Gece saat 02:00’de kalkıyoruz. Kuyruklarda abdest çilesi başlıyor. Çünkü az sayıda tuvalet ve lavabo ihtiyaca cevap vermiyor. Her neyse... Ama mutlaka bu probleme bir çözüm yolunun bulunması gerekiyor. Biraz ilgi, biraz alaka ve biraz İslami hassasiyetle çözülemeyecek bir problem değil. Mutlaka çözüm gerekiyor. Çünkü yüce İslam dini temizlik dinidir. Hem maddi temizlik, hem manevi temizlik. İşte size, Tevhid inancının yerleşmesinden sonra İslam’daki tüm ibadetlerin tek hedefi: Temizlik ve güzellik! “Temizlik dinin yarısıdır” anlayışına sahip bir toplum olduğumuz unutulmamalıdır.
01.07.2022 07:21
154 okunma
Sınıfsız Bir Toplum
İsmail Aydın

Gece saat 02:00’de kalkıyoruz. Kuyruklarda abdest çilesi başlıyor. Çünkü az sayıda tuvalet ve lavabo ihtiyaca cevap vermiyor. Her neyse... Ama mutlaka bu probleme bir çözüm yolunun bulunması gerekiyor. Biraz ilgi, biraz alaka ve biraz İslami hassasiyetle çözülemeyecek bir problem değil. Mutlaka çözüm gerekiyor. Çünkü yüce İslam dini temizlik dinidir. Hem maddi temizlik, hem manevi temizlik. İşte size, Tevhid inancının yerleşmesinden sonra İslam’daki tüm ibadetlerin tek hedefi: Temizlik ve güzellik! “Temizlik dinin yarısıdır” anlayışına sahip bir toplum olduğumuz unutulmamalıdır.

Mescid-i Nebevi’ye varıyoruz. Gecenin bu saatinde  her taraftan oluk oluk insan akıyor. Mescide bir tek güney (kıble) cephesinden giriş yok... Sabah ezanına daha iki saat var. Ama şimdiden mescit dolmuş... Kaza namazı kılanlar, nafile namaz kılanlar, kendine namaz kılmak için bir yer arayanlar, hatta hoş beş edenler.

Sınıfsız bir toplum. Allah’ın (c.c.) kulları hepsi bir arada. Herkes birbirine karşı saygılı, nazik ve kibar. Birbirini incitmemeye azami gayret gösteriyor. Hem de serbest hür iradesiyle, kimse zorlamadan, tam bir hürriyet havasıyla. Siyahı, beyazı, esmeri... Burada kim amir, kim müdür, kim memur belli değil... Komutan yok, ast üst belli değil... Sadece gönüller bir... Sosyal hayatta oluşturulan ve belki de başkalarına tafra sebebi yapılan mevkiler, makamlar, mansıplar, rütbeler, rozetler, apoletler, üniformalar yok burada. Olan ve olması gereken bu... Burada kimse kimseye tepeden bakamaz, bakmamalı... Kimse kimseye çalım satamaz, satmamalı... Kimse kimseye üstünlük taslayamaz, taslamamalı... Burası kibrin, tekebbürün, mütekebbirin yeri değil, Allah’ın evi ve herkes eşit. Bütün mescitler Allah’ın evi, Allah böyle istiyor. Mescit de yaşadığınız bu havayı tüm hayatınıza hâkim kılın istiyor. Böyle inanana, böyle güzel davranana mükâfatlar vadediyor.

Şu manzarada çıkarılacak hiç ders yok mu? Çook! Hem de çok dersler olmalı.

İslâm’ın icabı olarak burada gördüğünüz ve gösterdiğiniz ilgi, alaka, yardım, sevgi, saygı, hoşgörü, tevazu, nezaket, nezahet, sabır, sadelik, temizlik, güzellik, adalet, eşitlik, hürriyet içinde itaat yalnız mescitlere has olarak kalmamalı. Burada talim ettiğiniz bu güzellikler mescidin içinde kalmamalı, tüm hayatınıza, bütün sosyal hayatınıza yansımalı... Burası işte şu hoşunuza giden bütün güzel şeylerin talim ve terbiye yerleridir. Onları mescidin içine hasretmeyin de, dışarı çıktığınızda da hayatınızda tatbik edin. Ve daha nice dersler...

Bütün bunları ve bunlara benzer dersleri düşünüyorsunuz... Düşünmek, tefekkür etmek, dersler çıkarmak ve akıl yormak... Beşeri ilişkilerimizi iki yüz elli civarındaki ayetle düzenleyen Yüce Allah, Kur’ân’ın yedi yüz elli ayetinde aklımızı işletmeyi tavsiye etmiş. Müslüman’ım diyen herkese tavsiye etmiş. Heyhat! Bu emirden ne kadar uzağız!

Ezanın akabinde sabah namazını kılıyoruz. Gözlerimiz Ravza-i Mutahhara’yı arayarak ve maalesef bulamayarak mescidin dışına çıkıyoruz. Bir de ne görüyoruz! Avludaki manzara.

Aman Allah’ım! Ne müthiş bir manzara, ne mükemmel bir güzellik! Koca avlunun içi hareket dolu, kılık kıyafetlerle ortalık renk cümbüşü. Kelebekler gibi insanlar sağa sola tatlı bir koşuşturmaca içinde. Arkadaşını, hemşerisini, kafilesini arayanlar... Hepsi kardeşlerimiz... Acaba onlarla tanışabilecek, konuşabilecek miyiz? Mescid-i Nebevi’de yahut Kabe-i Muazzama’da, Tavafta, Arafat’ta, Müzdelife’de, Mina’da? Acaba şu beraberliklerimiz, yan yana bulunmalarımız, Rabbimizin istediği birliğe, yakınlığa, kardeşliğe, kardeşlik ruhuna yükselebilecek mi? Acaba, acaba, acaba? Sorular, sorular, sorular? Biz bunları düşünürken sevgili kafile başkanımızın “Ankara 29. Kafile” anonsu ile evlerimize dönüyoruz. Ancak Ravza-i Mutahhara’yı mutlaka ziyaret etmeliyiz.

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya