Her eser edebî eser olabilir mi? Mesela bir hırsızın maceralarını veya bir kumarbazın yaptıklarını anlatan yazı edebî yazı olabilir mi? Bunların yapıp ettiklerini konu alan kitaba edebî eser denebilir mi? Soru bir miktar edebiyat dediğimiz alana girdi.
26.07.2021 05:53
336 okunma
Edebî Eserler
İsmail Aydın

Her eser edebî eser olabilir mi? Mesela bir hırsızın maceralarını veya bir kumarbazın yaptıklarını anlatan yazı edebî yazı olabilir mi? Bunların yapıp ettiklerini konu alan kitaba edebî eser denebilir mi? Soru bir miktar edebiyat dediğimiz alana girdi.

Edebiyat, edeplendirmenin çoğuludur ve edep kökünden gelmektedir. Edep ise, iyi terbiye, naziklik, zariflik demektir. Kabalık yapanlara “edepli ol” uyarısı bunun için yapılır. Kabul edilmeli ki terbiye en iyi mirastır.

Edeb-î kelam diye bir tabir vardır ki, söz zarifliği, söz güzelliği, asalet demek olup, sözde ve yazıda bayağı ve çirkin tabirler bulunmaması demektir. Bu kısa açıklamalar, edebî eserde bayağı ve çirkin sözlerin bulunamayacağını gösteriyor. Hatta bayağı ve çirkin söz içerikli yazı ve kitaplara eser dahi denemez.

Hırsız ve kumarbaz misaline dönerek tekrar soralım. Hırsızın maceralarını veya kumarbazın hilelerini anlatan kitaba edebî eser denebilir mi? Denemez, çünkü hırsızlık ve kumarbazlık halk nazarında edepsizliktir, i’tikaden de çirkin işler arasında sayılmıştır. Bunları övmek ve teşvik etmek edebe sığmaz. Şu halde, her gün televizyonlardan biteviye duyduğumuz “Hırsız polisin elinden kaçmayı başardı” sözü ve cümlesi yanlıştır. Çünkü “başarmak” kelimesi, çirkin işlerde menfî anlamda değil müspet anlamda güzel işlerde kullanılabilir.

Diyelim ki, Kaya Bey, arkadaşım dediği Oktay’dan bahsederken, “çok güzel içerdi ve kumarda da daima kazanırdı” dese, bu doğru bir anlatım olur mu? Olmaz. Çünkü Kaya Bey, Kur’ân ayetlerinin “pislik” olarak nitelendirdiği şeyleri “güzel” ve “kazanç” olarak niteliyor. Ayrıca böyle biri için “arkadaş” tabirinin kullanılması da isabetli değildir. Okul arkadaşlığı, sıra arkadaşlığı, yol arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı, iş arkadaşlığı gibi arkadaşlıklar olur. Ancak kumar ve içki, arkadaşlık kavramına ters bir duruştur.

Usta bir karikatüristin çiziminde, açık kıyafetli iki kadından biri diğerine, içinde her şeyin olduğu bir roman yazmak istediğinden söz ediyor: “Romanımda aşk olsun, ihanet olsun, cinayet olsun, entrika olsun” diyor. Bu açıklama üzerine diğeri ona yol gösteriyor: “Cicim, hayat-ı husûsiyeni yaz olsun bitsin.”

Peki, böyle bir roman yazılsa buna edebî eser denebilir mi? Denemez, çünkü içinde edebe aykırı her şey mevcut.

Yahya Kemal’in ifadesiyle edebî eser, tıpkı bir mimarın elinden çıkmış vakıf bina gibi sağlam ve faydalı olmalı, kültüre ve medeniyete dair izler taşımalıdır. Yaşayan kültürü korumalı, onu yabancı tesirlere karşı savunmalı ve yozlaşmasına fırsat vermemelidir.

                İki örnekle sözü bağlayalım. Biri koruyan ve savunan, diğeri zedeleyen örnek.
                Bu dünyada Âdemoğluyum dersin
                Helali haramı durmayıp yersin
                Yeme el malını er geç verirsin
                İğneden ipliğe sorulur bir gün.
                ……
                “Ne zaman zarhoş oldun, kaldıramıyon kolları?”

 Yukarıdaki açıklamalar, her yazarın bir fikri olduğunu ortaya koyuyordu. Önemine binaen, sözlerimin başında ifade ettiklerimi, bizim arkadaş camiasının yabancı olmadığı cümlelerle burada tekraren ifade etmek isterim. Kabul edilmeli ki, her yazar mensup olduğu toplumun değerlerini savunur, onları korur ve gelişmesine katkı sağlamak ister. Bu açıdan bakıldığında, elimize aldığımız her eseri “dünya klasiğidir” diye aynen benimseme hatasına düymemeliyiz. Mesela, Yunan tiyatrosu ile Karagöz bir ve aynı değildir. Leonarda da Vinci’nin katedralleri süsleyen resimleri ile Karahisarî’nin Süleymaniye’yi tezyin eden hattının bir ve aynı olmadığı gibi. Bu noktayı gözden kaçırmamalıyız.

Şüphesiz ki bu konuda daha başka şeyler söylemek ve daha başka açıklamalar yapmak mümkündür. Biz şimdilik bunlarla yetiniyoruz. Daha ilerisine gitmek, kursiyerlerimizin kendi çaba ve gayretleriyle mümkün olacaktır. Hepinize başarı dileklerimle en içten sevgilerimi sunuyorum.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya