Balkanlarda, Kuzey Karadeniz’de, Kafkaslarda, Asya’da, Suriye’de ve bütün Kuzey Afrika’da Osmanlı’nın mirası hâlâ gündem konusu. Kirli hesapların yapıldığı, kanlı savaşların can yaktığı kutsal vatan toprakları.
08.04.2022 11:12
3 yorum
292 okunma
Paylaşılamayan Miras
İsmail Aydın

Balkanlarda, Kuzey Karadeniz’de, Kafkaslarda, Asya’da, Suriye’de ve bütün Kuzey Afrika’da Osmanlı’nın mirası hâlâ gündem konusu. Kirli hesapların yapıldığı, kanlı savaşların can yaktığı kutsal vatan toprakları. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı bilmem bugün kaçıncı gününde. Diyorlar ki, Rusya’nın hedefi Ukrayna’yı ikiye bölerek Dinyeper nehrine ulaşmak. Ukrayna’yı Dinyeper’in batısına itmek. Tabii hesap tutarsa.

Neresidir Dinyeper? Dinyeper, tam da Osmanlı’nın Özi nehridir. Hudutların korunması için yapılan Özi kalesinin bulunduğu bölge. Kalenin kaybedilmesi ve akabinde 20.000 (yirmi bin) Müslümanın katledildiği haberini alınca Osmanlı hükümdarının üzüntüden nüzul geçirip ölmesine sebep olan vatan parçası. Göz kamaştıran mümbit arazileriyle meşhur Eflâk-Boğdan ve Erdel diyarı.

Eflâk

Eflâk, bugünkü Romanya’nın güney kısımlarını oluşturur. Büyük Eflâk, küçük Eflâk diye ikiye ayrılır. Eflâk’ın Romenler arasındaki geleneksel adı Romen ili veya Romenler yurdudur. Osmanlıların kullandığı Eflâk adı daha yaygındır. Kuzeyde Karpat dağları, güney ve güneydoğuda Tuna nehriyle çevrili, petrol çıkarılan yaklaşık 77.000 km2’lik bir alan. Romanya’nın başşehri Bükreş bu topraklardadır.

Eflâk doğudan batıya göç eden kavimlerin yolu üzerinde olduğundan çeşitli milletlerin istilasına uğramıştır. Daklar’ın hâkimiyetinde iken miladi II. Yüzyıl sonlarında Roma işgaline uğramış ve bir teoriye göre Roma askerleriyle Daklar’ın karışımından bugünkü Romen milleti doğmuştur.

Memleketeyn

Osmanlılar, Eflâk-Boğdan’a iki memleket anlamında “memleketeyn” adını vermişlerdi.

Osmanlıların Avrupa’ya ayak basıp Rumeli’yi vatan yapmaya çalıştıkları sırada Tuna nehrinin Karadeniz’e döküldüğü yerlerin kuzeyinde Moldovya (Boğdan) ile Ulahya (Eflâk) isimli iki Rumen prensliği bulunuyordu. Ulahya kendilerine daha yakın olduğu için ilk temas onlarla başlamıştır.

Ulahya-Eflâk prensliğinde İvanko Basarab’ın torunu Vlayku bulunuyordu. Vlayku, Osmanlıların aleyhine Papanın teşvikiyle Makedonya Sırp kıralı Vukaşin ile birlikte Çirmen (Sırp Sındığı- 1364) muharebesine iştirak etmişti.

Sancılı Prens Mirça Dönemi

Osmanlı-Eflâk ilişkilerinde en dikkat çekici isim olarak Mirça’yı görüyoruz. (1386-1418) Mirça çok zeki ve dessas bir politikacıydı. Birinci Kosova muharebesinde Sırp despotu Lazar’a yardım için kuvvet göndermiştir. Tabii bunun ardından Türk akıncıları -Firuz Bey kumandasında- Tuna’yı geçerek Mirça’nın ülkesinde boy gösterdiler. Mirça, bu akından sonra Bayezid’in Anadolu’da bulunduğu bir kış esnasında, Silistre’yi almak maksadıyla Tuna’yı geçip Türk muhafız kuvvetlerine hücum etmiş ve Karınabad ovasına kadar inerek yağma ve katil yapmıştır. Bunu haber alan Osmanlı hükümdarı, 1392’de bizzat Mirça’ya karşı sefere çıkmıştır.

Bu seferde yardımcı olarak Osmanlı ordusunda Sırp despotu Lazaroviç, Makedonya Sırp Beyi Marko Kıraliyeviç ile Köstendil Sırp beyi Konstantin de bulunuyordu. Osmanlı ordusu Vidin’e uğradıktan sonra Tuna’yı geçerek Kalafat mevkiine çıkmış ve Mirça kuvvetleriyle Rovine’de yapılan ilk savaşta yenilmişti. Fakat bu küçük çarpışmadan sonra geri çekilen Mirça takip edildi ve kat’i bir hezimete uğratıldı ancak Transilvanya (Erdel) mıntıkasına kaçtığından kendisi ele geçirilemedi. Osmanlılar, Mirça’nın yerine Vlad adında bir beyi prensliğe getirip vergiye bağladıktan sonra yanına bir miktar Türk muhafızı bırakmışlardır.

Mirça, Macarların yardımıyla ikinci defa Eflâk prensi oldu. (1396) Niğbolu muharebesinden bir sene sonra Yıldırım Bayezid, bizzat ordusunun başında olarak ikinci defa Eflâk’a girmiş ve Mirça’ya haddini bildirmişti. Bunun üzerine Mirça, on beş maddelik bir andlaşmayla Osmanlı hâkimiyetini kabul etti. Andlaşmaya göre Eflak bütün iç ve dış işlerinde serbest olacak, seçilecek hükümet Osmanlı padişahı tarafından tasdik edilecek ve Eflâk vergi ödeyecekti.

Ankara savaşından sonra Mirça, şehzadeler kavgasında Rumeli’ye geçmiş olan Musa Çelebi’ye yardım etmiş ve Sımavna Kadısı Şeyh Bedreddin olayında da rol almıştır.

Prens Mirça’ya karşı akrabasından Dan adında bir rakip çıktı. Dan, Osmanlılara müracaat ederek kendisine yardım edilmesini istedi.  Mirça’yı da Macar kıralı ve Alman imparatoru Sigismund himaye ediyordu. İki prens arasında yapılan savaşta Dan galip geldi, Macar kumandanı harpte maktül düştü. Vaziyetin ciddiyetini gören Mirça sulhe talip olarak oğlunu rehin verdi ve üç senedenberi vermediği vergiyi ödediği gibi her sene yeni vergi ödemeyi de taahhüt etti. Mirça 1416’da ölünce, yeğeni Dan Eflâk beyi oldu. Bu tarihlerden itibaren Eflâk, Osmanlılarla Macarlar arasında uzun süren hudut kavgalarına ve akınlar yapılmasına sebep oldu.

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
3 yorum yapıldı
Ukrayna
Osmanli gitti huzur gitti
Yorum Ekleyen: Kadir çalışkan     18.04.2022 22:44:50
Övgü
Zelenski aynı konuşmasında binlerce Türkü öldüren eterya örgütü de övmüştür.Unutmayalım derim.
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     11.04.2022 12:23:09
ÜZÜNTÜNÜZ ÜZÜNTÜMÜZDÜR
Zelenski, Yunan parlamentosuna hitaben yaptığı konuşmada, yazıda geçen katliamı anınca Yunan milletvekillerince protesto edildi.
Yorum Ekleyen: İsmail Aydın     9.04.2022 08:12:43
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya