Sevr, Mondros, Lozan ve Montrö Antlaşmalarının hepsinin ortak özelliği, galip emperyalist devletlerin bize zorla dayatmalarıdır.
14.04.2021 03:16
3 yorum
1.794 okunma
MONTRÖ’YÜ MÜ YOKSA EMPERYALİSTLERİN HAKLARINI MI SAVUNMAK
İlhan Akkurt

Sevr, Mondoros, Lozan ve Montrö Antlaşmalarının hepsinin ortak özelliği, galip emperyalist devletlerin bize zorla dayatmalarıdır. Lozan ve Montrö’nün ilk ikisine göre biraz farklı olarak, emperyalistlerin istediklerini aldıktan sonra bize lütfettikleri haklarımızdır. Lozana göre, iki boğazımızın geçici olarak bir komisyonun yönetimine bırakılmış olup, bizim boğazların iki yanına 15 Km. mesafeye kadar asker bulundurma hakkımız bile yoktu. Türkiye’nin dolayısıyla Cumhurbaşkan’ı olan M. Kemal’in girişimiyle bu geçici antlaşma, 1930 yılında İsviçre’nin Montrö kentinde 20 yıl geçerli olacak bir şekilde yeniden düzenlenmişti. Montrö Sözleşmesine Türkiye'nin yanı sıra Bulgaristan, Fransa, İngiltere, Avustralya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya imza attı.

     Sözleşmeye imza atan ülkeler-(Resim-BBC Türkçe Haberler)       

Bu yeni düzenlemeye göre boğazların kontrolü Türkiye Cumhuriyeti’ne devrediliyordu. Bu durum Lozan’a göre daha iyi bir kazanımdır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin boğazları nasıl yöneteceğini yine galip devletler belirlemişti. Bize düşen yedieminlik gibi bir şeydi. Mesela bu gün Mısır Süveyş Kanalı’ndan yılda gemi geçişlerinden 5 milyar dolar kazanırken, bize boğazlarımızdan geçen gemilerin pisliği ve verdikleri kaza zararları kâr kalmaktadır. Dünyada bütün gemilerin bedava geçtiği tek boğaz bizim boğazlarımızdır. Ancak geçişte klavuz kaptan isteyen gemiler bir ücret ödüyor, bu da isteğe bağlıdır.

Şimdi gelelim Montrö konusunda bir yerlerden düğmeye basılmış gibi seri halde yayınlanan bildirilere. Konuyu tetikleyen İstanbul’a ikinci bir deniz kanalı açma girişimi olmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aralık 2019'da yaptığı bir açıklamada "Bir İstanbul boğazımız var. Siz Independenta (1979 yılında boğazda yanan geminin adı) olayını unutuyor musunuz? Hepsinden öte Montrö Anlaşması Türkiye'ye ne kazandırmıştır ne kaybettirmiştir? Bunu hiç düşündünüz mü?" demişti. Diğer bir açıklamada, Erdoğan, "Montrö Sözleşmesi'nin siyasi tehdidine" dikkat çekmişti.

Vay sen misin Montrö’yü ağzına alan, Ocak 2020'de 126 emekli büyükelçi Montrö'nün tartışmaya açılmaması gerektiğini belirten ortak bir açıklama yaptı. Her nedense, sanki boğazlardaki haklarımızı birilerine satan var gibi, büyükelçilerin ortak açıklamasında, Kanal İstanbul Projesi’nin Montrö Sözleşmesi'ni tartışmaya açacağı ve bu durumun Türkiye'nin boğazlar ile Marmara Denizi üzerindeki mutlak egemenliğini kaybetmesine yol açacağı belirtildi. Ardından 104 general tozu dumana kattı ve ayni konuda hükümete veryansın  etti. Buna bağlı olarak “Atatürkçülük elden gidiyor” söylemleri. Bu yetmedi arkadan 96 eski milletvekili ayni söylemlere destek veren bildiri yayınladı.

İnsan bunlar nasıl aydın, nasıl elçi, nasıl amiral ve vekil anlamakta güçlük çekiyor. Sanki ülke satılıyor gibi feveran ediyorlar. Hele ülkemizin bir çok yönden haklarının canla başla savunulduğu bu dönemde... Hani bu hükümet milli çıkarlarımıza duyarsız olur anlarım. Bu girişimlerin, ülkemizi bu zor konjöktürde küçük düşürmekten başka bir yönü yok. Hükümetimiz Suriye’de, Libya’da, Irak’ta, Ak Deniz’de Afrika’da canla başla eski haklarımızın geri kazanımı konusunda ter dökerken “Buralarda ne işimiz var” diyenlerin derdi ne anlamak zor değil. Tamam, kimsenin bir itirazı yok. Montrö kaybolan haklarımızın bazılarını elde etmek adına bir kazanımdır. Ortada bunlardan taviz verecek bir durum yok. Zaten geçerliliği 20 yıl olan ve sözleşmedeki 28. maddeye göre, imzacı bir ülkenin “Ben bu sözleşmenin yeniden düzenlenmesini talep ediyorum “ demesiyle değişimi mümkün olan bu sözleşme için koparılan fırtınayı anlamak zor. Demek ki daha ileri bir hak için değiştirme teklifi yapsak, içimizde birileri “İSTEMEZUK” diye ortalığı ayağa kaldıracak. Peki, Karadeniz’de bize karşı bir savaş olursa, Nato’dan yeterince deniz desteği isteyebilir miyiz? ABD Karadeniz’e 2 adet savaş gemisi geçirmek için bildirim yaptı. Bu gemiler Karadeniz’de en fazla 21 gün kalabiliyor. Diyelim ki daha fazla kalmak istedi. Bu gemileri kim geri çıkaracak? Ya da Montrö Sözleşmesi var diye bugün Rusya ile Ukrayna yarın bir başkaları savaşı göze alamayacak mı? Bu durumda Montrö’nün bize ne faydası var? İnsan düşümeden edemiyor “Bunlar kimin haklarını koruyor?” Demek ki bunlar gücümüz olduğunda Lozan’a bile dokundurtmayacaklar.

Gelelim kanal İstanbul’a. Çalıştığım iş yeri Çanakkale Boğazı’nın Marmara tarafından ağzında. Büyük bir limana sahip ve gemiler üretilen demir-çeliği yükleyip, bütün dünyaya taşımaktadır. Ben de limanın önünde biriken gemilere bakarak “Gemiler yine birikti işler iyi gidiyor. Piyasa açıldı“ diye düşünürdüm. Bir gün üretim müdürü arkadaşa “Bu günlerde gemiler fazla işler yolunda galiba” dediğimde bana cevaben “Yok işler kötü sipariş az” deyince “Bu gemiler burda ne bekliyor dediğimde “Onlar boğazdan geçiş sırası bekliyor, bizimle bir alakası yok “ deyince durumu anlamıştım. Boğazlardan yılda 43 bin, günde 117 gemi geçiyormuş. Süveyş Kanalı ve Panama Kanalı gibi ticari geçiş koridorlarında bile gemi geçiş sayısının sırasıyla 17 bin ve 13 bin civarında olduğu ifade edildiliyor. İstanbul boğazında gemi geçişleri sırasında bir sürü gemi kazası oluşmaktadır. Bunları dip nottan okuyabilirsiniz.1 Hem Çanakkale hem de İstanbul Boğazları bu trafiği çekmesi artık zor. Ayrıca bu yeni kanallar hem paralı olacak hem de geçiş kurallarını tamamen biz koyacağız. Uzmanlar Kanal İstanbul’un maliyeti 10 milyar dolar civarında olup, kendisini 5 ile 10 yıl içinde amorti edeceğini söylemektedirler.  Tabi her birinde olduğu gibi birileri yine çevre, rant vb. itirazları olacaktır.

 1- https://www.takvim.com.tr/galeri/ekonomi/istemezukculer-bu-haberi-iyi-okusun-kanal-istanbul-neden-onemli-kanal-istanbul-gerekli-mi/13

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
3 yorum yapıldı
Tebrik
İlhan Bey; Sanki KANAL İSTANBUL boğaz geçişini iptal ediyormuş gibi güya ülkemizin sıkıntıya düşeceğinden korkan ! Vatanseverler feveran ediyorlar! Oysa bir geçişe bir ikinci geçiş ilave edilmez isteniyor. Bir başka husus; Montrö siyasi bir sözleşmedir. Şartlar değiştikçe sözleşmeler de değişebilir. Milletlerarası mahkemelere konu edilemez.Daha önce değiştirildiği gibi.Itiraz korosunun, güruhunun feverarını en hafif tabiriyle ahmaklık, doğru tavsifle hainlik olarak değerlendirmek lazım. Aklınıza, gönlünüze ve kaleminize sağlık. Tebrik ve teşekkür ediyorum.
Yorum Ekleyen: Mehmet AKTAN     15.04.2021 09:37:44
ÇANAKKALE KANALI
GEMİ GEÇİŞ YOĞUNLUĞU HER İKİ BOĞAZ İÇİNDE BİR SORUN TABİ. ÇANAKKALE BOĞAZINA ALTERNATİF VE İSTANBUL KANALININ YARISI UZUNLUĞUNDA BİR KANALDA MECBUREN OLACAKTIR. http://www.burasicanakkale.com.tr/haber/22320-kanal-canakkale-gundemde
Yorum Ekleyen: İLHAN AKKURT     8.04.2021 14:30:21
Çankkaleye de kanal yapacak mıyız ?
Boğazlar gibi tabii su yollarının Süveyş kanalı ve Panama kanalı gibi tabii olmayan geçişler ile kıyasnlanması mümkün mü? Kanal İstanbuldan sonra Çanakkaleye de kanal yapacak mıyız ??? Hamaset ve husumet arasında sıkışmak gibi bir sıkıntımız yok mu?
Yorum Ekleyen: Atalay Şahin     7.04.2021 18:17:17
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya