Önceki yazımızda, Paleologosların ilk Bizans imparatoru Mihail’in muntazam ve disiplinli bir ordusu olmamasından ve eldeki kuvvetlerin de bir işe yaramamasından dolayı dışarıdan yardımcı kuvvet aradığını belirtmiştik.
24.08.2021 07:40
539 okunma
Katalanları Tanıyalım
İsmail Aydın

Önceki yazımızda, Paleologosların ilk Bizans imparatoru Mihail’in muntazam ve disiplinli bir ordusu olmamasından ve eldeki kuvvetlerin de bir işe yaramamasından dolayı dışarıdan yardımcı kuvvet aradığını belirtmiştik. Mihail, Teselya’da bir köyde bulunduğu sırada kalb sektesinden vefat edince yerine II. Andronikos imparator oldu. (1282) Bunun zamanında imparatorluğun durumu daha da sarsıldı. Bilhassa Anadolu’daki yerler süratle elinden çıkıyordu.

Andronikos, hemşiresi Prenses Marya’yı İlhan (Moğol) Gazan Mahmud Han’a vermek suretiyle o taraftan yardım vaadi almış ise de bu sırada Gazan’ın vefatı ve Marya’yı alan kardeşi Olcaytu Mehmet Hüdabende’nin de yardım işine ehemmiyet vermemesi imparatorun ümidini kırmıştı. Bu suretle doğudan gelecek yardımdan ümidini kesen Andronikos, batıdaki harplerde para ile hizmet eden ve Katalan denilen ve esasen İspanya kıralının baş ağrısı olan nizamsız, serseri ve çapulcu bir kuvveti Bizans’a çağırmağa mecbur oldu.

KATALANLAR RUMLARI SOYUYOR

İspanya kıralı Ferdinand Daragon 1302’de Sicilya kıralı Şarl Danju ile barış yapınca, hizmetinde kullandığı ücretli askerlerini Bizans’a göndermek suretiyle bunlardan kurtulmuştu. Sekiz bin kişilik Katalan, aslen Alman olan başlarındaki korsan ve sergüzeşti Roje dö Flor ile İstanbul’a geldiler. Bunlardan bir kısmı ağır bir kısmı hafif teçhizatlı idiler.

Katalanlar önce Galata’daki Cenevizliler ile boğazlaştılar ve Rumları soymağa başladılar.(1) İmparator bunları İstanbul’dan uzaklaştırarak Anadolu’ya sevketti ve Kapudağı’nda karaya çıkarttı.

Katalanlar evvela Karesi Türkmenleriyle çarpışarak onları bir miktar gerilettiler. Güneye doğru inerek Saruhan ve Germiyan kuvvetleriyle de çarpıştılar ve Filadelfiya (Alaşehir)’yı Germiyanların muhasarasından kurtardılar ve birtakım kazançlar ve başarılar elde ederek Kilikya’ya (Batı Antalya) kadar indiler. Fakat bunlar işgal ve kurtarma harbi değil, çapul yaparak geçip gitme harbi yaptıklarından imparatorun maksadı hâsıl olmadı. Bundan sonra yine aynı tarzda geriye dönüp geçtikleri yerleri yakıp yıkarak ortalığa dehşet saldılar. İmparator, Türklerden ziyade, yardımına çağırdığı bu serserilerden korkmağa başladı ve Trakya’ya geçmelerini emretti.

Katalan kumandanı Roje dö Flor, Gelibolu’ya geçip askerlerini orada bırakarak az bir maiyeti ile Edirne’ye giderek orada İmparatorun oğlu ve saltanat ortağı Mihail’e tâzimatını arzederken bir Katalan tarafından öldürüldü ve maiyeti de katledildiler. Bundan müteessir olan Gelibolu’daki Katalanlar intikam almak için tahribat yaptılar ve Gelibolu’yu zabt ile kendilerini aldatan imparatorun topraklarına mütemadiyen akın yaptılar. Bu suretle iki yıl uğraştıktan sonra Trakya ve Marmara havzasında yağma edilecek bir şey kalmayınca Kesendire yarımadasına geçtiler. Fakat Marmara’da Anadolu sahilindeki Biga’yı ellerinde tuttular. (2) Aynaroz’u yağma ve keşişleri öldürüp buradaki binaları yaktılar ve daha sonra da pek mamur olan Atina dukalığına geçtiler ve orada bir askeri yönetim kurdular.

Katalanlar Avrupalı idi yani şu kendilerine medeni yaftası takan Avrupalı. (Gelecek hafta, Bizans’ta Kantakuzen Olayı)

____________:

  1. İspanya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurma dâhil, geçmişte Avrupa gündemini pek çok defa işgal etmiş olan Katalanlar, son olarak, bir şarkıcının “terörü övdü” gerekçesiyle tutuklanması üzerine yeniden gündeme gelmişlerdi. İspanya’daki ayrılıkçı hareketi destekleseydik, İspanyollar Türkiye’ye ne derlerdi acaba?
  2. Marmara’nın Anadolu sahilinde yer alan Biga, Katalanların elinde bulunmasından dolayı Rumeli’ye geçiş ve dönüşte tehdit oluşturuyordu. Sultan I. Murad Gelibolu’ya geçerken burasını muhasara etti ve karşıya geçti. Edirne işini düzene koyduktan sonra Bursa’ya dönerken Biga’yı (1365) aldı.
...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya