İnsanın kendisi üzerine düşünmesi, sahici entelektüel tecrübe üzerine düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Entelektüellik, meslek, ünvan, statü ve servet değildir. İnsanın nasıl varolduğu, kendini nasıl oluşturduğu, dünya ve doğa karşısında kendisini nasıl konumlandırdığı esas sorudur ve sorundur. Entelektüel bilgi taşıyıcısı veya bilgi hamalı değildir. Entelektüel, düşünmeyle yaralanan, sarsılan ve kendini sürekli olarak yeniden oluşturan bireydir. Entelektüellik, sabit bir kimlik değildir. Entelektüellik, gerilimlerle ve belirsizliklerle dolu varoluşsal bir maceradır.
Entelektüeli okuyan, bilen, konuşan, yorumlayan şeklinde tanımlanmış bir tipoloji olarak kurgulamak yeterli değildir. Bu tarz yüzeysel tanımlar ve sınırlamalar, entelektüelin ontolojik derinliğini kapatan ve karartan yapaylıklardır. Sahici entelektüel, tamamlanmış ve mükemmel olmadığı gibi, hiçbir şeyi tamamlama ve mükemmelleştirme iddiasında da değildir. Entelektüel, güzel ahlakı, bütüncül felsefeyi, güzel sanatı, doğru bilimi tamamlamak için gönderilen elçi değildir. Entelektüüel, doğruya sahip bir otorite tarafından gönderilen uyarıcı değildir. Entelektüel tecrübe, sürekli kendi varoluşunu ve bilincini çözümleyen bir durumdur. Entelektüel, kendi kesinliklerinden, kabullerinden ve kanaatlerinden sürekli olarak kuşku duyandır. Kendini tekrar etmemek ve kapatmamak için entelektüel, bütün düşünme faaliyetinden şüphe duyar. Entelektüelin gücü, sahip olduğu bilgi birikiminin genişliğiyle ölçülemez. Entelektüelin gücü, hakikati oluşturmayı tecrübe ederken yaşadığı kırılmalardan ve kırılganlıklardan gelmektedir. Kırılan ve kırılgan olan zihin, açık, açılan ve açılım yapabilen zihindir. Açılabilen ve kırılabilen zihin, oluş ve özgürlük tecrübesi içinde kalabilmektedir.
Sahici entelektüel, kendisini hakikatin sahibi olarak görmez ve hakikati kendi malı olarak konumlandırmaz. Entelektüel, hakikatin sahibi değildir. Entelektüel, bilgisiyle ve tecrübesiyle hakikati oluşturmaya çalışandır. Entelektüel, sürekli düşünmekle, soru sormakla, sorgulamakla ve kendi kabullerini eleştirmekle ve varoluşsal risklerle hakikati oluşturmaya çalışır. Hakikat, oluşturulan, açılan, değişen, gelişen bir tecrübedir. Entelektüel, kendi düşüncesini putlaştırmaz ve kolaylıkla onları yıkmaktan çekinmez. Entelektüelin gücü, doğru düşüncelere ve inançlara sahip olmaktan gelmemektedir. Entelektüelin gücü, kendi kabulleri ve inançları dâhil, her şeyi sorgulayabilme, eleştirme ve reddetme cesaretinden gelmektedir.