Son bir ay orman yangınları ile geçti. Gözümüz gibi koruduğumuz çam ağaçları yandı, Akdeniz ve kıyı Ege şeridinden en azından 200 yerde yangın çıktı. Biri söndürüldü, biri başladı. Fethiye ve Marmaris’teki yangınlar, bir haftada ancak kontrol altına alınabildi. Kontrol altına alınma da yüzlerce ve binlerce alan yandıktan sonra oldu.
10.08.2021 11:23
561 okunma
“Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok”
Av. Sabri Turhan

Son bir ay orman yangınları ile geçti. Gözümüz gibi koruduğumuz çam ağaçları yandı, Akdeniz ve kıyı Ege şeridinden en azından 200 yerde yangın çıktı. Biri söndürüldü, biri başladı. Fethiye ve Marmaris’teki yangınlar, bir haftada ancak kontrol altına alınabildi. Kontrol altına alınma da yüzlerce ve binlerce alan yandıktan sonra oldu.

Dağlarımızı süsleyen yeşile hasretliğimizi gideren “çam balı” dediğimiz gıdayı veren ağaçlarımız yandı. Yangın o kadar yaygındı ki; civardaki zeytin ağaçları da yandı.

Yangınla çamların ve zeytin ağaçlarının yanında evler de yandı. Bizim köye de çok zarar verdi yangın. Amcaoğlu Musa’nın ağırı yandı. Amcazademiz Osman’ın dededen kalma asırlık damı (yörükler eve dam der) yandı. Amcazademiz Kemal ve Musa’nın ve Dr. İbrahim’in de zeytinleri yandı. Zarara uğrayanların ve zararın haddi hesabı yok.

Şimdi oralar siyah bir kurum gibi. Solan bir bahçe gibi. Hazana uğramış yer gibi…

Çam ağacı yandığı zaman veya kesildiği zaman, dibinden filiz vermez. Yenisi dikilirse ancak orası tekrar orman olur 10 -  15 m yüksekliğinde çamların olduğu orman yanarsa, yeni dikilen fidan, ancak 5 yıl sonra bir umut olabilir. Yanan zeytin ağaçları da eğer asırlık değilse, yeni fidan ise, yandığı zaman o da dibinden filiz vermez. Asırlık ağacın kökü derine gitmiş ise, belki yaşlı zeytin ağacı canlanabilir. Ama belki..

Orman yangınları her yıl oluyor. Kıyı Ege ve Akdeniz’de orman yangınları, Karadeniz’de sel felaketi..

Her yıl tekrarlanan bir şeyin ertesi yıl daha az zararlı olması için önceden tedbir alınabilir. Bu yılki orman yangınında zararımız çok oldu. Başka ülkelerden yangın helikopterleri ve uçakları istemek zorunda kaldık. Oysa; önceden tedbir alıp, ekipler kurup, felaket gelmeden emre amade kuvvetler bulundurabilirdik.

Bu ülkede bir itfaiye teşkilatı vardır. Belediyelere bağlı. Bunlara “itfaiye müfrezesi” deniyor. Müfreze bir askeri tabir. Şehirlerde her gün de yangın olmuyor. Ama müfrezeler her gün yangın olacakmış gibi bekliyor. Yangın ihbarı ile sirenlerini çalarak olay yerine hemen koşuyorlar. Yoldaki arabalar da “yangın var” diye hemen şerit değiştiriyor, itfaiyeye yol veriyor.

Sıcak havada ısının 50 dereceye çıktığı zamanda yangın an meselesi. Küçük bir cam parçasının ısınması bile yangın sebebi olabilir. Aynı şeyler hep yaz mevsiminde olduğuna göre kritik yerlerde “yangın müfrezeleri” hazır bekletilebilir. Önceden tedbir alınabilir. Aynı olayların yüz kere tekrarını beklemeye gerek yok.

Şimdiye kadar yüzlerce dönüm çam ormanımız yandı, dağlar çıplak kaldı. Bundan ibret alamadık.

Yıllar önce Çanakkale sırtlarında onlarca dönüm çam ormanımız yandı. Hatta; söndürme çalışmaları sırasında Orman Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcılarından biri de yangında can verdi. Zamanın başbakanı Süleyman Demirel; “Çok üzgünüm. Çanakkale Şehitlerini örten yorgan yandı” dedi.

Gerçekten ağacın ve ormanın hava değişiminde çok müspet bir etkisi vardır. Sıcaklığı bir çıplak alanda ölçün, bir de ağacın altında veya ormanın içinde.. Gölgedeki sıcaklık en azından 7-8 derece düşer.

Orman yangını sonunda oralar şimdi solan bir bahçe gibi. Bir hazan gibi..

Yazının başlığı bir şarkı sözüdür.

Faruk Nafiz Çamlıbel, eşinin hastalığı için Dr. Alaeddin Yavaşça’ya gelip doktor arkadaşından eşi için bir randevu almasını ister. O da alır. Ama hastalık çok ilerlediği için o doktor bir şey yapamaz.

Kadın bir süre sonra evde vefat eder. Türk Sanat Müziğinin yaşayan efsanesi Alaeddin Yavaşça, Faruk Nafiz’i teselli etmeye çalışır. O da ceketinin göğüs cebinden bir küçük kağıt çıkarır. Kağıtta; “Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok / Bir yer ki orada sevilenlerden ve sevenlerden eser yok” diye başlayan bir şiir yazmaktadır. “Alaeddin bunu bestele” der.

İşte o meşhur şarkı böyle çıkar ortaya..
İnsan nereden neyi hatırlıyor..

 

Çam ağaçları bal yapan arıların ve binlerce kuşun ve hayvanın yatağı idi.

 

Şimdi oralar hazan oldu ve soldu..

 

Biz de iki üstattan izin alıp; “Hazan olan bu ormanda, artık bala da bal arılarına da yer yok” mu desek, diyorum…

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya