Beşerî anlaşmazlıkların, çatışmaların savaşların temelinde hep inanç, fikir ve düşünce farklılıkları yatar.
10.05.2021 02:18
1 yorum
479 okunma
YARADILIŞ, İNSAN ve İSLAM
Mehmet Aktan

            Değerli okuyucu;

            Beşerî anlaşmazlıkların, çatışmaların savaşların temelinde hep inanç, fikir ve düşünce farklılıkları yatar. Zira insan davranışlarının kaynağı inanç, fikir, düşünce ve duygulardan müteşekkil manevi yapısıdır. Manevi yapıdaki farklılıklar bireyler arasında olursa, anlaşmazlığa, giderek kavgaya, toplumlar arasında olursa da bölünmelere, çatışmalara ve savaşlara neden olur.

            İnsanoğlu, Dünyamızda çatışmaların, kavgaların, savaşların olmadığı zamanlara neredeyse hiç şahit olmadı.

            Demek ki, insan toplulukları dünya çapında hiçbir zaman tam anlamıyla anlaşma, uyuşma içinde olmamışlar. Demek ki, manevi yapılar itibariyle hiçbir zaman aynı değerleri paylaşmamışlar.

            Acaba insanları manevi değerler konusunda bir araya getirip kucaklaştıracak olan ortak bir değerler manzumesi yok mudur ki bu kucaklaşma gerçekleşmiyor. Yahut da böyle bir birleştirici manevi değerler manzumesi var da araya bu birleşmeyi engelleyecek engeller mi giriyor?

            Eğer insan yaradılışına uygun, maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayacak “Efradını câmî, ağyarına mani” bir inanç, fikir, düşünce ve bu doğrultuda bir nizam varsa insanoğlunun bu nizama tâbi olması tek çaredir.

            Değerli okuyucu;

            İslam inanç ve yaşama biçiminde insan ve toplum yaradılışına herhangi bir aykırılıktan söz edilebilir mi?

            İnsanın can, mal ve ırz emniyetini teminat altına almış olan İslam’dır.

            İnsana huzurlu ve mutlu bir hayat tarzı için gerekli sabır, şükür, kanaat, tevekkül, sevgi, saygı, samimiyet, iyi niyet, adalet, diğerkâmlık, doğruluk, alçakgönüllülük, hoşgörü, Hakk’ka ve kadere rıza, Hak için gerektiğinde canından vazgeçme, temizlik gibi hasletlerin itikadî, fikrî ve hissî zeminini ancak İslam’da bulabilirsiniz.

            İlme sahip çıkma ve saygı İslam’ın düsturlarındandır.

            Çalışmayı, ekonomik ve teknolojik gelişmeyi, “iki günü birbirine eşit olan zarardadır” hadis-i şerifiyle işaret eden İslam’dır.

            Toplumdaki huzur, güven ve intizamı İslam’dan daha iyi sağlayacak başka bir toplumsal sistem yoktur. İnsanlığın yaradılışına aykırı bularak reddettiği tüm yanlışlık ve fenalıklar İslâm’ın teklif ettiği içtimaî sistemde temelden reddedilmiştir. Dünyadaki tüm anayasaların ve hukuk sistemlerinin temelinde aslında İslam ahkamından esintiler yatmaktadır. İnsanlar ve toplumlararası ilişkileri adalet ve hakkaniyet zemininde tanzim eden İslâm’dır.

            İnsanın akıl, ruh ve beden sıhhati için gerekli hayat tarzı, ancak ve sadece Müslümanca yaşamakla mümkün olabilir.

            Çağımızda, insanlığın başının belası, başlı başına zaten ciddi bir hastalık olduğu gibi  pek çok hastalığın da sebebi olan obezite ve fazla kilo, az yemenin sünnet olması gibi tek bir kuralla ortadan kaldırılmış olmaktadır.

            İnsan sağlığı için her yıl trilyonlarca dolar sarf eden insanoğlu, namaz ve oruç gibi ibadetlerle ruhi ve bedeni hastalıkların önüne geçme ve sıhhatine kavuşabilme imkânını elde etmiş olacaktır.  

            ÖZETLE; İNSANLAR, HANGİ İNANCA MENSUP OLURSA OLSUNLAR, HANGİ DEVLETİN VATANDAŞI OLURLARSA OLSUNLAR, EĞER HUZURLU ve MUTLU OLMAK İSTİYORLARSA İSLAMİ BİR HAYAT TARZINI BENİMSEMEK ZORUNDADIRLAR.   

            ZİRA, YARADILIŞ MÜSLÜMAN GİBİ YAŞAMAYI GEREKTİRİR.

            Aslında; peşin hükümsüz, sabit fikirsiz ve samimi insan toplulukları şuuraltı olarak, el yordamıyla İslam’ ı bulup intisap etme istikametinde yol almak arzusundadır.

            Bir Müslüman’ ın yaptığı ibadetler, uymak zorunda kaldığı ahkâm, istisnasız huzur ve mutluluğu için elzemdir. Bu, her toplumun huzur ve mutluluğu için de aynen geçerlidir.

            ÇÜNKÜ YARADILIŞ İSLAMDIR, MÜSLÜMANCA YAŞAMAYI GEREKTİRİR!

            Hal böyleyken; Bir kısım sözde hukukçuların, İstanbul Sözleşmesi vs. sebep ve bahanelerle yaradılışa aykırı bir takım sapkın davranışları savunmaya kalkmaları, en hafif tabiriyle had bilmezlik, hak bilmezliktir, hukuk bilmezliktir, yaradılışının farkında olmamaktır. utanmazlıktır. Yaradılışa karşı gelmektir. Gerçek hukukçuya hakarettir. Mesleğin yüz karalığıdır.

            İslam’ a karşı oldukları için, yaradılışa da karşı gelmektedirler.

            Bu insanların hukukçu olmaları şu veciz sözü akla getiriyor: “Ne günlere kaldık ey gazi hünkâr, ……kâtip oldu,  ..….mühürdar! “

            Hukukçu olmak, akıllı olmayı, İslâm’ a hürmet ve muhabbeti gerektirir. Çünkü hukuk sözcüğü hak kavramından gelmektedir. Hakkı gözetmek, hakkı teslim etmek ise İslam’ ın şiarıdır. Zeki olmak akıllı olmak demek değildir. İnsanlar huzurlu ve mutlu olmak istiyorlarsa, zeki olsun ya da olmasın ama mutlaka akıllı olmak durumundadır. Akıllı olan ise İslâm’ ı seçer.

            Allah bizi, akılsızlıktan kaynaklanan din düşmanlığından, hayasızlıktan korusun!

            Allah’ a emanet olunuz, huzurlu ve mutlu haftalar sevgili okuyucularım. 10.05.2021

Av. Mehmet AKTAN

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
.
Allah razı olsun abi her insan İslam fıtratı üzere doğar ve külli irade ile kendine yazık eder. Rabbim hepimize İslam üzere yaşamayı nasip etsin.
Yorum Ekleyen: Mesut     11.05.2021 01:09:33
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya