Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde, "İnsanlardan iki sınıf düzgün olursa insanlar da düzelir; bozuk olursa insanlar da bozulur. Bunlar ulema ve ümera sınıfıdır" (Suyuti, C.Sağir, 5030) buyurmuştur.
05.09.2021 03:13
416 okunma
İslam Tarihinde Din-Devlet İlişkisi
Kemal Cengiz

         Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde, "İnsanlardan iki sınıf düzgün olursa insanlar da düzelir; bozuk olursa insanlar da bozulur. Bunlar ulema ve ümera sınıfıdır" (Suyuti, C.Sağir, 5030) buyurmuştur.

         "Ulema" bilim adamları, "ümera" ise devlet adamları  demektir.

         Bu hadis-i şerifte, toplumun düzelmesi ve ilerlemesi için bu iki sınıfın düzgün olması gerektiği yanında, "birlikte uyumlu çalışmalarına da işaret olduğu" dikkatimizin dışında kalmasın !

         Klasik eski dini metinlerimizde genellikle, "ulemadan maksadın, "din âlimleri" olduğu yorumu yapılmış olsa da; hadis-i şerifin Arapça metninde böyle bir kayıt  olmadığına göre; şerh ve tefsir kaideleri uyarınca bunu "umuma teşmil" ederek genel manada "bilim insanı" olarak anlamak daha isabetlidir.

         Ancak bizim burada konumuz ,"din-devlet ilişkisi" olduğu için "ulema ve ümera" olarak din âlimlerinin devlet yönetimi ile olan ilişkilerine değineceğiz:

         İslam tarihi boyunca, (Peygamber Efendimizin "Asr-ı Saadet" dönemi hariç) dini temsil makamında olan  ulema, devleti temsil makamında olan ümera (sultanlar)dan uzak durmuşlardır. Hatta bu konuda, kendilerinden sonra gelen haleflerine de nasihat olarak, sultanları (devlet ricalini) ateşe benzeterek onlarla ölçülü bir yaklaşım içinde bulunmayı tavsiye etmişlerdir. Bu manada, "Sultanlar ateşe benzer, onlardan uzak durursanız donarsınız; yakın olursanız yanarsınız" demişlerdir.

         Şüphesiz ulemanın bu kanaatinde, "ümera" denilen sultanların devleti keyiflerine göre yönetmek adına işlerine  ulemanın karışmasından hoşlanmayışlarının büyük etkisi olmuştur. Bundan dolayı da İslam tarihinin (Asr-ı Saadet ve Dört Halife Devri hariç) hiçbir döneminde İslam şeriatı, toplum ve devlet düzeni" olarak tam şekliyle uygulanmamıştır. Ancak şeriatın şahıs ve aile hukukuna ait yönleri detaylarıyla işlenmiştir.

Toplum ve devlet düzenine ait olan yönleri ise; dine saygısı ulemaya hürmet şeklinde yansıyan yönetici ümera sultanlar döneminde nispeten gelişmiştir.

 

         Bu durum gösteriyor ki, dinin hükümlerinin her yönüyle gelişip genişlemesi için, hayatın her safhasına hükmetmesi gerekmektedir. Ekilmeyen toprak gibi dinin yaşanmayan bölümü de kıraç kalmaktadır.

         Çünkü tarih boyunca insanları gelişme adına yeniliğe, yaşadığı şartlar ve ihtiyaçlar ile biraz da ihtirasları zorlamıştır. 

         Din uleması için "ihtiraslar" söz konusu olmayacağına göre, "şartlar ve ihtiyaçlar", ümera denilen devlet yönetiminin inisiyatifinde geliştiğinden; ulemanın  toplum ve devlet düzeni konusunda mesaisi, faraziyyelerden (olması muhtemel meselelerden) öte geçememiştir. 

         Bu nedenle genelde dini eserlerimizde, özelde İslam Fıkhımızda 'toplum düzeni ve devlet yönetimi" adına yazılı olanlar, yürürlükteki beşeri metinlerde olduğu gibi  sistematik metinler değildir.

         Günlük hayatımızda yürürlükte olan beşeri hukukumuzun icrasında görüldüğü gibi, hukukun birçok eksik yönleri, yürürlüğe girdikten sonra ortaya çıkar. İslam hukukunda bu eksiklikler, "içtihad" ile tamamlanır. Bu da ümeranın inisiyatifinde ulemanın mesaisi ile gerçekleşecektir.

         Bu açıklamalar ışığında diyebiliriz ki, Ulema İslam Şeriatını hayatın her alanında söz sahibi kılabilmesi için, hâkimiyeti elinde bulunduran devlet ile "teşrik-i mesaide" bulunması gerekir. Bu manada Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde,:  “ İslamın cemaata olan ihtiyacı, cemaatin İslama olan ihtiyacından daha büyüktür" (Menavi; K.İrfan, 61) buyurmuştur.

         Bunun anlamı, "toplum ve devlet düzeni zorlanırsa dinsiz de devam eder, ama İslam cemaatsiz yaşamaz" demektir. 

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya