Her şey ortada “yeryüzünde Tanrı olsa kötülük olmazdı” diyen veya insanlara böyle dedirten ve asıl tenkit ettikleri kötülüğün kaynağı kendileri olan ve aslında kendini Tanrı sanan bu ateist zihniyetin kurduğu hedonist medeniyetin insanı mutlu etmediği ortada.
10.06.2021 05:46
1 yorum
533 okunma
DEİZMİN ÇIKMAZI-II
İlhan Akkurt

Her şey ortada “yeryüzünde Tanrı olsa kötülük olmazdı” diyen veya insanlara böyle dedirten  ve asıl tenkit ettikleri kötülüğün kaynağı kendileri olan ve aslında kendini Tanrı sanan bu ateist zihniyetin kurduğu hedonist medeniyetin insanı mutlu etmediği ortada. Oysa Tanrı’nın kötülüğe rızası yoktur ve yeryüzünde çatışmasız, kardeşçe, adaletli ve barış içinde yaşamasını insandan istemektedir. İnsan iyiyi  kötüyü özgürce seçebilecek bir beyin gücüyle yaratılmış olduğundan kötüyü  de seçenler olacaktır. Ancak Allah insanın hayat, toplum düzenini ve kendi fabrika ayarlarını bozacak kötü faaliyetlerin yapılmasına rızası yoktur. Zaten Allah, yeryüzünde kötülüğün önlenmesi için bizlere izlenmesi gereken yolu gösteren peygamberler göndermiştir. İnsanı bütün yaratıklardan üstün tutarak, yeryüzünde kendine halife/temsilci olarak yaratmıştır. İnsan için koyduğu âhlak/hayat kurallarının özü budur.

Bir Tanrının varlığını sorgulatmayan günümüz hâkim zihniyeti, O’nun mesajlarının bizlere sağlıklı ulaşmasını da engellemektedir. Eğer bizler zihin/düşünce dünyamıza konmuş bu bariyerleri aşıp, bir Tanrı inancına ulaşmışsak, O’nun doğru mesajlarına da ulaşmak mecburiyetindeyiz. Bu yazdıklarımızı öncelikle, gerçekten samimi bir Tanrı inancına ulaşabilmiş insanların anlayabileceğini sanıyorum. Bu konuda insanları tutsak eden en büyük engel, bizi egomuzdan/nefsi zaaflarımızdan ürettiklerine bağımlı kılmalarıdır. Ve ne yazık ki bizi tutsak ettikleri oltanın ucundaki yem de ÖZGÜRLÜK vaadidir. Beyni kısıtlı imkanlara sahip bir kuşun, kırlarda mecnun gibi uçmasının neresi özgürlüktür. Hz. İsa’nın dediği gibi “İnsanı ancak gerçeğin bilgisi özgür kılar.” Kapitalizmin bizi kendine bağımlı kıldığı bu prangaları kırmak kolay değil. Çünkü bunlar kendileri Tanrı gibi görmekteler ve bu ateist zihniyetin dünyayı Tanrı gibi kendilerine bağımlı/kul köle etmek gibi bir emelleri vardır. Bu güçler insanlığın Tanrı inancını yok etmek için çabalarken, ayni zamanda Allah’ın doğru mesajlarının/gerçeğin bilgisinin insanlara ulaşmasını da önlemek çabasındadırlar. Özellikle Allah’ın mesajını bozamadıkları son dinini terör gibi bir sürü olumsuzlukla eşdeğer gibi gösterme çabası içindedirler.

Günümüzde bir Tanrı inancına sahibi/Deist olan insanlar 2 tiptir. Birincisi, kapitalist tüketimin/markaların/zevklerinin bağımlısı olmuş fikren sorgulaması mümkün olmayan, beyni uyuşturulmuş, doğru bir şeyler duysa bile nefsi bağımlılıklarından kurtulması mümkün olmayan gruptur. Bunlara fikren bir şeyler anlatmak çok zor, anlatılsa bile anlamaları çok zordur. İkinci grup ise; kapitalizme tam köle olmamış ve hayatı sorgulamalarına rağmen doğru bilgiye ulaşamayanlardır. Bunun sebebi, bu derin güçlerin; kısmen dinlerin doğru mesajlarını çeşitli olumsuzluklarla karalamış olduklarından kısmen de doğru bir dinin temsilcisi olduklarını iddiaedenlerin, bu dini yanlış temsil edip, çevrelerine iyi bir dünya kurma konusunda bir ümit veremediklerindendir. Deist yaşamaya devam edenlerin çoğu, bizlerin dini doğru temsil etmememizden dolayı sol fikirler etrafında bulunmaktadırlar. Bu kesimden birinin tesadüfen Kuran’ı okuması ve incelemesi sonucunda, samimi bir Müslüman olduğuna çok şahidiz.

Allah’ın, bizden sakınmamızı istediği ne varsa rasyonel akıl bile bunların, insan için kötü şeyler olduğuna ve yapılmasını istediği şeylerinde insan ve toplum yararına olduğunu kabul eder. Batı insanı, hayat tarzını haklı olarak din dışı/seküler temeller üzerine kurmuştur. Çünkü Batı Dünyası saptırılmış din anlayışından çok çekti. Zaten bu saptırılmış din anlayışından sonra İslam dediğimiz yeni bir din gelmiştir. Tabi bu din de bazı geleneksel uygulamalarla bulandırılmıştır. Ancak orijinal kaynağı hala korunmaktadır. Bu kitapta Allah bize Deistlerin kuruntularındaki gibi “Evreni yarattıktan sonra hiçbir müdahale etmiyorum” demiyor aksine:

 “ O’nun bilgisi dışında hiçbir meyve kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz.”  Fussilet-47/Rahman-29

Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız. (Kaf-16)

diyor. Yani her an yeni bir oluşumda olduğunu ve bizimle her an irtibatta olduğunu bildiriyor. Peki Rab’bimiz nasıl özelliklerdeymiş bir de onu görelim.

“O Allah ki kurtuluş ve mutluluğun eşsiz kaynağıdır .” (Haşr-23)

“Ve yalnız odur gerçek bağışlayıcı, daima seven ve sınırsızca sevilmeye layık olan.” (Burûc-14)

 “Rabbiniz gerçekten çok şefkatli , çok merhametlidir.” (Nahl-7)

“Haber ver kullarıma! Ben, evet ben tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıyım!” (Hicr -49)

“Kim haklı bir davaya katkıda bulursa, onun tüm getirisinden bir pay alacaktır; kim de haksız bir davaya katkıda bulursa, onun tüm vebalinden bir pay alacaktır: Zira Allah her şeye bir ölçü koyan, koyduğu ölçüye sahip çıkandır.” (Nisa-85)

“Şüphesiz o, sonsuz iyilik sahibidir.” (Tur-28)

“Allah’a sımsıkı bağlanın! Odur sizin tek efendiniz; o ne güzel koruyup kurtarıcı ve o ne güzel yardımcıdır!” (Hac-78)

De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! (Furkan-77)

“Hiç kimse Allah gibi dost olamaz ve hiç kimse Allah’ın yardım ettiği gibi yardım edemez.” (Nisa suresi 45)

“Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur. O, ne güzel dosttur; O, ne güzel yardımcıdır! (Enfal-40)

“Her konuda Allah’a güvenip yalnız O’na dayanan kimseye O yeter. Ve ona hiç ummadığı yerden rızıklar lutfeder.” (Talak-3)

Şimdi akıl sahibi bir insan, bu kadar insana yardımı düşünen bir Yaratıcı’ya karşı ilgisiz olabilir mi? Bu durumu Deistler iyi düşünmeli. Madem bir Tanrı varsa, O’nun insanla/evrenle irtibat kurmaması mümkün değildir.  Böyle düşünmek işimize gelebilir ama bu gerçeğe karşı bir körlük, kafayı deve kuşu misali kuma gömmektir. Bu bizi hayatın ve varlığın Yaratan’ına karşı sorumluluklarımızdan kurtarmaz. En önemlisi, Allah kitabında asıl gerçek hayatın bu dünya hayatı olmadığı, bu hayatın çok önemsiz bir oyun  (En’am-32, Ankebut-64)  olduğunu bildirmektedir. Kuran’a baktığımızda Allah’ın bizim için koyduğu toplumsal yaşam kurallarının “Adalet, ehliyet, meşveret, maslahat ve emanet” olduğunu bunların da insanın “Aklının, canının,malının, inancının ve neslinin korunması” için olduğunu anlarız. İnsanların çoğu din adına geçmiş dönemlerde sosyal konularda gelenekle karıştırılmış dini uygulamalara takılmaktadır. Dinde sabit kurallar iman, ahlak ve ibadettir. Sosyal konuların çoğu peygamberin dönemindeki toplumun gelenekselleşmiş uygulamalarıdır. Allah köle/cariye/kadın hakları gibi bunların bazılarındaki pozitif yönde ilerlemeler sağlayacak kapılar açmış ve günümüzde gelişen demokrasi ve insan hakları da bu konularda daha fazla ilerlemeler kaydedilmiştir. Bunlardan geri dönüş söz konusu olamaz. Ancak bir çok konuda da özellikle insanlar ötekileştirilerek bu haklardan mahrum bırakılmaktadır. Mutluluğun sadece maddi ihtiyaçların sorumsuzca tatminde arandığı çağdaş uygarlık denilen bu medeniyetle mümkün olmayacağı ortadadır. Hayatın gerçek anlamı ve insani sorumluluklardan uzak yaşamaktayız. Böyle bir Yaratıcıya ve O’nun koyduğu yaşam kurallarına bihaber yaşamak ne kadar mantıklı bir düşünelim. Kur’an’da belirtilen ve ulaşılmak istenen ilkelerin özünü iyi kavrayıp, günümüz şartlarında toplumsal ilkelere dönüştürerek İslâm’ın amacı olan “aklın, canın, malın, inancın ve neslin” korunmasında asgari ortak noktada buluşmanın yolları o kadar çok zor değildir. Bu ilkeler günümüzde “çevre, demokrasi, barış, özgürlük, adalet ve insan hakları” olarak algılanmaktadır. İslâm toplumsal hayata neler getirmiş, neyi amaçlıyor, bunu İslâm’a karşı olanların dilinden öğrenelim. Bu yeni daveti Mekke aristokrasisi bakın nasıl tanımlıyor:

“O (Hz. Muhammed) güvenilir kimsedir, doğru söyler. Ama getir-
diği fikirler, getirdiği din bizim kurulu düzenimizi ve ticaretimizi öldürüyor. Bizim itibarımızı yok ediyor. O bütün insanları eşit tutuyor. Hürleri köleyle eşit yapıyor. Zengini fakirle eşit görüyor. Onun için bu yeni daveti kabul edemeyiz”

İslam’ın ilk yılları Mekke döneminde inen Beled Suresi-13-17. ayetler tam da yukarıdaki ifadelerdir. Ayni zamanda, onların bu düşüncesi, “Biz ezilenlere yardım etmek, onları diğer insanlara örnek, üstün bir topluluk yapmak, yeryüzünde özgürce yaşamaları için destek vermek isteriz” anlamındaki Kasas Suresi 5. ayeti doğrulamıyor mu? Allah yeryüzünde adaleti sağlamamızı emretmekte ve sadece insan/kul haklarını affetmediğini bildirmektedir. Konuya ışık tutacak Kur’an ayeti;

“Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” (Nisa, 58).

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Ali İmran 27
Ali İmran 27.ayette bu konuya ışık tutmaktadır.Ölçülü bir yaşam Yüce Allah Kuran ı Kerim i göndermiştir.uygulama yıda güzel ahlak sahibi, el emin güvenilir olarak bulunduğu toplum tarafından onay alan peygamberimiz aracılığı ile yayılmasını istemiştir.
Yorum Ekleyen: Seyfi özen     10.06.2021 19:58:16
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya