Yazı baştan sona okunuyorsa, başarılı demektir.
01.07.2021 11:51
1 yorum
567 okunma
YAZIYA İLGİ NASIL ARTTIRILIR?
İsmail Aydın

Yazı baştan sona okunuyorsa, başarılı demektir. Yazıda özellikle ilk cümleler merak uyandırmalı ve okuyucunun merakı yazının sonuna kadar devam etmeli. Mesela, bölgemizin ve günümüzün can yakıcı ve belki de dünyayı nereye götüreceği pek de belli olmayan en önemli problemi Suriye meselesidir. Görüldüğü kadarıyla burada hevesler, hedefler, hırslar aklın önüne geçmiş vaziyette. O sebeple olayların nerelere savrulacağı belli değil. Suriye konusunda yazı yazarken, “Suriye’de neler oluyor” sorusu ilgi uyandırabilir. Bu örneği vermekle, yazıda gündemin takip edilmesi ve halkın ilgilendiği bir konunun seçilmesi gerektiğini işaret etmiş oluyoruz. Gündemle alakalı olmayan ve halkın ilgi alanının dışında bir konu seçen yazı, başarısızlığa mahkûmdur.

Yazıya ilgiyi arttıracak bir başlık konulmalı. Memleket meseleleriyle ilgilenenler için “Türkiye Nereye Gidiyor”, “Türkiye Nereye Sürükleniyor” şeklinde bir başlık ilgi çekebileceği gibi sporseverler için de “Ne Olacak Bu Takımın Hali?” sorusu alaka uyandırabilir.

Toprak erozyonundan hareketle ruhlardaki erozyona dikkat çekmek mümkündür. Bunun için önce erozyonun ne olduğu ve doğuracağı tehlikeli sonuçlar ortaya konulmalı, sonra daha da vahim olan ruhlardaki erozyona dikkat çekilmelidir. Erozyon, sağlık, eğitim, su, adalet ve bir de savunma. Hepsi de birbirinden ağır basacak ancak biri diğerinden daha öne alınamayacak derecede önemli ve iç içe geçmiş konular.

Yazıya bir fıkra, bir deyim, bir atasözüyle veya iki mısralık bir şiirle yapılacak giriş merak uyandırabilir. Keza küçük bir tasvir aynı şeyi yapabilir. İki kedinin kavgasından toplum yararına ilginç sonuçlar çıkarılabileceği gibi öksüz kedi yavrularını emziren köpeğin halinden insanlık yararına dersler çıkarılabilir.

KUVVETLİ ETKİ İÇİN

Şöyle denmiştir. Evvelen ibhâm, saniyen tefsir, evka u finnefis. Yani bir şey önce kapalı olarak söylenip de sonra açıklandığı zaman, muhatabın gönlünde kuvvetli etki bırakır. Çünkü nefis, kolay duyduğu bir şeyi hafif geçer, önemsemez; fakat önce kapalı olarak işittiği zaman dikkat ve anlamak için gayret sarfeder, bilmek arzusuna düşer. Hafıza, dikkat ile dikkat de merak ile mütenâsibtir (denktir).

Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, “Müflis kime denir?” sorusunu sorduktan sonraki yaptığı açıklamalar, konumuza en güzel örnektir. Herkes müflisi, ticarî hayatında iflas etmiş biri olarak bilirken, Hz. Peygamber, müflisi, hesap gününde sevabı olmamak ve başkasının günahını üstlenmek şeklinde açıklamıştır ki, esasında yaptığı şey, aldığı tebliğ görevini yerine getirmek ve davasını anlatmaktır.

Mutlaka dürüst olunmalı. Yazıda yalan haber, doğrulanmamış haber kullanılmamalı. İstisnaî durumlar hariç haberin kaynağı gösterilmeli. Başka eserlerden alınan bilgi, belge ve cümlelerin kaynağı, yazar adı, kitap adı, yayıncı ile sayı ve sayfa numaraları gösterilerek belirtilmeli. İlmin şerefi bunu gerektirir.

KISA YAZI-KISA CÜMLE TERCİH EDİLMELİ

Yazı kısa olmalı ve uzun cümleler yerine kısa cümleler tercih edilmelidir.  Anlaşılır, akıcı bir dil ve üslup kullanılmalıdır. Ancak konunun gereği teknik kelimeleri kullanmaktan da kaçınılmamalı.

Yazar bir anda kısa yazı yazamayabilir. Bundan dolayı umutsuzluğa kapılmayarak yazmaya devam etmelidir.

Kabul etmeli ki herkes hiciv şairi Eşref gibi yapamaz. Kırkağaç Kaymakamı olan Eşref, kaymakamlık binasının bakım ve onarımı için merkezden para istemiş ancak para yerine, binanın nerelerinin tamir gerektirdiğinin ve çatının nerelerinin aktığının “yegân yegân” bildirilmesini isteyen uzun bir yazı almıştır. Eşref, bu uzun yazının cevabını topu topu beş kelimelik bir cümle ile kestirip atmıştır: “Musluklar hariç her tarafı akıyor.” Bu cevap, yazarlar ve gazeteciler camiasında, kısa cümle ile yazılmış nükteli bir cevap olarak kabul edilmektedir.

Şu da kabul edilmeli ki, kısa yazı kısa zamanda değil bilakis geniş zamanda hazırlanabilir. Anten Cehov, “vaktim olsaydı daha kısa yazardım” demiştir.

Yazıda tekrardan kaçınılmalıdır. Yazıda sebep sonuç ilişkisi dikkate alınarak ele alınan konu bir yere bağlanmalı, muallâkta bırakılmamalı ve gereksiz tekrardan kaçınılmalıdır.

Kısa ve uzun konuşma için de şöyle denmiştir. Beş dakika konuşacaksanız bir ay önceden, on beş dakika konuşacaksanız, on beş gün önceden hazırlanmalısınız. Bir saat konuşacaksanız iki gün yeterlidir.

YAZI YAZMAK SÜREÇ İŞİDİR

Yazı yazmak gerçekten bir süreç işidir. Bu konuya örnek olarak tavuk ve kuluçka işini gösterebiliriz. Tavuk önce yumurta yapar sonra kuluçkaya yatar ve belli bir süre sonra civciv çıkar. Yazı işinde de yumurta toplanır gibi önce düşünceyi harekete geçirecek malzeme toplanır, sonra zihin kuluçkaya yatar, malzeme değerlendirilir ve sıraya konur. Şeyler arasında ilgi kurulur, işe yaramayanlar ayıklanır ve sonra yazı işi tamamlanır.

Önemli bir siyasetçi, nutuk söyleyeceği konu hakkında önce küçük notlar halinde malzeme toplayıp şapkasının içine attığını, sonra da bunları çıkarıp tasnif ettiğini ve arkasından nutkunu hazırladığını söylermiş.

Yazar da, ele aldığı konu hakkında malzeme toplar, bunları değerlendirir ve yazmaya başlar. Mümkün oldukça eş dost ve arkadaş çevrelerinde sözü sohbeti evirip çevirip işlenecek konu üzerine getirmek de önemlidir. Bu şekilde hem konu işlenmiş olur, hem yeni fikirler elde edilir.

Yazar, iyi bilmediği konu hakkında yazmamalı. Sonra birisi çıkar “Sen o konuyu bilmiyorsun” der, bu da hoş bir durum olmaz.

Yazar adayı, gecikmeksizin yazmaya başlamalı. Bunun için malzeme toplamalı. İhtiyarlarla sohbet yapmaya özen göstermelidir. Onların anlatacakları hikâyeler tecrübeye dayanır. Yeri geldiğinde söyleyecekleri bir darb-ı mesel, bir atasözü, anlatmak istediğiniz şeyleri bir anda açıklayabilir. Bu, tıpkı bir karikatüristin, bir sayfa yazı ile anlatılacak şeyi bir iki fırça darbesiyle çizip anlatmasına benzer.

Bir siyasetçi, ekonomi, kültür ve sosyal ilişkiler yönünden, memleketin içinde bulunduğu kötü durumu rakamlarla ortaya koymaya çalışırken, dinleyiciler arasında bulunan yaşlı bir zat, başkanın izniyle söze karışır ve anlatılanları şöyle özetler:

-Desene Sayın Başkan, halimiz şıvgına tutulmuş devenin haline benziyor.

Yazarlıkta dil zenginliği önemlidir. Dil zenginliğinden yararlanmak için kelime haznesi genişletilmeli. Bütün bunlar için de her an okumalı, yazılan konunun dışında olsa bile okumaya devam edilmeli. Gençler için tavsiyem, özellikle tarih okumalarıdır.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Yazar
Sosyal medya paltformların da yazan bir amatör yazar olarak sizden çok yararlandığımı söylemek isterim.Gençlerin özellikle tarih okumalarını önemsiyorum.Cehovun önerileri de önemli..
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     2.07.2021 10:25:16
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya