Herkes bilir, Cemil Çiçek boş konuşmaz. Siyasi hayatımızın sık sık Kâht-ı Rical yaşadığı zamanlarda, Türk siyasetinin yetiştirdiği en yetkin, tecrübeli, bilgili ve daha da önemlisi sözüne güvenilir bilge bir devlet adamı olduğunu hep ispatlayagelmiştir. Hatır için dahi olsa kimseye referans olmaz; ne eksik ne fazla bir şey söyler.
12.07.2021 10:19
2 yorum
1.106 okunma
Eser Bırakanlar Ölmez
Kadir ÇALIŞICI

Balçova, 1996 Nisanı… 

Zamanın Başbakanı Sayın Mesut Yılmaz aradı. 

-Yarın Ankara’ya gel, bekliyorum, dedi. 

Anlamıştım.

Mesut Bey’in bana, geçmişte kalmış küçük bir gönül borcu vardı. Galiba Vali olarak atanmam hususunda çağırıyordu. 

Yanılmamışım. 

Ertesi gün İçişleri Bakanlığı’ndaki işlemler sırasında telefonum çaldı. Baktım, Devlet Bakanı Sayın Cemil Çiçek. 

-İşlerin bitince yanıma bir uğra, dedi. 

Uğradım 

-Adıyaman Milletvekili Mahmut Bozkurt’u tanır mısın? diye sordu.  

-İsmen tanıyorum Sayın Bakanım, dedim. 

-Kendisi çok değerli bir arkadaşımızdır, diye devam etti.  Soygun ve çapula dayalı siyasi hayatımızda namuslu kalabilen nadir insanlardandır. Şimdi iline iyi bir Vali arıyor. Ona seni önerdim. Telefon numarası işte burada, bir görüş. 

Herkes bilir, Cemil Çiçek boş konuşmaz. Siyasi hayatımızın sık sık Kâht-ı Rical yaşadığı zamanlarda, Türk siyasetinin yetiştirdiği en yetkin, tecrübeli, bilgili ve daha da önemlisi sözüne güvenilir bilge bir devlet adamı olduğunu hep ispatlayagelmiştir. Hatır için dahi olsa kimseye referans olmaz; ne eksik ne fazla bir şey söyler.  

Cemil Bey’in delâletiyle tanımış oldum sevgili Mahmut Bozkurt’u. 

İyi ki tanımışım. 

Daha ilk buluşmamızda, 

-Bak Sayın Valim, dedi; biz Adıyaman’da geniş bir aileyiz. Ülkemiz ve devletimiz sayesinde en güzel okullarda okuduk, iş hayatına atıldık ve maddî manevî çok şey kazandık. O yüzden benim de, aile bireylerimizin de paraya pula ihtiyacımız yok.  Siyasetteki tek amacım memleketim Adıyaman’a hizmet ederek hemşerilerimin hayır duasını almak.  Adıyaman’a vardığınızda tanıyacak ve eminim çok seveceğiniz biri daha var; kardeşim Ahmet Bozkurt… Aynı zamanda partimizin il başkanıdır. Onun da sizden şahsi hiçbir beklenti ve isteği olmaz. İhtiyaç duyduğunuzda çalışmalarınızda size hep destek olur; emin olun! 

Durdu, düşündü, uzaklara daldı gitti bir süre.

Adıyaman karşısındaymış da seyreder gibiydi. 

-Belki tuhafınıza gidebilir, ama benim asla vazgeçemeyeceğim iki tutkum, iki sevdam var: Dünyada Türkiye…  Türkiye’de Adıyaman!  

Sözleri ve davranışları öylesine inandırıcıydı ki, tam da eskilerin, “Suret sirete şahittir; başka şahit zaittir” dediği cinsten. 

 İnsana sürekli bir şeyler düşündüğü hissini veren mânâlı gülümsemesi, onurlu duruşu ve yürekten konuşması daha bu ilk görüşmemiz sırasında bile günışığı gibi ısıtmıştı içimi. Sesinin tınısı, konuşma üslûbu sıcak ve güven vericiydi. Gösterişten arınmış, derli toplu ve güngörmüş bir duruşu vardı. Derinden bakan gözleri sürekli gülen ve son derece nazikti.

O an, farfarasız, kuru gürültü yapmadan çalışıp kozasını ören bir ipekböceği izlenimi bıraktı bende. Havadan sudan başlayan sohbet gittikçe derinleşti; konuşma Adıyaman’ın içinde bulunduğu sorunlara kaydı.  

Birçok ilimiz gibi bu güzel ilimiz de, yılların biriktirdiği müzminleşmiş ve çözümü güç meselelerle boğuşuyordu. 

Dikkatimi çekti, bu sorun ve sıkıntılar söz konusu olduğunda aniden direngen bir gülümseyiş beliriyordu dudaklarında.

Hayatın bütün zorluklarını varlıklarını tatmış, tanımış, özgüveni yerinde, umutsuzlukları umuda çevirebilecek, Adıyaman âşığı bir yürek vardı karşımda.  Öylesine ciddi, kararlı ve inatçı bir duruşu vardı ki, memleketi için bir şeyleri başarmaya yemini varmış zannına kapılmamak elde değildi. 

Herhalde bu onun karakteriydi.

Zorluklar karşısında hayata ve onun acı gerçeklerine eğilip bükülmeden bakan inatçı bir yapısı olduğu hemen belli oluyordu. 

“İşte bu çok iyi” diye geçirsem de içimden biraz da tedirgin olmadım değil. Çünkü serde mahcup olmak ta vardı. 

- Mahmut Bey, dedim; dilerim sizin bu içten dilek ve beklentilerinizi boşa çıkarmam! 

Yaşam dolu ve esprili bir cevap verdi.   

-Sayın Valim, boşa çıkarmayacağınıza inancım tam, dedi gülerek. Çünkü samimi insanların yardımcısı Allah’tır.  Haa…dedi, şunu unutma; umuda doğru uzanan her yolculuk bir fetih sayılır. Gerisi nasip… 

Sözlerinden, gözlerinden, tutum ve davranışlarından öylesine etkilenmiştim ki, “Acaba ne kadar samimi?” diye hiç düşünmedim. 

İyi ki düşünmemişim. 

Adıyaman’da beş koca yıl görev yaptım. 

Bu beş yıl zarfında gördüm ki, Mahmut Bey’in, gerek kendi, gerek aile fertleri hakkındaki sözleri eksikmiş. 

Ben çok daha fazlasını yaşayarak gördüm. 

Hele bir düşünün; kendisi hatırı sayılan, ağırlğı olan, sözü dinlenen bir milletvekili, kardeşi il başkanı ve partisi iktidar…  

Olağanüstü hal şartlarında her türlü siyasî, ekonomik güç ve yetki elinde… 

Hal böyle iken insanın devletten tek bir defa olsun şahsî, ailevî dilek ve isteği olmaz mı? 

Olmadı!  

Tam tersi, valilik imkânlarının kısıtlı oluşu sebebiyle bizim onlardan kamu adına yardım istediğimiz oldu. 

Yarım kalmış sağlık ocağı gibi kimi yatırımlarımızı Bozkurt Ailesi’ne tamamlattırdık; hem de farfara ve reklamsız.  

Hâlâ hayret ederim; İl Başkanı Ahmet Bozkurt ve kardeşlerinin, seyrek de olsa valiliğe ziyaretime geldikleri olmuştur.  

Bu gelişlerinde şahsî istek ve talepte bulunmak gibi bir durum hiç vaki olmamıştır.

Tam tesi müeddep bir kız gibi mahcup, bir bardak çayımı zor içmişlerdir.  

Hele de babaları Abuzer Amca…

Dünya tatlısı bir adam; arada bir yanıma uğrardı.  

Ama şahsi bir mesele için asla değil! 

Sigara tiryakisi olmadığım halde, arada bir tüttürdüğümü bilirdi.  

Bildiği için de Çelikhan tütününün hasını bulup getirir, bir bana bir de kendine sarardı. Birer sade kahve eşliğinde tüttürerek bir sigara içimi sohbet ederdik. 

 İş yoğunluğunda bu bana dinlendirici bir teneffüs olurdu. 

Bu kadar… 

Bazen içten içe isterdim ki, Mahmut Bey'in, ya da kardeşlerinin bir işleri olsun; olsun ki yapayım.

Yapayım da, bir parça da olsa gönül borcumu ödemiş olayım. 

İlginçtir; bana bu fırsatı hiç vermediler. 

Hep düşünmüş ve hayret etmişimdir:

Siyasetin “düzenbazlar şöleni” haline geldiği, hileli iflaslar, hileli ihaleler, hileli ihracatlar, hileli kredilerle devletin göz göre göre soyulduğu bu çapul düzeninde, kamu ve kul hakkına duyarlı, milliyetçi, vatansever ve edepli insanlar olarak, böylesine namuslu kalabilmek nasıl bir şey?
 

Ranttan uzak, haysiyetli bir ortam idareci için ne büyük bir imkandır.
 

İşte o zaman çalışmalar verimli, plan ve projeler de semresini çabuk veriyor.
 

Böylesi olumlu çalışma ortamı sayesinde, Adıyaman’ı uçuracak havaalanı, organize sanayi çarçabuk bitirildi. Üniversitenin altyapısı tamamlanıp iş sadece tabelânın asılmasına kaldı.  

Daha ne hizmetler, ne hizmetler! 

Bu yazının dar kalıplarına sığmayacak kadar… 

İbretlik bir hatıram var ki anlatmazsam olmaz: 

Havaalanı konusu… 

Kaynaklarımız sınırlıydı. Ankara’dan Mahmut Bey’in siyasî desteğiyle çalışmamız bütün hızıyla devam ediyordu.  

O sıra Ana-Yol hükümeti düştü, iktidara Refah-Yol hükümeti geldi.  

Ve maalesef Ankara’dan kaynak akışı da şıp diye kesildi. Hâlbuki acilen yapılması gerekenler vardı.  

DHMİ yetkilileri sık sık uyarıyor:  “Acil işler bir an önce yapılmazsa, havaalanı kışı atlatamayacak ve tüm yapılanlar heder olup gidecek” diye. 

Diğer milletvekili arkadaşlar da iyi niyetliydi. Beni sevip saydıklarını da biliyordum.  

Kaynak temini için onlar da samimi olarak çabaladılar. 

Nedense olmadı bir türlü. Ankara’dan destek alamadık.
 

 

Aradan epey bir zaman geçti. 

Bu sefer Refah-Yol gitti Ana Sol-D hükümeti geldi. 

Durur muyum?

Mecliste, Mahmut Bey’in odasında aldım soluğu. Derdimiz belli; yarım kalmış havaalanı.  

“Ne yapacağız?” diye Mahmut Bey’in yüzüne bakarken, ayağa fırlayıp koluma yapıştı. 

-Kalk, dedi, Başbakanlığa, Mesut Bey’e gidiyoruz. 

-Özel kalemden randevu almadan mı? 

-Ne randevusu Vali Bey dedi, eğer Mahmut Bozkurt bir ihale, bir kredi istiyorsa, durmasın kapıdan kovsunlar. Şayet halkım için bir talebim varsa kimse durduramaz beni. Haydi baskın basanındır! 

-Valla yürüyüşün de efevarî Mahmut Bey, dedim yarı şaka, korkulur senden! 

-Eee… Biz kimin talebesiyiz? Yavuz Aslanargun’un değil mi Sayın Valim?
 

*
 

Özel Kaleme vardığımızda Mahmut Bey’i gören Müdür saygıyla ayağa kalktı. Oturmamız için yer gösterdi. 

-Oturmayacağız Müdür Bey dedi, Mesut Bey içerde mi? 

-İçerde ama Berna Hanım ile özel bir mesele konuşuyor. Helikopter pistte çalışır vaziyette bekliyor; acil bir yere yetişecekler de... 

Mahmut Bey kapıya yapıştı. Özel Kalem Müdürü, 

-Rica etsem de girmeseniz Mahmut Bey, dedi yalvarır gibi. 

-Bana ne kardeşim, dedi; Vali Bey taa Adıyaman’dan gelmiş. Bizim işimiz de çok acil. Berna Hanım’la sohbetlerini evde yapsınlar, demesiyle içeri dalması bir oldu.  

Berna Hanım böyle destursuz girişimize fena bozuldu. Suratı asık, hışımla ayağa kalktı; uzaktaki bir koltuk gurubuna geçerek bize sırtını dönüp oturdu.  

Mahmut Bey Mesut Bey’in yanına, ben de Mesut Bey’in gösterdiği yere oturdum  

-Biliyorsunuz Sayın Başbakanım, dedi Mahmut Bey, sizden sonra havaalanı perişan kaldı. Vali Bey onun için gelmiş.

-Durum nedir Vali Bey? diyerek Mesut Bey bana döndü. 

Olup biteni ve tüm sıkıntıları etraflıca anlattım.  

Derhal müsteşarı çağırdı. 

-Vali Bey’le görüşün. Acil Destek Fonu’ndan gereken kaynak hemen aktarılsın, dedi. 

Böylece ve kısa sürede havaalanımız tamamlandı. 

Ve sonuç Adıyaman için tarihi gün...

Piste ilk uçak indi!
 

Geçen gün Mahmut Bozkurt’un vefat haberini aldım. 

Yüreğimde ince bir sızı, içim bir tuhaf oldu. 

Zamanın belleğime kazıdığı anılar bir bir geçti gözümün önünden. 

Her nedense çocuklukta okuduğum “Bozkurtların Ölümü” adlı kitap aklıma düştü. 

“Vay be” dedim… “Adıyaman’ın Bozkurt’u da ölmüş!” 

Kalbimi acıtan bir duyguyla iç geçirdim.
 

*
 

Gerçek odur ki insan fanidir.

Fakat eser bırakanlar ölmez!
 

Şu an gönül huzuruyla söylüyorum.

 Mahmut Bozkurt’u ve Aile fertlerini tanımış olmak benim ve çoluk çocuğumun hayattaki en mutlu tevafuklarından biridir. 

Değerli kardeşim Mahmut Bozkurt’a rahmet,

Ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Marifet iltifata tabidir
Sağol Hasan Mutluoğlu kardeşim. Senin de yüreğine sağlık.
Yorum Ekleyen: Kadir Çalışıcı     14.07.2021 19:46:33
Teşekkür
Sevgili Valim Allah razı olsun.Ne kadar güzel bir hizmet yolunda yapılan çalışmalar paylaştınız. Rahmeti Rahman'a kavuşan dostunuza Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah. Güzel ülkemin güzel insanları arasına girmek ne kadar güzel. Allah sizden de razı olsun.
Yorum Ekleyen: Hasan Mutluoğlu     13.07.2021 21:22:09
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya