Hac görevini ifa etmek üzere yapılan hazırlıklar bugün sona erdi. Yetkililer yatsı namazını müteakiben itfaiye meydanında hazır olmamızı bildirdiler. Eşyalarımızı arabalarımıza teslim etmiş olarak yerlerimize oturmamızı istediler.
12.06.2022 07:38
198 okunma
Hac Yolunda
İsmail Aydın

Bolu-Ankara; Ankara-Medine (7-8 Mart, Pazar-pazartesi.)

Hac görevini ifa etmek üzere yapılan hazırlıklar bugün sona erdi. Yetkililer yatsı namazını müteakiben itfaiye meydanında hazır olmamızı bildirdiler. Eşyalarımızı arabalarımıza teslim etmiş olarak yerlerimize oturmamızı istediler.

Bildiriye uyularak istenilen yapıldı. Soğuk bir gecede itfaiye meydanında hazırlanıldı, eşyalar arabalara teslim edildi... Hacı adayları, saat 21.00 sularında kendilerini uğurlamaya gelen yakınlarıyla vedalaştılar. Ancak bir fısıltı hemen ortaya yayılıverdi. Arabalar saat 24:00’ te Ankara’ya hareket edecekmiş. Çünkü uçağın hareket saati ve Esenboğa Havaalanı’nın durumu öyle gerektiriyormuş.

Haber Hacı adayları arasında tepkili bir dalgalanmaya sebep oldu. Hacı yakınlarında sızlanmalar duyuldu. “Madem bu kadar geç gidilecekti, öyle ise ona göre hareket saati tespit edilseydi.”

Gerçekten de öyle oldu. Müftü Efendinin duasından sonra saat 24:00’te Ankara’ya doğru yola çıkıldı. Gerede’ye geldiğimizde saat gece 01:00 idi. Burada bir saatlik mola verildi. 02:00 sularında otobüsler Ankara’ya doğru tekrar harekete geçti. Esenboğa’ya vardığımızda saat 04:15’ i gösteriyordu. Gümrük işlemlerinden sonra nihayet saat 08:15’ ten itibaren Medine’ye gidecek uçağa alınmaya başladık. Uçak 09:00’ da havalandı.

SUUDÎLERİN KAYITSIZLIĞI

Çoğumuz ilk defa uçağa biniyorduk... Aman kuyruğa yakın oturma, aman kanatlara yakın oturma, aman ortaya oturma... Uçaktan manzarayı seyretmek isteyenler arkadaşlarına bir pencere kenarı kapmaları için bunları tavsiye ediyorlardı. İyi ama iki yüz elli kişinin tamamı da pencere kenarına oturamazdı ki. Pencere kenarlarında ikişer koltuk ortada sekizer koltuk vardı. Uçağa böylece yerleşilmişti. Emniyet kemerlerini bağlayamayanların yardım isteyen halleri görülmeye değerdi.

Suudi uçağının personeli bizim Hac farizasını yerine getirmek üzere manevi bir yolculuğa çıktığımızı hiç umursamaz görünüyorlardı. Bayan personel örtülü idi ama mesture bir hanımın vakarı üzerlerinde hiç yoktu. Öteki personel de öyle. Perde arkasındaki laubalilikler, şuh kahkahalar halinde kulaklarımızın üstünde çınlıyordu. Anonslar Arapça ve İngilizce yapılıyordu. Suudi uçağında Arapça anons anlaşılmaz bir şey değildi. Ama İngilizce anons Ashab-ı Kiram’dan sonra İslam’a en büyük hizmeti yapmış olan insanların torunlarına çok ağır geliyordu. Ağır olan, uçakta Türkçe bilen bir tek personelin olmamasıydı. Anlaşılmayan, günler haftalar hatta aylar öncesinden programlanmış bir manevi yolculuğa Suudi yetkililerin bu kadar kayıtsız kalmalarıydı. Çoğu askerlik dışında köyünden, kasabasından ve yaşadığı şehirden ilk defa ayrılan insanlara gönül rahatlatacak birkaç söz söylemeye yeterli Türkçe bilen bir tek personelin hazır bulundurulmayışıydı ağırımıza giden. Sanki Hac niyetiyle mukaddes topraklara değil de yabancı bir ülkeye herhangi bir turist olarak gidiyor gibi hissediyorduk kendimizi.

Bu üzüntümüzü, başka üzüntüler takip etti. Uçağın penceresinden aşağıya bakma şansı yakalayanlar hüzünle geri döndüler. Çünkü aşağıda gördükleri şey, yeşillik değil yer yer çöl olmuş ve hızla çölleşmeye yüz tutmuş bahtsız vatan topraklarıydı. Irak toprakları da öyle Arabistan topraklan da... Sanki “kıyameti kopuyor görsen ağaç dik” diyen bir peygamberin ümmeti değildik... Aman Ya Rabbi! Bu ne biçim tersine anlayıştır! Hz. Peygamber (s.a.v.) sanki “ağaç dik” buyurmamış, “yeşil namına ne varsa tahrip et” demiş de el hak bu emri eksiksiz yerine getirmiş gibiyiz.

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya