Bu yazı serisinde Almanya hatıratımı haftada bir gün (Çarşamba) olmak üzere sizlerle paylaşmak istiyorum. Ömür geçip gidiyor. Arkamızda kalanlara yaşadığımız olayları birer hatırlanma vesilesi yapmanın gereğine inanıyorum. Hayatımın son mesut durağı olan Anadolu Vakfı ve AnaHaberGazete mensubu dostlarımın duasını almak temennisiyle 1983-1988 arasında Diyanet İşleri Başkanlığınca Almanya’da Din Görevlisi olarak görev yaptığım sırada yaşadıklarımdan kesitler sunacağım..
02.08.2022 11:54
124 okunma
Almanya Hatıratım 7
Mustafa Yıldız

Bu yazı serisinde Almanya hatıratımı haftada bir gün (Çarşamba) olmak üzere sizlerle paylaşmak istiyorum. Ömür geçip gidiyor. Arkamızda kalanlara yaşadığımız olayları birer hatırlanma vesilesi yapmanın gereğine inanıyorum.

Hayatımın son mesut durağı olan Anadolu Vakfı ve AnaHaberGazete mensubu dostlarımın duasını almak temennisiyle 1983-1988 arasında Diyanet İşleri Başkanlığınca Almanya’da Din Görevlisi olarak görev yaptığım sırada yaşadıklarımdan kesitler sunacağım..

Aslında aklım erdiği günden bugüne kadar olan olayların hatırlayabildiklerimin önemli bir kısmını ayrıntılarıyla yazdım. İyi kötü ne varsa yazdım. Onlar “Tarihçe-i Hayatım” başlığı altında dijital ortamda saklı. Onlardan bazılarının şimdilik yayımlanması uygun olmayabilir. Çocuklarıma ve torunlarıma yaşanmış bir hayat hikâyesi olarak bırakmak istedim. Benden sonra isterlerse yayımlayabilirler.

Ben o hatırattan bazı kesitleri “ALMANYA HATIRATIM” başlığı altında AnaHaberGazete okuyucularıyla paylaşmak istiyorum.

Başarı ve hayır Allah’tandır.

 

HATIRAT- 7

MİTİNGLERİN KONUŞMA METİNLERİNİ BEN HAZIRLAMIŞTIM

Cami yeri aramamız öncesinde iki önemli etkinlikten bahsedeyim:

Şehir merkezindeki bir bankanın konferans salonunda üst düzey Almanların da davet edildiği bir tanıtım toplantısı yaptık. Toplantımıza Bon Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Ahmet Şahinoğlu (o zamanki Ankara Valisinin kardeşi) ile Din Hizmetleri Müşaviri Niyazi Baloğlu ve İsmail Zengin de katılmıştı. Bin bir zahmet ve imkânsızlıkla hazırladığım bir slayt serisiyle Türkiye’yi tanıttım. Çok etkili olmuştu. İsmail Zengin beni tebrik ederek çok modern bir toplantı yaptığımızı söylemişti.

Bir başka önemli olay da Hohenlimburh Belediye Başkanı Frau Schumann ile yaptığımız görüşme. Cami için yer talep ediyoruz. Konuşmalar arasında “Biz şu anda Afrika’daki yamyamlar ülkesinde değiliz. Aksine insan haklarının ve demokrasinin olduğu Almanya’dayız” Demiştim. Tercüme çok yavaş yürüdüğü için ilk cümlemde yüzü hayli gerildi ve sözün sonunu bekledi. İkinci cümlem onu rahatlatmıştı. Fakat bu görüşmeden de bir sonuç alamamıştık.

Bir araştırma şirketi de benimle röportaj yaptı. Almanya’daki Müslüman Türk grupları hakkında bilgi almak istiyordu. Onun amacı parçalanmışlığımızı tespit ve tescil etmekti. Nurcu, Süleymancı; Milli Görüş, Menzil, Diyanet gibi ayırımlar üzerinde duruyordu. Ben ise “hepimizin isimleri değişik olsa da biriz ve beraberiz” anlamına gelen cevaplar vermiştim. Soru soran adam bana dedi ki: “Sen gerçekleri söylemedin, hep politik cevaplar verdin” dedi.

 

Kilise temsilcilerinden camimize yapılan ziyaretten bir kare (ortadaki 4 kişi)

Eski camimizde iken Katolik kilisesinden üç kişilik bir grup camimizi ziyaret etti. Dinlerimiz hakkında konuşuyorduk. Biri dedi ki: “Bizim kiliselerimiz kapanmak üzere. Hiç gelen giden yok. Oysa sizin camileriniz bilhassa Cuma günleri dolup taşıyor” demişti.

Bulunduğumuz şehirde Apostol (havari) Kilisesi diye ayrı bir kilise vardı. Bizi kiliselerine davet ettiler. Bize propaganda amaçlı Türkçe bir broşür de verdiler. Broşürde “İnsanlar Âdem’den Musa’ya kadar iki bin sene şeriatsız yaşadılar. Daha sonra Musa’nın şeriatı geldi. İki bin sene sonra da dünya kurtarıcısı İsa geldi” yazılıydı. Bunun anlamı şuydu: Bütün insanlık tarihi 6 bin yıl oluyordu. Bu çok mantıksız soruyu, 15 kişiden oluşan cemaatimle onların kilisesine ziyarete giderek ayinlerini izledikten sonra bir masa etrafında kahvelerimizi içerken sordum. Kaçamak cevaplarla geçiştirdiler. Sonunda cemaatimi etkilemeleri gibi bir şey olmadı. Biz oradan yüksek bir moral ile ayrılırken onların suratları da asılmıştı.

Almanya’da bulunduğum süre içinde değişik şehirlerde onlarca vaaz verdim, konferans ve toplantılara katıldım.

Köln ve Bonn’da yapılan 3 mitingin konuşma metinlerini hazırlayıp Karadenizli öğretmen Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı rahmetli Tahsin Kandemir’e heyecanlı bir şekilde okuttum.

Mücadele Birliği’nin mitinglerde kullandığı jargonu kullanmıştım.

“Aziz milletimin şerefli Evlatları!” diye başlayan ifadelere rahmetli yıldız şairimiz Faik Eryıldız’ın ( Gömülü Çoban’nın):

Trakyadan, Kafkaslardan, Türkistandan feryadım

Parça parça yüreğim ciğerimi dağladım

Ben bu iman yolunda zincirlere bağlandım

Herke hür bu dünyada yalnız esir biz varız

Ümit ümit çırpınır, gamlı gamlı ağlarız” ifadeleriyle devam eden şiirle kalabalık coşuyordu.

Mitingi yanımda bir başka şehirde din görevlisi olan (şimdi emekli Müftü) Kamuran Döğer, yanıma yaklaşarak sevinçle ve heyecanla konuşma metnini okuyan Dernekler Federasyonu Başkanı Tahsin Kandemir’i kastederek  “Abi bu bizim kardeşimiz mi?” diye sormuştu.

Bu mitingde yapılan konuşma VHS video kaydını muhafaza etmekteyim.

Camimiz bir külliye gibi idi. Çıkardığım duvar gazetesi, yaptığımız etkinlikler, çocuklara Kuran ve din dersleri öğretmelerimiz bir hayli güzeldi. Öyle ki Şehir Belediye salonunda kursu bitiren ve imamlık yapacak ve Cuma bile kıldırabilecek düzeye gelen 15 öğrencim için Diyanet üst düzey görevlilerinin de katıldığı bir mezuniyet töreni yaptım.

Beş yılda yaşadıklarımın hepsini nasıl yazayım? Beş yılın sonunda Türkiye’ye dönmek için hazırlandım.

Eşyalarımı tren kargosuna verdim. Çocuklarımı da bir ay önce Ankara’ya gönderdim. Caminin üstündeki imam odasında kalıyordum. Beni seven dostlarım vardı. Mevlitlerden, çocuk okutmadan vs. gibi dini hizmetlerimden dolayı herhangi bir ücret kabul etmezdim. Bu tutumum, bazılarını mahrum bıraktı ise de beni ilgilendirmez. Ben devletin bana verdiği maaşımla yetiniyorum. Bir gündüz uykusunda yanıma 5-6 dost geldi. Söz sohbet derken açıldılar. “Sevgili Hocam, senin bunu kabul etmek istemeyeceğini biliyoruz. Lâkin sen bu hediyemizi kabul etmezsen biz kendimizi asla affetmeyiz. Bizi seviyorsan bunu kabul et” diye ısrar ettiler ve kapalı bir zarf bırakıp gittiler. Zarfı açtığımda içinde 4 bin Mark vardı. Allah yaptıkları iyiliği kabul etsin. Muhakkak ki bunu beni sevenlerin hediyeleri idi. Allah hepsinden razı olsun.

Ankara’ya döndüm. Yeni mahalle Müftüsü Hüseyin Akgül önceleri beni birkaç camiye görevlendirdi ise de birkaç ay sonra Diyanet İşleri Başkanlığı Yayın Dairesinde Diyanet Gazetesi ve Diyanet Çocuk Dergisi’nin yayına hazırlanmasında çalıştım. Adı geçen yayınlarda yazılar da yazdım. Mesai arkadaşım yazar Hayati Otyakmaz ile beraber bir yıldan fazla çalıştım.

HATIRAT’tan pasajlar bitti. Hayat devam ediyor inşaallah.

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Mustafa Yıldız
DİĞER YAZILARI

MUSTAFA YILDIZ KİMDİR?

Mustafa Yıldız 1951 yılında Konya'nın Kulu İlçesinin Hisar köyünde doğdu.1963 yılında İlkokuldan mezun olduktan sonra birkaç yıl Arapça okudu.

1967–1968 ders yılında Ankara İmam-Hatip Okulu'na girdi. 1973–1974 yılında bu okuldan mezun olduktan sonra Ankara merkezinde İmam-Hatip olarak memuriyete başladı. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi'ne girdi. Bir yandan memuriyetini sürdürürken diğer yandan öğrenimini sürdürerek mezun oldu.

1981 yılında Erzincan'da kısa dönem askerlik görevini yaptı.

1983 yılında Diyanet işleri Başkanlığı adına Almanya'ya Din Görevlisi olarak gitti. 1988 yılında yurda dönen Yıldız, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Süreli Yayınlar bölümünde Diyanet Gazetesi, Diyanet Çocuk Dergisi... Gibi yayınların hazırlanmasında çalıştı ve adı geçen yayın organlarında yazılar yazdı.

Bir yıl sonra1989 Eylülünde istifa ederek serbest ticarete atıldı. Bu tarihten sonra aktif siyasete atılarak, belediye başkanlığı adaylığı, milletvekili adaylığı ve on yıl boyunca bir partinin Ankara İl Başkanlığını yaptı.

2003 yılında ticaret ve siyasetten ayrılan Mustafa YILDIZ, açıktan atama ile Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Daire Başkanlığı nezdinde göreve başladı. 2 yıl sonra adı geçen dairede Kamuoyu Değerlendirme Şube Müdürü olarak 12 yıl boyunca anket çalışmalarını ve sanat sergilerinin yöneticiliğini yaptı. Petek adlı şiir kitabını bu görevinde iken yayımladı.

Belediyedeki görevine başladıktan kısa bir süre sonra Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Bölümünde master yaptı.

Mustafa Yıldız’ın yayımlanmış 2 kitabı ile yayımlanmamış 5 kitabı; çok sayıda dini, sosyal ve kültürel içerikli yayınlanmış makalesi bulunuyor.

60’lı yıllardan beri muhtelif yayın organlarında şiirler ve yazılar yazmaktadır. Yeniden Milli Mücadele ve Pınar dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanan Yıldız, AnaHaberGazete internet gazetemizin de köşe yazarıdır.

Mustafa YILDIZ, Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı mütevelli heyet üyesidir.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığında Şube Müdürü görevinden emekli olan Mustafa Yıldız, 4 çocuk ve 7 torun sahibidir. Ankara’da ve Konya’nın Kulu ilçesinde ikamet etmektedir.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya