Cemil Meriç’in, bütün düşüncelerin ummanında yüzdükten sonra, farklı konuların anlatımı sırasında bir üniversiteli gencin (Necmettin Erişen’in); “Sen bizden değilsin” demesi üzerine silkindiği, bu konunun “kafasına dank ettiği” ve ondan sonra yeni bir yol çizdiği malumdur.
04.09.2021 06:47
3 yorum
772 okunma
Bu Ülke (2)
Av. Sabri Turhan

Cemil Meriç’in, bütün düşüncelerin ummanında yüzdükten sonra, farklı konuların anlatımı sırasında bir üniversiteli gencin (Necmettin Erişen’in); “Sen bizden değilsin” demesi üzerine silkindiği, bu konunun “kafasına dank ettiği” ve ondan sonra yeni bir yol çizdiği malumdur.

Bu yol, daha önce denediği marksizm, batı düşünce sistemi ve Hint kültürü denemesi dışında kendi tarihimizi ve kendi kültürümüzü özümleyen bir yoldur.

Yani bir gencin kısa ve sitemkar sözü, Cemil Meriç’i kendine getirmiştir.

Geçen yazımda “Kafaya dank eden” bir söz ile kendine gelen Cemil Meriç gibi aynı akıbeti yaşayan bir başka yazardan, Şevket Süreyya Aydemir’den de bahsettim. O’nun da “kafasına bir şeyin dank ettiğini” ve yazarın “Suyu Bulduğu”nu söylemiştim. Yani gerçeği anladığını…

Ancak şimdi, daha önce 20.08.2020 tarihinde “Suyu Arayan Adam” diye bir yazı yazdığım için Şevket Süreyya Aydemir ile Cemil Meriç’in bir noktadaki benzerliğini tekrar anlatmayacağım. Zaten O, sadece doğru düşünceyi bulma noktasında bir benzerlikti. O yazıyı okuyanlar ile bu yazıyı okuyanların “demek insanın değişmesi için aklına bir şey düşmeli” demesi kaçınılmazdır.

Ama Bu Ülke’yi okurken Cemil Meriç ile Şevket Süreyya Aydemir’in tanışıp tanışmadıklarını merak ettim. Üstat Cemil Meriç’in son dönem Osmanlının tüm aydınları ile Cumhuriyet Türkiyesi’nin belli başlı aydınlarını tanıdığı, bildiği, birçoğu ile de yüz yüze görüştüğü bilinir.

Cemil Meriç’in Şevket Süreyya Aydemir ile tanıştığı Bu Ülke’de yazmıyor. Jurnal’e ve başka yerlere bakacağım.

Üstat, kendinden önce yaşayan Türk aydınlarının eserlerini okudu. Çağdaş olduklarının da eserlerini zaten biliyordu. Cumhuriyet aydınlarının çoğu ile de yüz yüze görüştü. Bu Ülke’de; Nazım Hikmet ile, Yakup Kadri ile, Refik Halit ile ve Tarık Mümtaz ile tanıştığını söylüyor yazar. Ve daha nicelerini de…

Yazar, belli bir dönemden sonra, mesela Tazimattan sonra Türk aydınlarını sığınacak bir ada arayan garip bir sürgün olarak görür. Bu durumun aydınların yani entelijansiyanın kendi kültüründen ve düşüncesinden çok başka düşüncelere özen göstermek istemesinden kaynaklandığını söylüyor.

Zaten Bu Ülke, kendinden kopmuş insanların eleştirileri ile doludur. Cemil Meriç onlara “mustağrip” der.

Abdullah Cevdet’in batı medeniyetinden başka medeniyet tanımadığını, “ikinci bir medeniyet yoktur. Onu iktibas etmek manasızdır, kopya etmek sathi ve tehlikelidir, doğrudan Avrupalılaşmak en iyisidir.” dediğini yazar Cemil Meriç. Yazara göre İslamı batılılaştırmak istemektedir  Abdullah Cevdet..

Cemil Meriç Avrupa kültürüne kapılanların yalpalayarak gideceğine inanır. Abdullah Cevdet de ne İslamdan kopabilmiş, ne de bize ait olmayan şeyleri savunmaktan vazgeçmiştir.

Cemil Meriç böyleleri için “insanından kopan entelijansiyanın kaderi suya nakışlar çizmektir” der.

Bunun için “hayatını hataları ile ödeyen yazar Ali Kemal’i” eleştirir. O’nun dili ile başka birine, inancı ile başka birine benzediğini söyler. “Ali Kemal’i Avrupa mahvetti. Akla, muayenete, batının bütün yalanlarına inanıyordu Ali Kemal. Bir neslin günahını yüklenen tekedir o” der. Sonra “satılmış mıydı” sorusuna gene kendisi “hayır” cevabını verir.

Yazar burada o dönem neslinin kapıldığı hayalin bir temsilcisi sayar Ali Kemal’i. O neslin maceraperestlerinin halkına güvenmediğini ve an’ı yaşadığını yazar kitabında.

Cemil Meriç, Ali Kemal için “o yakın tarihimizin en şuursuz birisidir. Ama bu korkak, bu hain, bu riyakar sukutu hak etmemiştir.” der. (Yazarın Ali Kemal ile ilgili çoğu görüşüne katılmıyorum. O Avrupanın vermiş olduğu gaz ile Milli mücadeleye karşı çıkmış, halk tarafından linç edilmiş birisidir. Malumdur ki; Ali Kemal şimdiki İngiltere Başbakanı Boris’in dedesidir.)

Cemil Meriç kitabında Türk aydınının çoğunda mukaddesi öldürme düşüncesinin olduğunu söyler. Aslında bu, Avrupanın aydın üzerindeki hedefidir. Çoğu aydında bu tuzağa düşer. Abdullah Cevdet, Ali Kemal, Celal Nuri ve diğerleri …

Cemil Meriç, Bu Ülke’nin 156,157 ve 158’inci sayfalarında Ağaoğlu Ahmet’i oğlu Samet Ağaoğlu’nun hatıraları üzerinden eleştirir: “O ne Avrupalı ne Asyalı, ne Fransız ne Türk. Kopmuş bağlanamamış. Ağaoğlu Ahmet dört yılda kendi dilini sökememiştir. Rusça öğreten hocalara hayranlık duymuş eve gelince başka mektepte iken başka olduğunu söylemiştir” der. Meriç’e göre Ağaoğlu Ahmet tam bir Avrupalı olmadığına üzgündür. Annesine hitaben söylediği bir sözde “ben yarım yamalak bir şey olacağım” der. Ağaoğlu Ahmet 1894’te Fransa’daki tahsilini bitirip memleketi Kafkaslara döndüğünde artık adı “Frenk Ahmet’tir”. Bu sıfat O’nun frenk fikir ve düşüncesini yayma gayretinden verilmiştir.

Cemil Meriç “bu satırlar yalnız Ağaoğlunun değil, bütün aydın kafilesinin dramıdır” der.

Üstat, eleştirdiği aydınlara çok yüklenmez galiz sözler söylemez. Bunu yukarıda Ali Kemal olayında gördük, milli mücadeleye avrupaya hayranlığı etkisi ile karşı çıkmış bir adama bile O, “Ali Kemal korkak ve hain değildi.” der. Milli mücadeleye karşı çıkan birine daha ne diyeceksek…

Cemil Meriç, Servet-i Fünün ve Fecr-i Ati edebiyat topluluklarını da tenkit eder. “Servet-i Fünün bir kaçış edebiyatıdır. Zamandan ve mekandan kaçış.. Ve Servet-i Fünün bir müstağripler kervanıdır. Her iskeleye uğrayan, hiçbir ülkeye yerleşmeyen bir kervan…”

Fecr-i Ati ise Servet-i Fünün’dan daha köksüz, daha tedirgin ve daha az samimidir.

Bu Ülke batı düşüncesini körü körüne savunmaya karşı bir mücadeledir. İlmi ve edebi seviyeyi koruyarak, küfür etmeden yapılmış bir eleştiri…

Yazar, bazı şeyleri okura bırakır. Kitabın 194. Sayfasında Kanunlarının Ruhu’nun yazarı Montesque’yi anlatır. Montesque şöyle der: “Türkler dünyanın en çirkin insanları idi. Karıları da kendileri gibi kaknemdi. Rum dilberlerini görünce akılları başlarından gitti. Başladılar kız kaçırmaya. Zaten ezelden beri haydutturlar. Türkler öbür dünyada eşek olacak, Yahudileri sırtlarında cehenneme taşıyacaklardır.”

Yazar burada, sizin hayran olduğunuz Avrupalı sizi böyle görüyor mu diyor yoksa?

Bu Ülke, batı düşünce fikriyatının eleştirisidir. Aydınlarımızın kendilerinden geçip körü körüne batıyı savunmalarının tenkididir.

Kitabı okuduğunda ilk Kültür Bakanımız şair Talat Sait Halman; “Kitap, batı medeniyetine karşı bir savaş ilanıdır. Ama yazar, Türkiye’nin siyaset ve kültür hayatına nasıl bir yön verilebileceğini veya verilmesi gerektiğini açıkça söylemiyor” diyor.

Belki bu bir eksikliktir. Problemi birisi tespit etsin, diğeri de çözüm yolu göstersin diyelim artık..

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
3 yorum yapıldı
Gençlik aşısı
Lisede İlköğretmen Okulu'nda cebimde taşıdığım ve bir aydan fazla sürede ancak okuyabildiğim bir kitaptı. Anlaşılan bir daha okumak iyi gelecek. Teşekkürler Sabri abi.
Yorum Ekleyen: Doğan Atay     18.09.2021 03:52:04
Kutlarım
Kitap incelemeleri çok güzel oluyor. Birisinin bu bilgileri bize ulaştırması takdire şayan. Emeğinize ve ömrünüze bereket
Yorum Ekleyen: Mustafa Yıldız     6.09.2021 13:24:33
teşekkürler
Problemlerimizi bildik ama hala çözemedik. Yolunu da bulduk ama asıl olan uygulama.
Yorum Ekleyen: ibrahim kumaş     5.09.2021 14:56:05
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya