Ülkeye İttihat ve Terakki hakim oldu. Padişahlığa da en büyük şehzade olan Mehmet Reşat getirildi. Ülke yönetiminde yeni padişahın hiçbir rolü yoktu. Her şeyi İttihat ve Terakkiciler yapıyordu. Enver Paşa, Cemal Paşa Talat Paşa başrollerde idi.
01.11.2021 06:37
637 okunma
Darbeler ve darbe severler..(2)
Av. Sabri Turhan

2.Abdülhamit, Meclis-i Mebusan’ın kararı ile padişahlıktan indirildi. 

Meclis’in kararına kadar ülkede padişah aleyhine büyük bir kamuoyu oluşturulmuş, İttihat ve Terakki ‘nin, Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talat Paşa’nın isyan hareketleri bazı çevrelerde makes bulmuştu. Ülkede bir ihtilal havası vardı. Meclis de bu havaya uydu. Pardişah’ın azline karar verdi. Yıldız Sarayı’nda oturan 2.Abdülhamit’e  kararın tebliğini Meclis üyeleri; Avram Efendi, Arif Hikmet, Emanuel Karasu ve Esat Efendi bildirdi. 

Tebliğci üyeler, önce, Cağaloğlu Yokuşu’ndaki  Meserret Kıraathanesi’nde toplandılar. Burada bir kahve molası verdiler. 

Meserret Kıraathanesi, Sirkeci’den  yukarı çıkarken, Ankara Caddesi ile Ebus Suut Caddesin kesiştiği noktanın başındadır. Burası, edebiyat ve şiir dünyamızın en önemli  mekanlarındandır. Yıllarca şair ve edebiyatçılar, burada toplanır, edebiyat  dünyamızda okuduğumuz ve gördüğümüz önemli eserler Meserret’te şekil alırdı. Meserret Kıraathanesi, o zaman bir de ihtilalcilere mekan olmuştu. Meserret daha sonra 1970’lerde pastahane  oldu. Şimdi ise dönerci dükkanı… 

Neyse..   

2.Abdülhamit böylece görevden alındı. Selanik’e sürgün edildi. Daha sonra ölünceye kadar kalacağı Beylerbeyi Sarayı’na nakledildi. 

Ülkeye İttihat ve Terakki hakim oldu. Padişahlığa da en büyük şehzade olan Mehmet Reşat getirildi. Ülke yönetiminde yeni padişahın hiçbir rolü yoktu. Her şeyi İttihat ve Terakkiciler  yapıyordu. Enver Paşa, Cemal Paşa  Talat Paşa  başrollerde idi. 

Padişahın ülke yönetiminde hiçbir rolünün olmadığını  ispat bakımından; 1913 Babıali Baskını’nı anlatmalıyım. 

1913 yılında Enver Paşa, beyaz bir ata binerek  Beyazıt’tan Cağaloğlu’daki hükümet konağına  500 ihtilalci  ile yürüdü. O zamanlar, Enver Paşa ile hareket  eden, ayakkabısının ökçesini  çiğnemiş, ceketini omuzuna atmış ,pala bıyıklı ( filmlerdeki gibi) kabadayılar vardı.Bunlardan biris Yakup Cemil idi. Yakup Cemil gibiler, bir ıslık çalsa, etrafına onlarca kişi birden toplanırdı. Enver Paşa’nın atının arkasından  gelenler işte böyle tiplerdi. 

 Enver Paşa ve 500 kişi hükümet konağını  (şimdiki İstanbul Valiliği binası) kuşattı. İçeride Kamil Paşa başkanlığında kabine toplantısı vardı. Olay sırasında direnen  6 asker öldürüldü. Enver ve baskıncılar kabineyi etkisiz hale getirdi. Kamil Paşa’nın elinden  istifa ettiğine, yerine Mahmut Şevket Paşa’yı önerdiğine dair  imzalı bir   kâğıt aldılar. 

Enver Paşa, Kamil Paşa’nın yazısını, Dolmabahce Sarayı’nda oturan Padişah Mehmet Reşat’a getirdi Padişah, bir şey söylemeden (bu imza O’nun mu? Kendisi niye gelmedi )bile demeden “peki evladım” diyerek, yazıyı onadı. Hükümet  böylece değişmiş oldu. Düşünebiliyor musunuz? İstifacının dilekçesini bir başkası götürüyor ve konu sıradan bir işmiş gibi görülüyor.. 

İttihat ve Terakki, memleketi istediği gibi yönetiyordu. Daha doğrusu yönetemiyordu. Yalnız bir şeyi itiraf etmek gerekir: 18 Mart 1915 yılında  Çanakkale Zaferi onların yönetimi  zamanında kazanıldı. 

İttihatçıların ülke yönetiminde  tecrübesi yoktu. Başvekil Talat Paşa, aslında ‘paşa’ değildi. Yani asker değildi. PTT memuru idi. O zamanlar, başbakan olanlara ‘paşa’ payesi de verilirdi. Talat, bu sebeple  “paşa” oldu.  

Sultan Resat’ın  ülke yönetiminde hiç bir rolünün olmadığını yukarıda  anlatmıştım. Ülke her yerde herkes ile harp halinde idi. İttihatçılar acz içinde idiler. 

Doğruluğu tam olarak  ispat edilememekle birlikte, bir gün Enver, Talat‘a; “Yahu Talat ! Buz Sultan Adülhamit’e  yanlış yaptık. Gitsek, özür dileyip eline  öpsek gelsek” der. Ve karşıya geçip, Beylerbeyi Sayrayı’nın  kapısına varırlar. Tam kapıda  Enver; “Talat, ben O’nun yüzüne  bakamam. Sen içeri gerip görüşüp  gel” der. Talat Paşa da tek başına içeri  girer, eski padişahla görüşüp gelir. Bu husus bazı müverrihler tarafından dillendirilirse  de tam olarak doğrulanmamıştır. Yalnız, İttihatçıların zaman zaman bir sorun olduğunda; “eski padişaha da bir sorsak mı acaba” dedikleri vakıadır. 

O yıllarda  ülke yönetimi konusunda değişik alternatifler tartışılıyordu.Mesela; ”Latince yazıya mı geçsek” veya  “cumhuriyet yönetimini mi getirsek ” gibi.. 1918-1920’lerde bazı işyerlerinin kapısında tanıtım tabelalarında  latince levhalar gözükmeye başlamıştı.  

O devirde “cumhuriyete geçsek” tartışmaları  en çok Sultan Reşat’tan sonra en büyük şehzade olan Yusuf İzzettin Efendi’yi rahatsız etti. Yusuf İzzettin Efendi ,” Padişah’ın, 5.Murat’ın, 2.Abulhamit’in ve Vahdettin’in  amcaoğlu idi. Sultan Abdülaziz’in oğlu idi. Osmanlıda  son dönem şehzedeleri  evli iken çocuk sahibi olamazdı. Ama şehzade  Abulaziz’in bu oğlu Yusuf İzzettin babası şehzade iken doğmuş, bu sebeple yıllarca etraftan saklanmış bir çocuktu. 

Yusuf İzzettin; ”Cumhuriyete geçince, padişahlık olmayacağına göre, ben de padişah olamam” diye bunalıma girdi. Daha başka olaylar da gelişince, Yusuf İzzettin intihar etti. Yoksa,İstiklal harbi öncesine Vahdettin ile değil, Yusuf İzzettin ile girecek, son padişahımız O olacaktı. 

Yukarıdan beri, padişah değişmelerini, ihtilalleri, ihtilal teşebbüslerini ve suikastleri anlattım.Görünen şudur: Bizim ihtilalcilerimiz bile  geleneklerimize bağlıdır .Hiç bir ihtilalci; “..pardişah devrildi, artık ben padişah olacağım” dememiştir. Gelenek  sürdürülmüştür. Padişah devrince, yeni bir padişah gene Osmanlı hanedanından  olmuştur. Bir  Osmanlı gitmiş, başka bir Osmanlı gelmiştir. 

Gelecek yazımda ; Milli  Mücadele yıllarını ,Gazi Paşa’ya suikast  girişimlerini, Cumhuriyet dönemi ihtilallerini, kalkışmaları  ve suikast girişimlerini  gene anlatacağım.  

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya