17.10.2021 10:59
5 yorum
1.722 okunma
Söylenip durmayın. Bi bildiğimiz var!
Ersoy Baba

 

 

Rahmetli Mehmet Akif Ersoy, her hafta birkaç saat diğer şair üstatlarla şiir üzerine sohbet ederlermiş. Genç bir şair bu sohbete katılabilmek için uzun süre Mehmet Akif’e dil dökmüş. Mehmet akif Genç şairin bu kadar istekli olması üzerine, hevesini kırmamak için sohbete katılmasına müsaade etmiş. Yalnız bir şartla:

-“Kenarda oturacak ve sadece dinleyeceksin. Hiçbir şekilde söz almayacaksın” demiş. Genç şair; “Üstatların sohbetinde bulunmak bile büyük şereftir” deyip şartı kabul etmiş.

Sohbet başlamış. Bizim genç kenarda ahşap sandalyenin üstünde pür dikkat üstatları dinliyor. Onların bu edebi sohbetlerinden büyük haz alıyordu. Bir ara nasıl olduysa gaz kaçırdı. Bunun sesinin duyulmuş olması ihtimali bile rezil olması ve bir dahaki sohbete katılamaması demekti. Çıkmış olan sesi kamufle etmeliydi. Oturduğu sandalyeyi biraz esnetti. Hafif bir “garç” sesi çıktı. Sesin sandalyeden geldiği izlenimi oluşturmak için sandalyeyi birkaç kere daha sağa sola esnetti. Evet! Bu sesler iyi olacaktı. Tam o arada çoğalan “garç-gurç” seslerinden rahatsız olan Mehmet Akif gence dönerek:
-“N'apıyorsun evladım, birinci mısraına kafiye mi arıyorsun?”

Merhaba sevgili AnaHaberGazete okurları.

Bir Pazar’a daha ulaştık. Sizi bilmem ama bizde Pazar kahvaltısı özeldir. Ben hazırlarım, biraz ondan dolayı özeldir. Kahvaltının adı “Baba kahvaltısı”dır. Evde çalışan ben olmama rağmen Pazar keyfi yaparak geç kalkanlar; evin hanım ve çocuklardan oluşan ahalisidir. Erken kalkan ben olunca kahvaltıyı zevkine göre hazırlayacak olan da benim. Buzdolabındaki malzemelere bakıp; onu şununla, şunu da bununla karıştırıp sırasıyla ocakta işlemden geçirince ortaya güzel bir kahvaltı çıkarırım. Malzemelerin ocaktaki son haline yetişen hanım;

-“Hiç onunla şu birlikte pişer mi? Olmaz!” dese de masada tadına bakınca “fena da olmamış” dediği çok olmuştur.

Velhasıl makalemden sonra harika bir kahvaltı için mutfağa geçeceğim.

Makaleme “giydirme ve laf çakma” nın en edebi örneği ile başladım. Mehmet Akif Ersoy çok muazzam bir şairdi.  Lafı gediğine oturtmasını da iyi bilirdi. Sevenleri olduğu kadar sevmeyenleri de vardı.

Bir toplantıda bir genç Mehmet Akif’i küçük düşürmek için;

-“Affedersiniz, siz veteriner misiniz?” diye sordu. Mehmet Akif’in cevabı;

-“Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?”

Lafı gediğine oturtmak sadece edebiyat üstatlarına mı mahsus. Bunu sporda da görmüştük:

80'li yılların sonlarında bir Beşiktaş-Boluspor maçı Boluspor ’un 1-0’lık üstünlüğü ile devam ederken hakem Beşiktaş’ın net 2 golünü vermez, Boluspor’a da kafadan bir penaltı verir. Maç çığırından çıkmıştır. Beşiktaşlılar neredeyse sahayı terk etmeyi bile düşünürler. Boluspor 2. golü de bu uydurulmuş penaltıdan atar.

Beşiktaş’ın santra vuruşuyla maça devam etmesi gerekirken Metin santrayı yapmaz, bekler. (Santra vuruşu rakip oyuncuların tamamının kendi sahasına geçmiş olması şartı ile yapılabilir) Bolusporlu futbolcuların tamamı kendi sahasındadır. Hakem düdüğü bir daha çalar. Ama Metin hala topa dokunmaz. Hakem:

-"Metin neden başlamıyorsun? Bak kart çıkartırım" der. Metin cevap verir:

-"Hocam sahanıza geçin de başlayalım"
Velhasıl sporda bile olan bu ince sanat en çok da ekranlarda gerçekleşmiştir.  Unutulmaz “Lafı gediğine oturtma” lardan biri Show Tv’de gerçekleşmişti.

Show TV’deki “Ateş Hattı” programında Reha Muhtar o günlerde çok yaygın bir dedikodu olan; “Prens Charles'ın Müslüman olduğu” yönündeki söylentileri eleştirmektedir. Konuyu telefonla bağlandığı Diyanet İşleri Başkanı ile tartışmaktadır:

-“Efendim, Prens Charles'ın Müslüman olduğunu söylüyorlar. Peki ama öyle bir adamdan Müslüman olur mu?”

-“Olur tabi neden olmasın?”

-“Ama efenim nasıl olur?”

-“Reha bey siz Müslüman mısınız?”

-“Tabi Müslümanım efendim.”

-“Siz namaz kılıyor musunuz?”

-“Hayır.”

-“Oruç tutuyor musunuz?”

-“Hayır.”

-“İçki içiyor musunuz?”

-“Evet.”

-“Ee sizden nasıl Müslüman oluyorsa, ondan da en az sizin kadar Müslüman olur.”

Şimdi “Ersoy Baba gene makaleyi anılarla, tınılarla doldurdu, kahvaltı hazırlamaya gidecek” dediğinizi duyar gibiyim. Ama herkesin kaldırabileceği bir yük vardır. Gereksiz abartmamak, okuyucuyu yormamak lazım.

Köyün birine yeni imam tayin edilmiş. İmam Cuma vaazına çok iyi hazırlanmış. Muazzam, ilgi çekici, harika vaazı köylüye sunabilmek için de zamanından çok önce kürsüde yerini alıp cemaatin gelmesini beklemeye başlamış. Lakin içeriye sadece orta yaşlarda bir adamın girdiğini, başka kimsenin vaaz dinlemek için camiye gelmediğini görünce üzülmüş. Gelen köylüye dönerek:

-“Çok güzel bir sohbet hazırlamıştım. Ancak sadece sen varsın. Bir kişi için vaaz vermek…”

Camideki tek kişi olan adam:

-“Hocam. Ben köyün hemen dışındaki at çiftliğinde bakıcıyım. 14 tane atımız var. Yem vereceğim saatte ahıra girdiğimde 13 at kaçmış olsa, sadece 1 at kalmış olsa o ata gene de yem veririm”

Hoca mesajı almış. Başlamış vaaza. Konuştukça coşmuş. Coştukça anlatmış. Ezan saati geçtiği halde vaazı kesememiş. Anlatmaya devam… Camideki tek kişi olan adam hocanın sözünü keserek:

-“ Hocam. Dediğim gibi. Ben at çiftliğinde bakıcıyım. Yem vereceğim saatte 14 tane attan 13’ü  kaçmış olsa, sadece 1 at kalmış olsa o ata gene yem veririm. Ama 14 atın yemini de bir ata vermem!

Hoca geç de olsa mesajı almıştır. Ben bu mesajı zaten bildiğim için ayarında gidiyorum. Onun için gıyabımda söylenip durmayın.

Kalın sağlıcakla…

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
5 yorum yapıldı
Çok hoş bir makale.
Ersoy Bey; sizi tebrik ediyorum. Bizler yazar olarak genelde hep ciddi şeyler yazmak gerektiğini düşünüp öyle yazıyoruz. Oysa insanlara birşeyler belki de en güzel biçimde mizahla anlaşılabiliyor. Nasreddin Hoca' unutmuş gibiyiz. Hatırlattınız. Sağolun varolun!
Yorum Ekleyen: Mehmet AKTAN     18.10.2021 21:00:54
SELAMLAR OLSUN..
SELAMLAR OLSUN..AFİYETLER OLSUN ELİNE DİLİNE SAGLIK.
Yorum Ekleyen: SADIK KARAARSLAN     18.10.2021 11:46:06
Muhteşem
Tebrikler. Çok hoş bir sohbet. Kaleminize kelamınıza bereket
Yorum Ekleyen: Mustafa Yıldız     18.10.2021 10:22:35
Sendrom
Baba...harika bir yazıydı. Hani çalışanlar arasında bir'Pazartesi sendromu' vardırya...işte beni bugün o sıkıntıdan kurtardın. Size çok teşekkür ederim. İnanın ki hastalarım da bendeki bu olumlu değişimden çok memnun kaldılar. İşte tam da bu espirili anlatıma ihtiyacımız var. TV.lerdeki hırlaşmalardan bıktık. Selam ve başarılar dilerim. Dr. Mecnun Yıldız
Yorum Ekleyen: Mecnun Yıldız     18.10.2021 08:56:27
Teşekkürler Ersoy bey.
Gene döktürmüşsünüz. harika bir makale. devam...
Yorum Ekleyen: Fehmi Çağlar     17.10.2021 14:09:47
Ersoy Baba
DİĞER YAZILARI

Yazarın Özgeçmişi:
Ersoy Baba Bolu Mengen doğumludur. Mengenlidir ama sadece yemeyi bilir. Mengen'in yüz karası yemek yapmayı bilmez.
Ersoy Baba sınıfta kalma yokkenki yıllarda ilkokulu okudu. Amerikan yardımı süt tozu ile büyüyen nesilden değildir. Ağzına dokundurmamıştır.
Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti.Hayali Hacettepe Tıp olmasına rağmen Güzel Sanatlar fakültesini anca kazanabildi.  Ersoy baba bi ara sokak sokak, ev ev gazete dağıtıcılığı bile yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor....

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya