Bu yazımızda beynelmilel politikayı ve PKK’yla arasındaki ilişkiyi değerlendirme niyetindeyiz.
11.03.2021 04:54
1 yorum
1.542 okunma
TÜRKİYE, BEYNELMİLEL POLİTİKA ve AHMAK PKK!
Mehmet Aktan

 Bu yazımızda beynelmilel politikayı ve PKK’yla arasındaki ilişkiyi değerlendirme niyetindeyiz.

 Değerli okuyucu;

Siyonizm’in nihai hedefine göre; Arz-ı Mevud (Vaadedilmiş Yer) adıyla Muharref Tevrat’ta geçen ve güya Allah tarafından Yahudilere vaat edilmiş olan Nil’den Fırat’a uzanan büyük İsrail Devletinin kurulacağı, Türkiye topraklarının doğu ve güney doğu kısmını da içine alan bu yerler, Anti-Siyonist unsurlardan temizlenerek Siyonist emeller gerçekleştirilmek üzere Yahudi Devleti’nin kurulacağı yerler kapsamındadır.

Bu bölge başka unsurlardan temizlenip Siyonistlere sunulacak, Siyonistler Nil’den Fırat’a uzanan bu bölgede Büyük İsrail Devlet’ini kuracaklar, Kudüs’teki Siyon Tepesi’nden Yahudilerin Efendi, tüm diğer insanların da köle olduğu bir dünya nizamı kurup dünyayı yöneteceklerdir. Ana hatlarıyla Siyonizm budur. Siyonist emellerin gerçekleşmesi yolunda Makyavelist bir metot, yani amaca ulaşmak için her yol mubahtır düşüncesi geçerlidir.

Siyonizm’in emellerinin gerçekleşmesi için, Arz-ı Mevud üzerinde bu emellere karşı duracak, engel teşkil edecek her şey yok edilmelidir.

İslam coğrafyası ve bilhassa Ortadoğu’da savaşların, iç karışıklıkların, kardeş kavgalarının, ateş, kan ve gözyaşının hiç dinmemesinin arkasında yatan asıl sebep budur!

Filistin, Lübnan, Irak, Suriye, İran, Türkiye ve komşu devletlerin onlarca yıldır baş ağrılarının dinmemesinin asıl sebebi de budur!

Denilebilir ki; dünyadaki üç buçuk Yahudi, bu mel’aneti nasıl becerebilecektir? 

Batı medeniyeti; para, bilim, teknoloji ve sömürüye dayalı maddi medeniyetten ibarettir. Maddi medeniyetin unsurları olan para, bilim, teknoloji ve sömürü ise büyük ölçüde beynelmilel Yahudi Sermayesinin kontrolündedir. Siyonizm, bu vasıtalarla güce dayalı bir dünya düzeni tesis etmiş ve sürdürmektedir.

Dünyanın süper gücü konumundaki A.B.D. Yönetimi, parayı elinde bulunduran, buna bağlı olarak finans sektörünü, medyayı, kültür ve san’atı, silah sanayiini, tarım sektörünü, özetle tüm ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasi faaliyetleri yönetmekte olan Yahudi Sermayesi’nin istekleri doğrultusunda şekillenecektir. Siyonist güç marifetiyle tesis edilen yönetim, aynı gücün kontrolünde faaliyetlerini sürdürmek durumundadır.

Sonuçta A.B.D. yönetimi, Yahudi talepleri dışında bir politika yürütemez. Bu tespiti yapmadan, A.B.D.nin nasıl olup da, Türkiye gibi Dünyanın sayılı güçlerinden olan bir müttefiki dururken, bir terör örgütüne on binlerce tır dolusu silah ve mühimmatı bedava verdiğini, üstüne de sair ihtiyaçları için bütçeden yüz milyonlarca dolar tahsisat ayırdığını, siyasi, askeri ve ekonomik olarak açıkça desteklediğini bir türlü anlayamayız!

A.B de; bizimle müzakere halinde iken, her ahval ve şartta terör örgütünün yanında olur, buna da bir anlam veremeyiz!

A.B.D. bir süre önce, Suriye’nin kuzeyinden çekilmeye karar verdi. Neden böyle bir karar verdi bunu da anlayamadık!

Sosyal medyada, Rus lider Putin’in İsrail’i ziyareti sırasında İsrail Başbakanı Netenyahu’nun Putin’i karşılamasıyla ilgili bir video dolaşıyor. İsrail devlet başkanlığından bir teşrifatçı Putin’i karşılıyor, alıp Netenyahu’nun makamına götürüyor, Netenyahu makamında otururken Putin’e elini uzatıyor, Putin de Netenyahu’yla bu şekilde tokalaşıyor ve yanına oturuyor! Sosyal medyaya “Netenyahu’nun Putin’i karşılaması” gibi yazılırsa bu video izlenebilir. Kuzey Suriye’de, İsrail menfaatlerinin A.B.D. tarafından değil de, Rusya tarafından korunmaya devam edilmesi, Beynelmilel Politika’nın taktik talimat değişiklikleri sonucu gerçekleşmiş gibi gözüküyor. Zira Rusya’nın zaten Suriye’de bir askeri varlığı var. A.B.D'ye gerek yok. İki süper gücün Suriye’de karşı karşıya gelmesi gerekmez.

Genel kanaat; Siyonizm’in en çok A.B.D'de sonra da A.B. ülkelerinde etkin olduğuna ilişkindir. Bu konuda Rusya pek akla gelmez. Oysa, anlatmaya çalıştığım video, Siyonizm’in Rusya'da da ne ölçüde etkin olduğu konusunda bir fikir verir sanırım. Beynelmilel Yahudiliğin Çin üzerinde de ciddi bir etkisinin olduğu ifade edilmektedir.

1948'de; dünyanın dört bir yanından derlenip toplanarak “İsrail” adıyla avuç içi kadar bir toprak parçası üzerinde kurulan bir devletin kısa zamanda dünyanın tüm süper güçlerinin ağabeyi pozisyonunda olması ilk bakışta aklın alabileceği bir şey değil. Ancak, bu çağda süper güçlerin politikasına maddi medeniyetin hâkim olması, maddi medeniyetin kaynağının sermaye, sermayenin de Beynelmilel Yahudiliğin kontrolünde ve elinde olması, akıl almaz gibi gözüken konuları, aklın gereği olarak vuzuha kavuşturuyor.

İstisnalar dışında sadece süper güçlerin sahip olduğu nükleer silah, güçlü ekonomi ve savunma, küresel siyasi güç olma, küresel kültür ve san’at etkinliği bir zamandan beri İsrail’in kullanageldiği enstrümanlar arasında.

Osmanlı’yı iki asır öncesinden itibaren yıkmaya çalışan güçlerin başında Siyonizm var. Siyonizm; sahip olduğu öz güçlerin yanında Masonluğu da emelleri doğrultusunda kullanıyor. Yahudi olduğu bilinen insanların Yahudi toplumu dışındaki toplumlarda fazla etkili olamayacağı düşünülmüş olmalı ki, o toplumun fertleri arasından ideolojik profili uygun olan ve zeki, yetenekli ve konum itibariyle etkili mevkilerde bulunanlardan seçip ayarttıkları kişileri Masonluk teşkilatına dahil ederek, kendi emelleri doğrultusunda hizmet ettirebiliyorlar.

Faaliyetleri esnasında, rüşvet, torpil, iltimas, ikrah, tehdit, şantaj gibi tüm gayri meşru yollardan yararlanıyorlar. Çünkü Siyonizm Makyavelist Metodu benimsemiştir, Makyavelist metoda göre ise amaca ulaşmak için her şey mubahtır.

Değerli okuyucu;

Yazdıklarım bir komplo teorisi, bir felaket senaryosu değildir. Sadece düşmanı iyi tanımak, gücünü gözde büyütmemek ama küçük de görmemek prensibi adına gerçekleri ortaya sermek amacına yöneliktir.

Pekâlâ, düşmana karşı bizim sahip olduğumuz güç, imkân ve kabiliyetler nelerdir?

Öncelikle güç mukayesesi yaparken, tarafların güçlerini manevi ve maddi olmak üzere iki kategoride incelemek gerekiyor. Ayrıca incelemeye konu güçleri olduğundan ne küçük ve ne de büyük göstermemek gerekiyor.

Manevi olarak bizim sahip olduğumuz güçleri ele alırsak; Her şeyden önce, yüzde yüz haklı bir inancın müntesibiyiz. Haklı olmak ise en büyük avantajdır. Bu nedenledir ki; düşmanın bizi yıkıldı, bitti zannettiği her durumda hiç beklenilmediği şekilde ayağa kalkabilmiş ve düşmandan kat kat daha zayıf ordularla, düşmanı mağlup edebilmişizdir. Çanakkale’de Milletimiz ve ordumuz inanılmaz bir performans göstermiş düşmanı mağlup etmiştir. Çünkü, ölürsem şehit kalırsam gazi diyen askerlerden müteşekkil bir orduyu mağlup etmek gerçekten mümkün olamaz.

Karşımızdaki düşmanın ise böyle bir avantajı yoktur. Çünkü, Hak’ka dayanmayan bir inancın mücadele ve dayanma gücü son derecede sınırlıdır.

Burada üzerinde durmamız gereken en önemli husus; İnsanımızın inancının zayıflamamış, gücünü kaybetmemiş olmasıdır. Aksi halde, Söğüt’deki bir avuç yiğidin kurup büyüttüğü, üç kıtaya hükmeden bir büyük devlet haline getirdiği Osmanlı, sadece hayallerimizi süsleyen bir vakıa olarak kalır. Biz de mezar taşlarıyla öğünür dururuz!

Hal-i hazır durumda dahi manevi bakımdan düşmanlarımızdan çok çok üstünüz. Yeri geldiğinde “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” diyenlerimiz çok şükür çoğunlukta!

Düşman ise; Kendilerini Efendi, tüm insanlığı köle sanan tamamen haksız, asılsız, kendini beğenmiş, hiçbir haklı dayanağı bulunmayan batıl bir inancın yani Siyonizm’in başını çektiği, komünizm, kapitalizm, faşizm, sosyalizm gibi bir sürü başka batıl inanç müntesiplerinden oluşmuş Hak düşmanı toplum ve topluluklardan müteşekkil bir güruh!

Manevi güç konusunda Biz; düşmanlarımızla kıyaslanamayacak şekilde üstünüz, Hamdolsun! Bu üstünlük “Dünya beşten büyüktür” parolası ışığında Ülkemiz’e dış siyaset alanında önemli sempatiler kazandırmış, yeni bir B.M. tesisi noktasında hatırı sayılır bir atmosfer oluşturmuştur.

Maddi güç noktasında ise; Türkiye’miz, son zamanlarda önemli başarılar elde etmiş ve etmeye de devam ediyor. Savunma sanayiindeki kazanımlarımız, Terörle mücadelede, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, doğu Akdeniz’de, Azerbaycan’da dostu sevindiren, düşmanı ise kara kara düşündüren hamlelere dönüşmüştür.

Ne var ki caydırıcı güç olma noktasında nükleer silaha sahip olmayışımız, elbette düşündürücüdür.

Ülkemiz’in tarihi, coğrafi konum ve stratejik özellikleri de güçlü olduğumuz takdirde ilave bir avantaj sağlayacaktır. Ama zayıf olduğumuz zamanlarda ise yazık ki dezavantajımız olacaktır.

Milletimiz;

Kendisine biçilen Batı Uyduluğu rolünü terk etmiş, kendi tarihi kimliğine kavuşmuştur. Tüm engellemelere rağmen İçte ve dışta Milli Kültürümüzün hadimi olma yolunda hız ve azimle ilerlemektedir. Tabular birer birer yıkılmaktadır.

Abdulhamit Han Hazretleri'nin "Kızıl Sultan" olmadığını, yıkılmakta olan bir Âli Devlet'i zeka, basiret, feraset ve dirayetiyle 33 sene ayakta tutan büyük bir devlet adamı olduğunun farkına varılmıştır.

İttihat Terakki'nin bir Siyonist proje olduğu tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır.
Batı'nın bize dost olmadığı, buna mukabil, sömürgeciliğin, zulmün, soykırımın, katliamın ağababası olduğu gün yüzüne çıkmıştır.
Türkiye mazlum milletlerin umudu olmuş, hak ve adalete dayalı yeni bir dünya düzenini tesis etmesi dört gözle beklenmektedir.
Türk ve İslâm alemi Türkiye'nin etrafında kümelenme yolundadır. Hamdolsun.
Türki Cumhuriyetler, Afrika'nın Müslüman mazlum milletleri, ferasetli Arap ülkeleri bazı Balkan ülkeleri ve diğer mazlum milletlerin Ülkemize yöneldiklerini görebiliyoruz.  

Dost, müttefik ve sempatizan ülkeler sayesinde İsrail'in Kudüs'ü başkent yapma hamlelerine karşı Türkiye'nin topladığı B.M'de 8'e karşı 128 oyla A.B.D. ve İsrail kınandı!

Bu sebeple telaşlanan düşman, içerde ve dışarda yeni tertipler arayışında.
Ancak Hak gelecek ve batıl zail olacak! Korkunun ecele faydası yok! Siyonizm”in paralı askerlerine karşı, "Ölürsem şehit kalırsam gazi" mefkûresini taç edinmiş olan İslam askeri!

Türk Lirasının değerini eskiden olduğu gibi manipülasyonla düşüremiyorlar. T.L.nın satın alma paritesine göre değerinin Euro ve Dolardan daha aşağı olmadığı hızla anlaşılıyor.
Ekonomimiz eskisi kadar kırılgan değil. İnsanımızın hayat standardı kayda değer ölçüde artıyor. Güneş, rüzgâr ve nükleer enerji konusundaki gelişmelerle petrole bağımlılığımız azalıyor. Elektrikli otomobil yapımı nedeniyle de, petrole bağımlılığımız azalacak. Bordan üretilecek Lityum bataryası dünyanın bu konudaki ihtiyacına da cevap verecek İnşaallah!
Karadeniz'de bulunan doğal gaz rezervi, doğu Akdeniz ve Karadeniz'de devam eden aramalar geleceğe ilişkin umutlarımızı da güçlendiriyor.

Dış ticaret açığının giderek azalmasıyla İnşallah yakında denge sağlanacak, böylece dövize olan ihtiyacımız da sıfırlanacaktır. Böylece T.L.nin değer kaybetmesi de, yüksek enflasyon da son bulacaktır.

 Bu genel bakıştan sonra PKK ve Beynelmilel Siyonist politikayla ilgili genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.

40 yıldır Aziz Milletimiz’in başına bela olan, on binlerce şehidimize, yüzbinlerce gazimizin kanına girmiş olan, onca yıldır Devlet’imizin ve Milletimizin kafasını meşgul edip emek ve mesaisini sömüren, yüz milyarlarca lira sarfına neden olan bu mel’un ve menfur yapıyı ayrıntılı olarak tanımamız gerekiyor. Düşmanı iyice tanıyalım ki, mücadelede başarılı olalım ve mağlup edebilelim. Her ne kadar hamdolsun sonu gelmiş gözüküyorsa da, en azından şimdiye kadar neyle mücadele ettiğimizi bilmemizde yarar var.

Öncelikle PKK, bir proje yapıdır. Onlarca sefirimizin kanına girmiş olan ASALA söndükten sonra onun yerine ikame edilen bir cinayet şebekesidir. 

-PKK’ nın kuruluş amacı nedir?

PKK; Vadedilmiş Topraklar üzerinde bulunmaması gereken Türkiye’yi yıkıp yok etmeye matuf bir Siyonist projedir.

            -İdeolojik yapısı nedir?

            Marksist-Leninist yani komünist bir ideolojiye mensuptur.

            -Gerçek amacı nedir?

PKK kurucuları ve yöneticilerince her ne kadar, bölgede bir Kürt Devlet’i kurmak istedikleri ifade ve zannedilmekte ise de, Türkiye’yi parçalamak, nihayetinde yıkmak asıl amaçtır. Marksist-Leninist öğretide din ve milliyete yer yokken, Marksist-Leninist PKK'nın Kürt Devleti kurma hayali de nereden çıkmıştır? Kürt Halkını başka türlü nasıl kandıracaklardı ki?  

-Varlığını neye, kimlere borçludur?

Varlığını ve faaliyetlerini son tahlilde beynelmilel Siyonist sermayeye borçludur.

            -Başarı şansları var mıdır?

            Devlet’imizin başarılı çalışmaları sonunda, PKK'nın zerre-i miktar başarı şansı bulunmamaktadır. Tam tersine PKK yok olmak üzeredir. Hamdolsun.

            -Peki neden faaliyetlerine devam ediyorlar?

Çünkü PKK’nın yöneticilerinden, en alt kademedeki zavallı mensuplarına kadar hemen hepsi, beyinleri yıkanmış, uyuşturucuyla, cesaretlendirici haplarla insanlıktan çıkarılmış robotlaştırılmış durumdalar.

O nedenle PKK'dan insan fıtratına uygun davranışlar beklemek doğru olmaz. Sadece PKK'dan değil destekçilerinden de insani davranışlar beklemek yanlıştır.

En baş destekçisi olan A.B.D. yöneticilerinin beynelmilel sermayenin telkin, teşvik, tehdit, ikrah ve şantajlarıyla malül kafaları, makul düşünce ve fikir üretemezler. Bu nedenle, Amerikan halkının menfaatleri doğrultusunda karar vermeleri de mümkün değildir.

Siyonist hedefler doğrultusunda A.B.D.'nin ekonomik, askeri ve siyasi gücü seferber edilmektedir. Bu nedenle, PKK yöneticileri bir süre daha kendilerine sağlanan para ve maddi imkanlarla statükoyu devam ettireceklerdir. Ne var ki, piyon durumundaki robotlaştırılmış PKK mensupları yok olacak, bu da ne Siyonistlerin ne de başka kimsenin umurunda olmayacaktır. Belki aklı başına gelip pişman olanlar canlarını kurtarabileceklerdir.

Yazı başlığımızda TÜRKİYE, BEYNELMİLEL POLİTİKA ve AHMAK PKK sözcüklerini kullanmamızın sebebi budur.

Allah’ın izniyle Milletimiz yaşayacak, düşmanları kahrolacaktır.

Yaşasın Müslüman Türk Milleti, Yaşasın tüm Müslüman Milletler Topluluğu!

Kâfirlerin planları varsa, elbette Yüce Rabbimizin de planı vardır. Allah yar ve yardımcımız olsun! Âmin!

Av. Mehmet AKTAN

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
teşekkürler
Elinize ,dilinize,yüreğinize sağlık .Allah'a emanet olun.
Yorum Ekleyen: Şükrü Başkurt     14.03.2021 23:27:22
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya