Önceki yazımızda “İslâm külfet mi, nimet mi?” başlığı altında Yüce Din’ imizin insan için külfet olmayıp, nimet olduğunu aklen tespit ve teyit etmiştik.
18.02.2022 04:51
1 yorum
822 okunma
İslâm ve İnsan
Mehmet Aktan

            Önceki yazımızda “İslâm külfet mi, nimet mi?” başlığı altında Yüce Din’ imizin insan için külfet olmayıp, nimet olduğunu aklen tespit ve teyit etmiştik.

            Çünkü insanın bizatihi sahip olduğu bilgi vasıtaları olan beş duyu ve akılla hayat ve kâinatı anlama ve izah etmede başarılı olamayacağını, zira hayat ve kâinatı anlama ve izah edebilmek için beş duyu ve akıl gibi sınırlı bilgi vasıtalarının yetersiz kalacağını, bu bilgi vasıtalarının yanı sıra; hayat ve kâinatı Yaratan, sevk ve idare eden Yüce Rabbimiz’ in bize Kitapları ve Peygamberleriyle gönderdiği Vahyi en temel bilgi kaynağı ve vasıtası olarak kabul etmemiz gerektiğini ifade etmiştik.

            Vahyin kabul edilmemesi halinde; sınırlı bilgi vasıtaları olan beş duyu ve akılla, sonsuz ve sınırsız ilim, irade ve kudret sahibi Yaratan’ ın eseri olan hayat ve kâinatı anlama ve izah teşebbüsünün akim kalacağını, vahiyden mahrum akıl ve beş duyunun ürünü olan bir takım tahmin, varsayım, iddia ve spekülasyonlardan ibaret olan felsefelerin yolumuzu şaşırtıp, çıkmaz ve karanlık sokaklara sevk edeceğini izaha gayret etmiştik.

            Bu yazımız ve devamında da İslâm’ ın pratik hayatta neden külfet değil de nimet olduğunu izaha çalışacağız.

            Değerli okuyucu;

            BEŞERÎ HAYAT: İnsanın Yaratan’ ına, kendisine, ailesine, akraba ve taallukatına, yakın çevresine, hemşerilerine, Millet’ ine, Devlet’ ine ve nihayet insanlığa karşı vazifelerini;

            İnsanın: hayvanlar alemine, bitkiler alemine ve cansız aleme karşı sorumluluklarının tamamını ifade eder.

            İnsanın Yaratan’ ına karşı sorumluluklarını: Amentü’ ye iman, ilim, ihlas, İbadet, emirlerine itaat, yasaklarından uzak durmak ve İslâm’ ı tebliğ olarak sıralayabiliriz.

            İlmi, iradesi ve kudreti mutlak bir Yaratan’ a inanmak insanı kafa karışıklığından, hayat ve kâinatı anlama ve izah konusundaki keşmekeş ve kaostan kurtarır. Zaman ve mekânın sınırları, can, ruh, yaratılış vs. fizik ötesi konulardaki aklın çaresizliğine son verir.  İnsanı huzur ve sükuna kavuşturur.

            Allah’ a ibadet; İnsan’ ın ruh ve beden terbiyesi ve sıhhatinin temel taşıdır.

            Namaz; insan ruhunun çaresiz kaldığı, sığınacak bir mercii aradığı, borç, dert ve hastalıklardan kurtulmak istediği, günah işleyip vicdan azabıyla boğuştuğu zamanlarda insan için müracaat merciidir.

            İnsan, Yaratan dışında; bu sıkıntılarının giderilmesiyle ilgili olarak müracaat edeceği herhangi bir kapıya sadece sayılı kere başvurabileceği halde, Yaratan’ ımıza sayısız kere müracaat edebilir ve her seferinde kabul edilme imkân ve ihtimali vardır.

            Günde beş vakit abdest ve namaz, tıbbın hastalıklara sebep olarak gösterdiği hijyene aykırı durumları ve hareketsizliği bertaraf eder.

            Haftada 7 gün ve 24 saate yayılmış olan 280 rekât namazın yerini başka hiçbir sportif aktivite tutamaz. Yılda bir ay oruç tutmak, sindirim sistemimizi dinlenmesi için bulunmaz bir nimettir.

            Hac görevini ifa ederken; milyonlarca insanın da kendisi gibi inanıp düşündüğünü görerek, imanında yalnız olmadığını görür, şeytanın ve nefsin vesveselerinden kurtulur.

            Yılda bir ay oruç tutarak sindirim sistemini dinlendirir.

            Açlık ve susuzluğu tadarak, senenin her gününde dünyada aç ve susuzlukla karşı karşıya olanları, Ülkemiz’ deki yetersiz beslenme durumunda olanları göz önüne getirerek fitre, sadaka vs. yardım sorumluluklarını ifa ederek, yoksul insanlara el uzatmış olur.

            Yılda bir zekâtını vererek, toplumdaki sosyal adaletin tesisine yardımcı olmuş olur. Böylece toplumdaki zengin ve fakir arasındaki ekonomik uçuruma yol açılmamış olur. Sonuçta toplumdaki servet düşmanlığı bertaraf edilmiş olur.

            Yine kurban vecibesini yerine getirerek, yıl boyunca et yeme imkanını pek bulamayan insanların da bu değerli besinden faydalanmaları sağlanmış olur.

            Değerli okuyucu; bu yazımızda Müslüman’ ın sadece ibadetle ilgili vazifelerinin insan ve toplumda hangi iyilik, güzellik ve faydaları sağladığını acizane ifade etmeye çalıştım.

            Sonraki yazımızda; Emr-i bil maruf ve Nehya-nül münker’ e uymanın insan ve topluma neler kazandırdığını izaha çalışacağım.

            Allah’ a emanet olunuz. 18.02.2022

Av. Mehmet AKTAN

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
İslâm nimettir
اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ دٖينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ و اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ دٖينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتٖى وَرَضٖيتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ دٖينًا
Yorum Ekleyen: Eyüp     18.02.2022 21:15:55
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya