Ülkemizde onca yıllardır televizyonlarda siyasi tartışma programları yapılır. Her kanalın belli bir siyasi görüşü vardır ve programa o görüş çerçevesinde siyasetçiler, yazarlar, üniversitelerden öğretim üyeleri çağrılır. Ortada ya hazır bir gündem vardır o gündem üzerinde tartışılır ya da o günkü programla bir gündem oluşturulmaya çalışılır.
20.10.2021 09:24
712 okunma
TV. de Tartışma Programları (Böyle Çıplak Nereye?)
Mehmet Aktan

            Ülkemizde onca yıllardır televizyonlarda siyasi tartışma programları yapılır. Her kanalın belli bir siyasi görüşü vardır ve programa o görüş çerçevesinde siyasetçiler, yazarlar, üniversitelerden öğretim üyeleri çağrılır. Ortada ya hazır bir gündem vardır o gündem üzerinde tartışılır ya da o günkü programla bir gündem oluşturulmaya çalışılır.

            Tartışmacıların üslupları, tavırları zaten mevcut olan fikr-i sabitlerinin bir tezahüründen başka değildir. Sonuçta da ortaya bir kör döğüşü çıkar. Bu hep böyle tekrarlanır gider.

            Bu tartışmalardan ne tartışmacıların ne de izleyicilerin kazandığı bir şey olmaz. Çünkü hiçbir tartışmacının, diğer tartışmacıların fikirlerinden yararlanmak gibi bir niyetleri yoktur. Ne söylesem de karşımdakini köşeye sıkıştırsam, ya da ters köşe etsem gailesiyle hareket ederler. Tartışmalar fikirler bazında değil, kişiler ve olaylar bazındadır.

            Mesele memleket meselesi değildir. Mesele tartışmadan ne pahasına olursa olsun galip ayrılma meselesidir. Bu noktada zekayı ön plana çıkarma, güzel konuşma, karşısındakinin yumuşak karnını bulup oraya nişan alma, küçük düşürme, üstü örtülü alay etme, iğneleme vs. surette üste çıkma gayretleri genel tavırlar olarak göze çarpar.

            Bu manzaraya göre; hangi fikrin gerçekte memleket yararına, hangisinin ise zararına olduğu kimsenin umurunda değildir.

            Bir iktidar düşününüz ki; Yaptığı hiçbir icraat yanlış değildir. İlk zamanlarda genel başkan olan kişiyle yakın arkadaşları samimi olarak aynı fikirleri paylaşmaktayken, zamanla başkanla çevresindeki ilk halkayı oluşturan yakın arkadaşları arasında farklılıklar ortaya çıkmış olsun. Önceleri farklı görüşlerini rahatça ileri sürebilen insanlar, artık aynı rahatlıkla fikirlerini ileri süremez olurlar. Çünkü başkan, başkan olduğuna göre, doğru düşünen O’ dur. Muhtemelen kendileri yanlış düşünüyordur. Bu nedenle susarlar. Bir başka sebep de: kazanmış olduğu pozisyonu kaybetme ihtimali nefsine oldukça ağır gelir. Vefasızlık edecek olma hissi de ayrı bir susma sebebidir.

            Başkan da bir müddet sonra istişare etme lüzumunu hissetmemeye başlar. Çünkü, başkan olan kendisidir. En doğrusunu bilen de kendisi olmalıdır.  

            Sonuçta başkan; istişare etme ihtiyacı hissetmeyen biri olup çıkar. İstişare etmek istese de çevresinde istişare edebileceği kimse bulunmaz. Bu safhada toplumda hiçbir vatansever, iktidarı samimi uyarı imkanını bulamaz. Beyinle, sinirler ve sinir uçları arasındaki irtibat yok olmuştur.

            Nasıl ki: Bir bedende bir arıza zuhur ettiğinde arızayla birlikte bir ağrı, acı, sancı ya da sızı sinir uçları ve sinirler vasıtasıyla beyne iletilir, beyin de bu arızanın giderilmesi için  gereken tedbirleri alır ve o marazdan kurtulur. İşte bu sıhhatli bir vücut yapısıdır. Yok eğer vücuttaki herhangi bir hastalığı, arızayı beyne ulaştıran sinir sistemi felç olmuşsa ne ağrı hissedilir ve ne de çaresine bakılır. Bir bakarsınız koca bir beden, hayatiyetini kısa sürede kaybedip gider.

            Diğer taraftan bir de iktidar karşıtlarını düşünelim:

            Öyle bir kafa ki: iktidar dünyanın en güzel işini yapsa alkışlamaz! Gerçek bir vatanseverin göğsünü kabartacak olan hiçbir icraat iktidar karşıtlarının kılını bile kıpırdatmaz! İktidarı alaşağı etmek için her türlü güç ve imkândan yararlanmak ister. Düşmanlarla bile birlik olur! Niçin siyaset yaptığını unutur. Devlet-Millet bütçesinden aldığı dolgun maaşa rağmen Devlet’ e-Millet’ e düşmanlık eder!

            İktidarın beşer olmak hasebiyle yaptığı yanlış icraatları düzeltmeye çalışmak yerine, bire bin katarak yalan yanlış bilgi ve haberlerle pireyi deve yaparak halkı umutsuzluğa sevk etmeye, Devlet’ e-Millet’ e düşman etmeye. Bu yolda düşman medya kuruluşlarıyla birlikte hareket eder!

            İktidarı devirmek, yerine iktidar olma hırsı gözlerini öyle bürümüştür ki: Devlet’ e Millet’ e düşmanlığında şüphe olmayanlarla iş birliği, güç birliği yapmayı anayasal, yasal ve meşru bir tavır olarak görüp, halka da kabul ettirmek için çabalarlar!

            İşte TV. kanallarındaki tartışmaların karşıt uçlarının genel manzarası budur.

            İnsanlar mensubu bulundukları partilerin siyasi görüşlerinin zebunu olup, Devlet’ in Millet’ in Âli menfaatlerini akıllarına bile getirmezler.

            Siyasi tartışmalarda hep havanda su dövülmekte, hep kör düğüşü yapılmaktadır.

            Kim aday olacak? Kim aday olursa kazanır? Kim kazanmalı? Kamuoyu araştırmaları geçen hafta kimi işaret ediyordu? Bu hafta kimi işaret ediyor? Ne olursa hangi ittifak bozulur? Sorular bunlar, cevaplar da yüzlerce!

            Nasıl olursa Devlet- Millet kazanır? Sorusu kimsenin aklında değil!

            Allah ferasetimizi artırsın İNŞAALLAH…

            Allah’ a emanet olunuz değerli okuyucularım. 19.10.2021

Av. Mehmet AKTAN

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya