Müslümanlık cihanşümul bir dindir. Hz. Muhammed (s.a.v.) de Kur’ân’ın ifadesiyle bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bir elçidir.
06.04.2021 04:25
2 yorum
1.327 okunma
HAKLAR VE ANAYASALAR
İsmail Aydın

Müslümanlık cihanşümul bir dindir. Hz. Muhammed (s.a.v.) de Kur’ân’ın ifadesiyle bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bir elçidir.

Az önce modern anayasaların temel hak ve hürriyetler konusunda eksikleri var dedik. Avrupa’da, İngiltere’de, Amerika’da bu haklar, uzun mücadeleler sonunda kısmen Barolar Birliği madde madde anlattı; anayasa teklifi neyi değiştiriyor?sağlanabilmiştir. Eski Yunan’da insanlar hürler ve köleler olarak ikiye ayrılırdı. Batı dünyasında, beyazların siyahîlere bakışı hâlâ problemlidir. On beş asır önce tebliğ edilen Müslümanlıkta insan hakları inkılap (devrim) niteliğindedir. Beyazın siyaha üstünlüğü gibi bir şey yoktur. Mesela hürriyet insan haklarının en temelini teşkil eder. Firavun’un zulmünden kurtarılan İsrailoğulları’na bu hak Kur’ân’da bir nimet olarak hatırlatılmaktadır. Firavun, güçsüzleştirmek için İsrailoğulları’nın erkeklerini öldürüyor, kızlarını köle olarak kullanıyordu. “(Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın ek kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı.” (Bakara, 2/49) Hz. Musa’nın mücadelesiyle hürriyetlerine kavuştular. Hac ibadeti maddi yönden imkânı olan mümin için farzdır. Ancak Haccın önemli şartlarından biri de hürriyettir. Hür olmayana Hac farz değildir.

DİN VE VİCDAN HÜRRİYETİ

Osmanlılar döneminde bir avuç Türk’ün Balkan milletleri arasında benimsenmesinin sebebi, onlara tanınan din ve vicdan hürriyetidir. Katolik olan Macarlar, Ortodoks olan bu milletleri mezhep değiştirmeye zorlarken, Türk idaresi daha Orhan Gazi zamanından itibaren onlara din ve vicdan hürriyeti sağlamıştır. Yabancı tarihçiler tarafından da kabul edilen tarihî gerçektir bu söylediklerimiz. Mesela, Bizans tarihçisi Dukas, kiliselerin birleştirilmesi fikrine taraftar olmayan keşiş ve papaslardan başka, imparatordan sonra en yüksek dereceli devlet adamı olan Grandük Notaras’ın, “İstanbul’un içinde Türk sarığı görmek Lâtin serpuşunu görmekten daha iyidir” dediğini yazmaktadır.

EN BÜYÜK HÜRRİYET

Hürriyet alanında hiçbir anayasa, insanı, Müslümanlığın sağladığı kadar geniş bir hürriyete ulaştıramaz. Yalnız Allah’a iman etmek ve O’ndan başkasına boyun eğmemek en büyük hürriyettir. İslâm’a göre insan yalnızca Allah’a boyun eğer, Allah’dan başkasına boyun eğmez. Şair “O rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar” demiş. Putlara ve çeşitli tanrı ve tanrıçalara tapınmak, insanın hürriyetinden vazgeçerek kendisini onlara köle etmesi demektir. Bu kadar tanrı olur mu? Olursa, eski Yunan’daki gibi tanrılar savaşı olur.

Peygamberler, insanlığı gerçek hürriyetine kavuşturmak için kendilerini tanrı ilan eden Nemrutlarla, Firavunlarla, Karunlarla mücadele etmiştir. Peki, bugün dünyada durum nedir? Kötü gidişatta dünya en başa dönmüş gibidir ama yeni peygamberler gelmeyecek. İslâm’ın hürriyet anlayışına dünküler gibi günümüz Nemrutları da, Firavunları da, inkârcıları da karşı çıkmakta, “ben güçlüyüm, bana boyun eğeceksiniz” demektedirler. Tam bir firavun anlayışı. Bunların adalet anlayışları neredeyse sıfır derecesindedir. Güçlü iseniz hak sahibi olabilirsiniz. Mesela günümüz insanlığı, devletin işini yaparken devlete ait mumu, şahsi işini yaparken şahsına ait mumu yakan bir Hz Ömer devri adaletini hasretle anmaktadır. Hikmeti hükümet adalettir, hükümet yeme yeri değildir. Adaletsiz gelir dağılımında hürriyetlerin ne kadar önemi olabilir ki! Mesela, anayasanızda seyahat hürriyeti tanımışsınız ama öte yandan adamı asgari ücretle açlığa mahkûm etmişsiniz, ne işe yarayacak bu hürriyet? Hiç!

TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER

Kardaş: Bu açıklamaların ışığında, anayasaların değişmez özellikleri, değiştirilmeleri teklif dahi edilemez diyebileceğimiz özellikleri neler olabilir, diye sormak istiyorum.

Aydın: Müslümanlık kişinin can, mal, akıl, nesil ve din hürriyetini önceler. Bunların muhafazası gerekir. Bu konuda Müslümanlık hem şahsa hem de topluma sorumluluk yükler. Başkasının hakkına saygı esas olduğu gibi, kişi “mal benim değil mi, istediğim gibi saçar savarım” diyemez. Saçar-savarsa müsrif olur, hep de sıkarsa cimri olur.

 Modern anayasa denilen anayasalar, bu hakları korumak şöyle dursun, sözde hürriyet ve eşitlik kavramlarıyla bunları tahdit ve tehdit eder sözde haklara fırsat tanımaktadır. Mesela, aile öteden beri toplumun temeli olarak kabul edildiği halde, günümüzde aileyi temelden yıkacak anormal girişimlere hürriyet adı altında fırsatlar tanınmaktadır. Bu sözde hürriyet ve haklar, insanın ve toplumun tabii halini, fıtratını bozmaktadır.

(Gelecek hafta, Orucun Hikmet ve Faydaları.)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Tebrik Ederim
Kaleminize gönlünüze sağlık, ifade ettiğiniz gibi modern anayasalar da hazırlamış olursak olalım, İnsanların mutluluğunu ve adaleti sağlayamayız. İlahi adalet Yüce Allah'ın emir ve yasaklarına uymak ve İslami bir yaşamla mümkündür. Kardeşçe kucaklaşma mutlu ve huzurlu bir hayat sürme ancak İlahi emre uymakla mümkündür. İnsanların hazırlayacağı hiç bir anayasa kişileri mutlu edemeyecektir. Gönlünüze sağlık selamlarımla ..
Yorum Ekleyen: Ahmet Sargın     10.04.2021 18:34:36
Anayasa ve aile
İnsanların yaptığı Anayasalarda değiştirilemez ilkesi konulamaz.Zıra böyle bir hüküm ancak son Din olan İslam da mümkündür.O ilahı nizam tam tekemmül ettirilerek insanlığa sunulmuştur.Batı ve haçlı dünyasının dayatması ile LGBT gibi asrın Lut kavmi uygulamalarını insanlığa özgürlük adına sunmak ise aile yapısına ve insanlığa konulmuş bir bomba gibi tehlikelidir bu konuda asla ödün verilemez..
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     8.04.2021 11:59:40
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya