Miryakefalon Savaşı’nın Denizli’nin Çivril ilçesi yakınlarındaki Işıklı Gölü civarında, Küfi Boğazı’nda, Derbent Boğazı’nda dağlık ve sarp yerlerde olduğunu anlatıyor Yılmaz Gürbüz. Kitabın adı Kılıçaslan ve Çivril Savaşı..
09.07.2021 08:55
1.219 okunma
Miryakefalon , Anadolu’nun tapusudur (3)
Av. Sabri Turhan

Miryakefalon Savaşı’nın Denizli’nin Çivril  ilçesi yakınlarındaki Işıklı Gölü civarında, Küfi Boğazı’nda, Derbent Boğazı’nda  dağlık ve sarp yerlerde olduğunu anlatıyor  Yılmaz Gürbüz. Kitabın adı Kılıçaslan ve  Çivril Savaşı..  

Kılıçaslan ve Çivril  Savaşı, roman tarzında bir tarih anlatımı. O dönemi, savaş öncesi Bizansı, Anadolu topraklarını  ve buralarda yaşananları  mekanların ve kahramanlarının  gerçekliği ile anlatmış üstad. Malumlarıdır ki, roman, olmuş ve olması muhtemel  olayların edebi formatta  yazılımıdır. Kitapta “olması muhtemel” diye bir şey yok. Her şey olmuş. Olay kahramanları, yerleşim yerlerinin gerçekliği bu gün bile tarihi bir gerçek. 

İsterseniz önce Yılmaz Gürbüz’den bahsedelim. Ben, kitabını okuduktan  sonra üstad ile tanışmak ve  “Neden Çivril” sorusunu  sormak için kendisini  çok aradım. Öğretmenlik yapmış, savcılık yapmış en son İzmir ilimizde  avukatlık yapmış. Hele Burdur Lisesi’nde öğretmenlik yapmış diye bir duyum alınca, bizde biraz da Burdur’ luluk olunca; ilgi duydum. Biz Burdur Lisesi’ni 1970’de bitirdik. O zaman yoktu. Belki   bizden sonradır diye,  Burdur Lisesi’nin  değerli müdürünü de aradım. Kitabını basan yayınevini de  aradım. İzine bir türlü ulaşamadım. En sonunda Barolar Birliği’nden bir yetkili; “O 1937 doğumlu, belki  vefat etmiştir” dedi. 

Kılıçaslan  ve Çivril Savaşı romanında, önce ortam anlatılıyor. Yani savaşan taraflarda yaşam tarzları 

gösteriliyor. Bizans’taki şaşaalı hayat, Selçukluda ise koyun keçi peşindeki hayat.. Sınırda  iki devletin insanlarının birbirlerine nasıl  baktıkları, pazarda birbirlerinin  mallarını  aldıkları, ama Bizans askerinin pazardaki hoşgörüyü  gözetmeden Türk topraklarına saldırıp, fakir insanların  koyunlarını  ve keçilerini alıp götürmeleri ve  sahiplerini hunharca öldürmeleri  .. 

Selçuklu devletinin  başında 2.Kılıçaslan  var. Bizans’ın başında ise  İmparator Manuel.. 

Kitapta, konuşma dilimize  kadar geçmiş; “Bizans entrikaları ” sözünü hatırlatacak şekilde  Bizans’taki siyasi dolaplar da anlatılıyor. İmparatoriçe Bertha, Alman İmparatoru’nun kız kardeşi. Manuel, sırtını sağlama almak için Avrupa’nın  ortasından bir soylu ile evlenmiş. Berhta, kocasının çapkınlıklarını takip için umulmadık insanları , dilencileri casus olarak kullanmış.  

Bizans İmparatoru  birkaç sarayda ikamet ediyor. Birinde üç gün, birinde beş gün. Ama Kılıçaslan ufak ve mütevazi evinde  kalıyor.  

 

Selçukluda insanlar  daha ziyade çoban. Bizzat Sultan ve diğer devlet görevlileri , marangoz, demirci, dokumacı  esnafının  ve zanaatkarlarının Konya’ya gelmesini istiyorlar. Bunlardan Bizans tarafında çok “Bizans’tan bize gelseler imkan tanır, gelişmelerine imkan veririz” diyorlar.(sf.40) Hatta köylüler bile “oğullarına; “elin ya kılıç tutsun, ya kalem “diye tavsiyelerde bunuyorlar. Selçuklu tarafının insanı  Bizans tarafını sulak, insan beline  kadar otlakları olan ve  daha verimli yerler   olduğunu sanıp oraya imrenle  bakıyor. Zaman zaman Bizans’taki vergilerden bıkan bazı esnaf grubunun Konya’ya  gelerek mesleğini  orada icra etikleri de oluyor.       

Miryakefalon Savaşı olana kadar İmparator Manuel ile Kılıçaslan aslında  iyi dostlar.Birbirlerine zaman zaman hediyeler gönderip, mektuplar yazıp iyi geçiyorlar. Hatta savaştan önce Kılıçaslan, Manuel’in daveti ile Konstantinopolis’e gidiyor. Ve  hiç bir yerde görülmeyen  bir misafirlik  yaşıyor : Tam üç ay İstanbul’da kalıyor.. İmparator her gün Sultan için saraylarda davetler ve şölenler düzenliyor.Sultan bu geziye 2000 kişi ile geliyor. 

Araları o kadar iyi ki, imparator yaşının Sultan’dan büyüklüğüne de güvenerek bazen O’na “oğlum” diye bile hitap ediyor. Bu kadar samimiler yani.. Sultan, önce İstanbul’da kalabalık heyeti ile Bukeleon Sarayı’na yerleşiyor.(Bu arada Bukeleon Sarayı, şimdiki Sirkeci’den Yenikapı’ya giderken, bizim Çatladıkapı dediğimiz  yerdedir. Şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesi  Bukeleon’u restore ediyor. Resterasyon bittiği zaman enkazdan nasıl bir şekil çıkacak ve ne olarak kullanılacak merak içindeyim) 

Sultan, daha sonra Ayvansaray’da çadırda duran askerlerine yakın olmak için: “burası dar “diyerek Blakherna Sarayı’na  geçiyor. 

Sultan’ın  İstanbul ziyaretinin Manuel  açısından önemi, belki kendi zenginliğini, ekonomik gücünü  Selçukluya göstermekti. Hatta Manuel o kadar bonkör davranıyordu ki, hazineyi  O’na gezdirirken, “istersen bunların hepsini sana veririm” bile diyordu. Sanki başka yerde daha çok varmış gibi bir his uyandırmak  için.. 

Üç ay sonra Kılıçaslan Konya’ya döndüğünde , iki hükümdarın arası  Sultan’ın  bazı valilerinin, eniştesi Yağıbasan ve kardeşi Şahinşah’ın aykırı eylemleri sebebiyle bozuldu. 

İmparator  Manuel  savaş için iki yıl hazırlık yaptı. Kalabalık bir ordu ile yola çıktı. Bütün tarihçilerin  yazdığı gibi, Yılmaz Gürbüz üstadımız da  kitabında  Bizans ordusunun içinde de Uzlar, Peçenekler gibi Türk unsurlar olduğu gibi bazı Alman  ve İngiliz unsurların  da oluğunu  yazıyor. 

Bizans ordusu direk Çivril’e gelmiyor. Altan Dinar’dan  dolaşarak  oraya geliyor. Bu kitapta da kalenin Milyokefalon kalesinin  yıkık bir kale olduğu kaydediliyor. Manuel  ordusu ile Çivril’e geldiğinde bu yıkık duvara yakın bir yerde dinleniyor. Daha sonra da Işıklı Gölü’nün kenarında  bir çadır kurarak orada konaklıyor. 

Diğer kitaplarda  anlatıldığı  gibi  Çivril’de de derin delhizler ve dar boğazlar  var. Mesela Küfi Boğazı sarp ve dar yarlardan oluşuyor. Oraya gerenlerin kolay harekat imkanı yok. Bir de Derbent  Boğazı var Orası da  sarp ve hareket  imkanını daraltan bir yapıya sahip. Sarıbaba Tepesi var. Gözetlemeye ve saldırmaya ve düşmanı takibe müsait bir yer. 

Yazara göre savaş buralarda  oluyor. Ve dar boğazlarda ve delhizlerde düşman sıkıştırılıyor. Aynı diğer kitaplarda  anlatıldığı gibi Küfi Boğazı’na  giren Bizans askeri, arkası kendi ölüleri ile önü de Selçuklu askerleri ile tıkanınca  kamilen imha olmaktan başka bir akibetleri kalmıyor. 

 Yazar, savaşın Çivril’de olduğuna inanarak yazmış. Zaten orada bir süre de savcılık yapmış. Görevli iken oralarda inceleme yaptığı anlaşılıyor. Kitabın sonunda Küfi Boğazı’nın ve başka yerinin resimleri var. ”  Miryakefalon  Çivril’dir”  diyen  başka kişiler  ve akademisyenler de var. Bunlardan birisi Bizans Tarihçisi Prof. Dr. Işın Demirkent. Gene kitabın  sonunda  Işın Demirkent’in olay yerinde inceleme yaparken çekilmiş resmi var.(Gelecek yazıda; karşılaştırmalar, etkinlikler, görüşler ve değerlendirme)  

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya