Bir yazımızda “SİYASET NEDİR NE DEĞİLDİR?” Sorusuna cevap bulmaya çalışmıştık. O yazımızda özetle siyaseti; “Bir toplumu, tespit edilmiş ideal hedeflere ulaştırmanın ilim ve san’ atıdır” diye özetlemiştik.
19.03.2021 10:43
1.558 okunma
SİYASETTE İNSAN KENDİSİNİ NEYE GÖRE KONUMLANDIRMALI?
Mehmet Aktan

POLİTİKADA İTTİFAK KRİTERLERİ NELERDİR?

Bir yazımızda “SİYASET NEDİR NE DEĞİLDİR?” sorusuna cevap bulmaya çalışmıştık. O yazımızda özetle siyaseti; “Bir toplumu, tespit edilmiş ideal hedeflere ulaştırmanın ilim ve san’atıdır” diye özetlemiştik.

Ne olmadığıyla ilgili olarak da; Batı’dan ithal ettiğimiz politika anlayışı olmadığını, bu manada, gayri milliliğin, köksüzlüğün, yabancı hayranlığının, ayak oyunlarının, düzenbazlığın, ikiyüzlülüğün, menfaatperestliğin, ilkesizliğin, mukallitliğin, amaca ulaşmak için her şeyi mubah görmenin, saygısızlığın, edepsizliğin, egoizmin, makam perestliğin, hırs ve öfkenin yarış ve savaş alanı olmadığını ifade etmiştik.

İnanç ve kültürümüze samimiyetle bağlı bir insanın, iman, ilim, ihlas, ibadet, Hak’ka yaraşır ameller, “emr-i bil maruf, nehya-ül münkerle mes’ul” olduğunu düşünürsek, haklı veçhli siyaset yapmakla da vazifeli olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Zira, siyaset yapılmadan devlet olunmaz. Devlet olmadan insan ve topluma sahip olunamaz. Devlet olmayınca şer güçler, devlet olup, insan ve topluma zulmü kaim kılarlar. Çünkü adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Adalet isteniyorsa, inancımızın dünyevi hükümlerinin insan ve toplum hayatına kaim kılınması gerekir. Bunun için inancımızın Devlet olması icap eder. Devlet olmak için ise siyaset elzemdir.

Siyaset her Müslümana kendi çapında vaciptir. Kimisi, devlet başkanı olarak görev ifa eder, kimisi de oy vererek siyaset yapmış olur.

Bu noktada; insanın kendi siyasi kimliğini analiz edip, hangi siyasi ekol, hangi siyasi grup içinde siyaset yapması gerektiğine karar verip siyasi faaliyetlerini orada ifa etmesi gerekiyor. Mahiyet itibariyle, siyasi kişiliğine uygun bulunmayan siyasi bir gruba, o grup liderince kendisine değer verilmiş olmak, gruba davet edilmiş olmak, geleceğini o grupta görmek, o grupta daha etkin olacağına inanmak yahut mensup olması gereken grupta birilerinin kendisine kötü davranmış olması, itmesi gibi indi mülahazalar ve duygusal saiklerle, aslında siyasi kişiliğiyle hiç te uyuşmayan gruplara intisap etmek doğru bir siyasi yaklaşım değildir.

Bu konuya örnek olarak uç bir örnek olmakla birlikte Asr-ı Saadette Peygamber (S.A.S.) Efendimize Ebu Talip aracılığıyla müşrikler tarafından yapılan “…Muhammed, Peygamberlik davasından vazgeçsin, O’na Mekke’nin anahtarlarını verelim, Mekke’nin en güzel kadınlarını verelim, ne kadar mal mülk isterse verelim! ” şeklindeki tekliflere, Efendimiz’in (S.A.S.) “ Sağ elime güneşi, sol elime de ayı verseler, yine de davamdan vazgeçmem! ” şeklindeki cevabını gösterebiliriz.

Kişinin kendisini siyasi konumlandırmasındaki ilk ölçü, hayat ve kâinat inancıdır. Akaiddir. Akaid açısından kendisine en yakın olan siyasi grubu seçmesi esastır. Arkasından stratejik açıdan, sonra taktik açıdan en yakın olanı ve en nihayet, siyaset anlayışı açısından en yakın olanı seçmesi doğru olanıdır.

Akaid, yaşama metodu (Usulü) , siyasi strateji, politik taktikler ve günlük politikalar yukarıdan aşağıya doğru öncelik sırasına riayet edilerek değerlendirilip, en uygun seçim yapılmalıdır. Bu usule riayet edilip, kriterlere göre değerlendirme yapılarak yapılacak bir seçim, ancak doğru seçim olacaktır. Aksi durum bizi yanlış bir seçime götürür. Mesela; Bizimle Akaid (İnanç) açısından ayrışan bir grupla, akaidden sonra gelen kriterler açısından uyum sağlansa bile, böyle bir gruba intisap etmek doğru bir seçim olamaz.

Uygunluk denetimine en baş kriterden başlayıp, sırasına göre diğer kriterlere göre de değerlendirme yaptıktan sonra hangi gruba intisap edileceğine karar verilmesi doğru olandır.

Yapılan değerlendirmelere göre, intisap etmeye değecek bir grup bulunmazsa, illa da intisap etmek gerekmez. En uygun olan grubun sempatizanı olarak siyaset yapmak da yerinde bir tercih olabilir.

POLİTİKADA İTTİFAK KRİTERLERİ NELERDİR?

Yazımızın bu bölümünde ise “Siyasi grupların ittifak politikalarında göz önünde tutulması gereken ölçüler neler olmalıdır?” konusu üzerinde durmak istiyorum.

İTTİFAK NEDİR?

İttifak; Halen çarpışma halinde bulunulan, ya da çarpışılması pek yakın gözüken düşman karşısında, mağlubiyeti mukadder gibi gözüken bir gücün, muhtemel mağlubiyetten kurtulmak yahut daha az zayiat verme düşüncesiyle başka güçlerle öz gücünü koordine etmesine ittifak denir.

İttifak edilebilecek güçler, öncelik sıralamasına göre;

1-Dost kuvvetler, itikadî anlamda birlik ve beraberlik halinde olduğunuz güçler,

2-Dost olmamakla birlikte düşman da olmayan kuvvetler,

3-Size saldırması pek yakın, ya da saldırı halinde olan düşman güce düşman olan güçler (Halen saldırı halinde ya da saldırısı yakın düşmanınıza düşman olan güçler)

4-Sizin de düşmanınız olan, ancak, hal-i hazırda acilen size saldırması söz konusu olmayan güçler.

Bu dört kategori güçlerle öncelik sıralamasına ve ihtiyaca göre ittifak yapılabilir. İttifak politikası siyasetin gereğidir.

Ancak, ittifak yaparken, ittifak yapacağımız güçleri bize yakınlık derecesine göre değerlendirmeye tabi tutmadan ittifak yapma yoluna gidersek, bu ittifakın sonu bizim için hüsran olur.

Yine çok uç bir örnek vermek istiyorum; Devletimizle, Milletimizle halen çarpışma halinde bulunan, düşmanımız olduğunda hiçbir tereddüt bulunmayan P.K.K. , H.D.P. vs. bileşenleriyle ittifak yapılırsa, bu ittifakın hangi asıl ve muaccel düşman güce karşı yapıldığı konusu gündeme gelir ve bu soruya verilebilecek bir cevap yoktur! P.K.K. , H.D.P. ile ittifak yaparsak, P.K.K.nın diğer müttefiklerine söz söyleme imkanımız tamamıyla ortadan kalkacaktır. Bu kapsamda; P.K.K.yı siyonist emeller doğrultusunda 40 sene öncesinden başımıza bela eden, siyonizm’in kuklası olarak P.K.K.ya sınırsız, askeri, siyasi ve mali yardımda bulunan A.B.D. yönetimi, A.B. ülkeleri, Rusya vs. tüm destekçileriyle de müttefik olmuş olmayacak mıyız? (Sair ittifak konuları ayrıca değerlendirmeye tabi tutulur.)

Bizim hal-i hazırda çarpışma halinde olduğumuz asıl ve acil düşman P.K.K. H.D.P. vs. bileşenleridir. İttifak yapılacaksa P.K.K. H.D.P. vs. bileşenlerine karşı olan güçlerle ittifak yapmamız gerekmez mi? Bu gereğin tam tersi bir ittifak politikası düşmanla ittifak etmek değil midir? Böyle bir ahmaklık nerede görülmüştür?

Devlet ve Millet düşmanlarıyla ittifakı, kadim bir politika haline getirmiş bulunan C.H.P.yi bir kenara koyarsak, başka hangi partinin düşmanla ittifakı mazur görülebilir? Seçim kazanmak gibi bir gaileyle düşmanla ittifak edilebilir mi? Böyle bir ittifak politikasının es kaza seçim kazandırdığını varsayalım: Düşmanla ittifak politikası izleyenleri Allah, tarih ve Millet affeder mi?

Özetlemek gerekirse: P.K.K. H.D.P. vs. bileşenleriyle Ülkemiz’deki manevi ve milli değerlerine bağlı hiçbir siyasi grup ittifak yapamaz! Zira, ittifak arayışlarının asıl ve muaccel düşmana karşı olan gruplar arasında yapılması gerekirken, asıl ve muaccel düşmanla ittifak yapılması akla ziyan, hilkat garibesi bir haldir. Ve neticede asıl düşmanla ittifak yapanı da Aziz Milletimiz’in asıl düşmanı kategorisine dahil eder!

Böyle bir davranışın hiçbir gerekçesi asla ve kat’a olamaz!

Büyük şehir belediye başkanlıklarının, hatta Cumhurbaşkanlığı’nın kazanılması gibi hedef ve Saikler, hal-i hazırda çarpışmakta olduğumuz bir düşmanla ittifak düşüncesini mazur gösteremez!

Değerli okuyucu; Bu yazılanlar, Vatan, Millet, Sakarya sözcükleriyle ifade edilen hamaset sözcükleri değildir! Siyaset ilminin işaret ettiği salt hakikatlerden ibarettir. Yanlışım varsa, (ki elbette olabilir) lütfen yorumlarınızla düzeltip bana yön ve yol gösteriniz.

Her gün TV kanallarında boy gösteren onca tartışmacının, P.K.K. HDP vs. bileşenleriyle hangi muaccel ve asıl düşmana karşı ittifak yapıldığı sorusuna cevap aramaması akıl almaz bir garabettir! Basiretler bağlanmış, ferasetler kör olmuş gözüküyor!

Değerli okuyucu; Bu nokta sözün bittiği yer.

18 Mart Şehitleri Anma Günü vesilesiyle; Şehitlerimizin şehadetlerinin makbul olmasını, bizlerin de şehitlerimize layık, onların hatırasına saygılı kullar olmamızı Yüce Rabbimizden diliyorum. Şehitlerimizi minnet ve şükranla yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun İNŞALLAH.

Siyasetçilerimize, okur-yazarlarımıza, Allah’tan ilim, irfan, ihlas, feraset ve basiret niyaz ediyorum.

Vatandaşa da sabır ihsan etmesini diliyorum. Allah’ a emanet olunuz. 18.03.2021

Av. Mehmet AKTAN

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya