Tarım arazisi evlere feda edilmiş. Hâlbuki evler yamaçlara yapılsa, tarım arazisi heba olmaz Köyün yerleşimi  de buna müsait aslında. Ama bu kural unutulmuş. Fethiye’de bir Kayaköy vardır. Rum köyü. Kayaköy’ün bütün evleri yamaçlardadır. Ekip biçilen arazide hiç Rum evi yoktur.1924’te  mübadele olunca Rumlar, Yunanistan’a  gidince, evler sahipsiz kalmış. Bizim Türkler hemen fırsattan istifade Rum evlerinin kiremitlerini ve tavan iskeletlerini söküp götürmüşler. Şimdi Kaya köyü dört duvar evlerden  meydana gelir. Evler koruma  altına  alınmış. Ondan sonra köye Türkler yerleştirilmiş. Ama bizimkiler, evlerini ekin ekecekleri tarlalara  yapmışlar. Tarlaları batırmışlar.  

İmara önem vermek gerekir. Tarım arazileri  inşaattan kurtarılmalıdır. Adapazarı-İzmit arasındaki tarlalarda bunca fabrika yapıldığını görmek mümkün. Halbuki arkadaki dağların yamaçları inşaat yapmaya müsaittir. Biz buna riayet etmiyoruz. 

Neyse.. Bezirgan köylülerinin  yazın yaylaya çıkmaları, kışın sahile  inmelerinden bahsetmiştik.. Kışın havaların soğuması ile sahile inen köylüler, zahirelerini  ve eşyalarını yük olmasın diye sahile götürmezlermiş. Bunun için köyün batısına(bu sefer dağ yamacına) ev sayısı kadar ambar yapmışlar Herkes zahiresini bu ambarlara  koyar, eşyalarını da  zahirelerin  üzerindeki  çatı arasına koyarmış. Ambarların  başında da bir bekçi.. Emanet usulü  eşya yerleşimi yani. 

Ambarlar şimdi de var. Gittik. Ambarların  olduğu yeri gördük. Köyde 50 sene önce bizim de ambarımız vardı. Ambarlar umumiyetle  4 gözlüdür. Bir gözüne buğday, bir gözüne arpa, bir gözüne yulaf, bir gözüne de mısır konur. Ambarlar, düz toprağa  konmaz. Altına büyük latalar ve büyük taş yığınları konarak toprak ile teması kesilir. Köylüler, kışın giderken zahirelerini  gene ambarlara koyuyorlar. ”Artık eşya koymuyoruz ”dedi köylünün biri.. “Ambarlarda bekçi de olmuyor” dedi. Bekçi olmaması  hoşuma  gitti. Kimsenin zahire çalmaması iyi bir medeni seviye.. 

Şubat  ayında Bezirgan köyünde Hasan Bey’in köy evinde O’nu uğurladıktan sonra, bahçede ve dışarıda  oturduk. Hem de yaylada. Hava o kadar güzeldi. Hasan’ın 94 yaşındaki  dinç ve güçlü anası; “Ah oğlum sen gittin de  ben yalnız kaldım“ diye ağıt yaktı. 

Ruhun şad olsun Hasan.. 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya