Her şeyde bir hikmet aramak ve hayır ummak İslam’ın şiarındandır. Bu bakımdan hayat derslerle doludur... Derslerle dolu olan hayatı okumak insana kalıyor. Hayatta öyle şeylerle karşılaşırız ki... Bunlardan bir kısmı hoşumuza gitmeyebilir. Oysaki o bizim için bir hayırdır. Karşılaştıklarımızdan bir kısmını da severiz, oysaki o bizim için bir kötülüktür. Bir şeyin hakkımızda iyi mi, kötü mü, hayır mı, şer mi olduğunu başlangıçta en iyi bilen Mevla’mızdır, biz bilemeyiz.
20.05.2022 09:53
2 yorum
279 okunma
Müfettiş Ve Tefekkür
İsmail Aydın

Her şeyde bir hikmet aramak ve hayır ummak İslam’ın şiarındandır. Bu bakımdan hayat derslerle doludur... Derslerle dolu olan hayatı okumak insana kalıyor.

Hayatta öyle şeylerle karşılaşırız ki... Bunlardan bir kısmı hoşumuza gitmeyebilir. Oysaki o bizim için bir hayırdır. Karşılaştıklarımızdan bir kısmını da severiz, oysaki o bizim için bir kötülüktür. Bir şeyin hakkımızda iyi mi, kötü mü, hayır mı, şer mi olduğunu başlangıçta en iyi bilen Mevla’mızdır, biz bilemeyiz.

Gerçekten çoğumuzun hayatında böyle şeyler olmuştur. Vaktiyle istediğimiz gibi sonuçlanmayan bir olay daha sonra bizim lehimize sonuçlar doğurunca “o zaman şöyle olmasını istiyordum ya, iyi ki olmamış” deriz. Bu mucizeyi hemen her insan hayatında mutlaka görmüştür. Şöyle bir dikkatlice baktığımızda bunu fark edebiliriz.

İşte teftiş olayına da böyle bakmaya çalışıyoruz. Hac yolculuğu için hazırlıklarımızı sürdürdüğümüz günlerde idi. Öğle üzeri evimize giderken yolda bir tanıdıkla karşılaşıyoruz. Yanında birisi daha var. Tanıdık olanı, “Bolu Adliyesini teftiş için geldik, sizin burada olduğunuzu düşündük, burayı tercih etmemizin sebebi sizin burada olmanız” diyor. Başmüfettiş Hakkı Bey, fakülte yıllarından itibaren tanıdığım bir dost.

Hoş beşten sonra “Hemen sizin evraklara bakabiliriz” diyorlar. Ancak bir mazeretim sebebiyle eve gitmekte olduğumu söyleyerek izin isteyip, birazdan görüşmek üzere ayrılıyoruz.

Allah’a Nasıl Hesap Vereceğiz?

Eh! Teftiş işte... Neticede bir iki senelik evrakımıza bakacaklar. Millet namına devlet yapıyor bu denetimi. Hesabımızı kitabımızı, tam olarak tutmuşuz. Bile bile yanlış yapmamışız! Evet, ama yine de bir endişe, bir heyecan var içimizde. Ya bilmeden yaptıklarımız, dikkatimizden kaçan yanlışlarımız varsa? İşte bu gibi sorular heyecanlanmamıza sebep oluyor. Ve eminim hayatta teftiş gören her insan, müfettiş, arkadaşı da olsa mutlaka heyecan duymuştur. Evet, ya bir yanlışımız varsa? Ya bize ceza verirlerse? Mahcup olmak, hesap verememek, cezaya maruz kalmak, verilecek cezayı ödeyememek! “Hayat derslerle doludur” derken kastettiğimiz budur. Burada bir insana, bir topluma, nihayet bir devlete hesap verme söz konusudur. Bu durum bizi “Allaha hesap verme” düşüncesine götürüyor mu? İşte soru budur.

-Aman ya Rabbi! Ne büyüksün Allah’ım! İşte iki senenin hesabı bizi böyle düşündürüyor, böyle heyecanlandırıyor ve böyle endişelere sevk ediyor. Peki! Ya koskoca bir ömrün hesabını sana nasıl vereceğiz? Ya Rabbi!

Koca bir ömür deyip de geçmemek lazım. Doğduk, büyüdük, yaşadık ve öldük. Hepsi bu kadar mı? Bu çizginin içinde neler yok ki? Bebeklik, çocukluk, gençlik, yaşlılık!

Teftişe tabi tutulacağız. Hesaba çekileceğiz. Evvela ömrünü nerede harcadın? Nefsin, aklın, dinin, neslin, malın için ne yaptın? ‘Malım malım’ der durursun. Malını nasıl kazandın, nerede harcadın? Meşru kazanç yolları belli, sarf yolları belli. Meşru yollardan mı kazandın, meşru yerlerde mi harcadın? Yoksa aksini mi yaptın? Yapmamız gerekenlerle sakınmamız gerekenler Kur’an’la bildirilmiş, Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından tebliğ edilmiştir. Yapmamız gerekenleri ne nispette yaptık, sakınmamız gerekenlerden ne nispette sakındık?

İyi bir vatandaş, iyi bir insan, iyi bir Müslüman olmak için neler yaptık? Fakire, yetime, düşküne -ki memleketimizde ve dünyada milyarlarcası mevcut- karşı vazifelerimizi ne nispette yaptık?

Kötülerle ve kötülüklerle savaştık mı? Yoksa “bana ne, neme lazım, bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mı dedik? Menfaatini gözetirken en ince ayrıntıyı gözden kaçırmayan insan; “kulluk vazifelerini hakkıyla yapabilmek için aynı hassasiyeti gösterdin mi, rahatından taviz verdin mi, bu yolda hangi uğraşların, hangi çabaların içinde oldun? Uyarıcı gönderdim, bildiri sundum, yol yordam gösterdim, peygamber bu yolda nasıl yürüyeceğini tecrübeleriyle gösterdi. Bütün bunların gereklerini yaptın mı? Haydi ver hesabını” diyecek Rabbimiz.

Soru listesini uzatmamız mümkün. “Kendimiz için ne yaptık, her gün kendimizi aşmak için ne yaptık ve Allah için ne yaptık?”

Ya Rabbi! Rahimsin, kerimsin, bağışlayıcısın, esirgeyicisin. Bizlere kendimizi idrak ettirmeyi nasip et!

Ya Rabbi! Bilerek işlediğimiz günahlarımız yok mu? Var... Bilmeden işlediğimiz günahlar yok mu? Çook...

Ya Rabbi! Verdiğin bunca nimete karşı şükrümüz az, bunun mazereti yok! Emir ve yasaklarına hakkıyla uyabildiğimizi söyleyecek mevkide değiliz. Sana hakkıyla kulluk yapamadık. Bunun da mazereti yok, tevili yok. Aynen babamız Hz. Adem (as.)’ın duasıyla dua ediyoruz... Nefislerimize aldandık. Bizlere yanlışlarımızdan dönmeyi, doğru yola yönelmeyi nasip et! Bizleri bağışla Ya Rabbi!

Hz. Peygamber bile, Allah’a yürürken adeta beraat senedi alır insanlardan. Dikkat edelim, o herhangi bir insan değildir. Bütün âlemlere, bütün insanlığa gönderilmiş Allah’ın en son elçisidir. En yeni, en modern dinin tebliğcisidir. Şöyle sorar:

- Vazifemi yaptım mı?

- Yaptınız ya Resulallah! Bunun üzerine üç defa:

- Şahid ol Ya Rabb, şahid ol Ya Rab, der.

O halde Peygamber (s.a.v.)’in sorusu, Mü’minin de sorusu olmalı; vazifemi yaptım mı, vazifelerimizi yaptık mı?

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
İtiraf
Günahlarımız ile, yanlışlarımız ile, hatalarımız ile, eksiklerimiz ile, ayıplarımız ile yüzleşeceğimiz o günde Allah'ın affına, bağışına, lütfuna, keremine, ihsanına, ikramına sığınıyor ve ALLAH'a yalvarıyor af diliyoruz. Böyle bir yakarışı yapmamıza da vesile olduğu için yazınız sebebiyle size çok teşekkür ediyorum İsmail abi.
Yorum Ekleyen: HÜSEYİN AYAZ     22.05.2022 12:42:48
Teftiş
Denetleme işine çok önem veririm.Ancak insan tarafından yapıldığında zaman zaman yanlışlarda doğal olarak gerçekleşebiliyor..Ancak yüce yaratıcı tarafından yapılacağı bilinen hesap gününde ise işimiz elbette kolay değil..Ancak bu kez teftiş eden ve hesap soran yaratık değil yaratıcı..ondan gelen haksız bir şey olabilir mi..Asla.. işte bize bu güven ve umut olabiliyor...
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     21.05.2022 17:44:57
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya