Kutsal yolculuğa çıkmadan önce köyümüzde, kasabamızda ve ilimizde anne babamızla, akrabalarımızla, arkadaşlarımızla, eşimiz dostumuzla, meslektaşlarımızla, memur ve amirlerimizle elimizden geldiği kadar helalleşiyor, vedalaşıyoruz. İnsan için iki yolculuk söz konusu imiş. Biri dünyada yolculuk diğeri dünyadan yolculuk... Şu anda Hac niyetiyle dünyada yolculuğa hazırlanıyoruz.
27.05.2022 02:38
2 yorum
342 okunma
Kutsal Yolculuğa Çıkarken
İsmail Aydın

Kutsal yolculuğa çıkmadan önce köyümüzde, kasabamızda ve ilimizde anne babamızla, akrabalarımızla, arkadaşlarımızla, eşimiz dostumuzla, meslektaşlarımızla, memur ve amirlerimizle elimizden geldiği kadar helalleşiyor, vedalaşıyoruz.

İnsan için iki yolculuk söz konusu imiş. Biri dünyada yolculuk diğeri dünyadan yolculuk... Şu anda Hac niyetiyle dünyada yolculuğa hazırlanıyoruz. Ama bakarsınız bu, dünyadan yolculuk da olabilir. Orasını Allah’tan başka kimse bilemez. Yani bu âlemden öbür âleme göç. En iyisi mi biz, bunca hukukumuz olan insanlarla helalleşmeye bakalım. Zaten şu anda hazırlığını yapmakta olduğumuz yolculuk, öbür âlemin yolculuğunun da hazırlığı değil mi? Nasıl dünyada yolculuk azıksız, hazırlıksız, parasız olmuyorsa, daha doğrusu akıllı insan dünyada yolculuğa çıkarken yanına azık alıyor, hazırlık yapıyorsa, dünyadan yolculuk da azıksız hazırlıksız olmuyor.

Veda ziyareti için Sayın Savcımızın makam odasındayız. Çaylarımızı içerken birkaç dakika sohbet imkânı buluyoruz. Hac vesilesiyle okuyabildiklerimden söz açıyorum.

-Sayın Savcım! Sizin gibi hukukçu oluncaya kadar eğitim kademelerinin hepsinden geçtim. İlkokulu, ortaokulu, liseyi ve üniversitenin hukuk fakültesini bitirdim. Bir buçuk yıl kadar da staj yaptım. Ama itiraf edeyim şu saydığım eğitim kademelerinin hiç birinde Hac vesilesiyle okuduklarımın hiç birini okumadım. Çünkü okuduğumuz derslerde bunlar yoktu. Oysa bunlar bütün hayatımız boyunca uyacağımız genel prensipler, genel ilkelerdi. Bunları öğrendiğimde şoke oldum. Niçin bu güne kadar okuyamamışım diye de kendi kendime hayıflandım, dedim.

Savcımız merakı artmış olarak:

-Nedir onlar İsmail Bey? Diye sordular.

Birbirimizi Seveceğiz

-Hz. Peygamber “iman etmeden cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız” diyor. Haydi, çık işin içinden. Şimdi, “iman ettim” demekle iş bitmiyor, laf ile iman olmuyor, bunu eyleminizle ispat edeceksiniz. O eylemin adı sevgidir. Tabii bu, “seviyorum” demekle de olmuyor. Bu sevgiyi sosyal hayatınızda davranışlarınızla, başkalarının hakkına tecavüz etmeyip saygı göstererek, yaşayışınızla göstereceksiniz... İşte bugün toplum olarak en çok muhtaç olduğumuz bir ilke... Birbirimizi seveceğiz, bütün insanları seveceğiz. Hak’tır sevmenin ölçüsü...

-Hz. Peygamber zamanında adamın biri bir işçi çalıştırmış. Ona ne ücret vermesi gerektiğini sormuş Peygamber’e. Hz. Peygamber daha “ne tür bir işte çalıştırdın, ne kadar süre ile çalıştırdın” gibi sormadan “o işte sen çalışmış olsa idin ne kadar ücret almak ister idiysen ona o kadar ücret ver” cevabını vermiş. İşte size hiçbir devalüasyon kararının eritemeyeceği bir ücret politikası...

-Okuduklarımdan bir başka şey daha. Kur’ân’da, “Bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir, bir insanı dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir” buyuruluyor. Gerçekten müthiş bir şey. Demek bir insan eşittir = bütün insanlar... Bütün insanlar eşittir = bir insan. İnsana bundan daha yüksek değer verilebilir mi? Günümüz anayasalarında öngörülen yaşama hakkına yüzyıllar öncesinde gösterilen ne büyük saygı!

Bunlar ve bunlara benzer nice ilkeler... Bunların hiçbirisi ne şunun bunun etkisinde kalmaktır ve ne de şunun bunun kültürel hegemonyasına girmektir. Bunlar tamamen evrensel kurallar olup, insanlık ideallerini en üst düzeyde gerçekleştirmeye hizmet etmektedir…

Savcımız heyecanla sohbete müdahale ettiler:

-İsmail Bey! Niçin hocalarımız şu anlattıklarınızı güzel bir şekilde kürsüden anlatmazlar? Ayda yılda bir camiye giden ya da haftada bir Cuma Namazına giden birçok insanımız, bunlara benzer şeyler duysalar şevkleri artacak, ümitleri yeşerecek. Böyle yapmayıp da öbür türlü adamı cehenneme sokup çıkardın mı, adam camiden de, cemaatten de soğuyor, dediler.

Gerçekten -nezihini tenzih borcumuzdur- kürsülerden yapılan konuşmaların pek çoğu şikâyetin haklı olduğunu gösterir mahiyettedir. Biz buna karşı gereken tedbirin ilgililerce alınacağı umudundayız.

Vedalaşıp ayrılıyoruz.

 

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Siyaset
İslam çağlar üstü bir ilahı nizam...Camilerde bunun sadece ibadet kısmına ağırlık verilmesi elbette yanlış..Kuşkusuz oralarda bir siyasal partinin propagandası yapılmaz ancak İslamın siyaseti vardır ve bu her hal ve koşullarda anlatılmalıdır.
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     29.05.2022 09:52:22
HAC
ALLAH ŞİMDİDEN KABUL ETSİN.
Yorum Ekleyen: Adnan Güneş     27.05.2022 18:14:53
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya