YARATILIŞ MI, TESADÜF MÜ
MAKALE
Paylaş
11.09.2026 14:23
1.168 okunma
Hilmi Semerci

“Ahir zamandayız.” deriz.”Ahir”;”son,sonunda” demek.Evrenin,hayatın ve zamanın sonundayız.Adım adım kıyamete doğru yol alyoruz.Peygamberimiz bir hadisinde, işaret parmağı ile orta parmağını birleştirerek “Kıyametle ben böyle yakın gönderildik.” buyurur.Kim bilir?Belki 1,belki 10,belki 100,belki 1000 yıl sonra.En önemli kanıt Kur’an.Allah,Kur’an’da peygamberimizi “hâtem’en nebiyyîn” (peygamberlerin sonuncusu) olarak adlandırır.Artık yeni bir peygamber gelmeyecektir. Binlercesi gelmiş,görevlerini tamamlayıp dönmüştür.

Dünyanın son dönemini yaşadığı zaman diliminde insanoğlu evrenin ancak %5’ini keşfedebilmiştir.Bu sınırlı kapasiteye rağmen,insanların bir bölümü,özellikle bazı Batılı bilim ve düşünce adamları hayatı ve evreni Allah’ın değil,kör tesadüflerin eseri olarak görmüştür.MÖ 5.yüzyıllarda Eski Yunan’da Protagoras,Demokritos,Leukippos, Epikuros gibi isimlerle şekillenmeye başlayan,evreni tesadüflerin eseri gören pozitivist ve materyalist anlayış, 19.yüzyılda Auguste Comte,Karl Marx,Friedrich Engels gibi isimlerle zirve yapmış ve günümüze kadar gelmiştir.2500 yıllık bu karanlık süreci yaratılışın aydınlığına dönüştürmesi beklenirken,Hz.İsa’nın emanet ettiği Hristiyanlığı yörüngesinden saptıran kilise,Batı insanına, 15.yüzyılın ortalarına kadar sürecek başka bir karanlık Orta Çağı yaşatmıştır.Katolik kilisesinin kan kusturan aforoz  uygulamaları, engizisyon mahkemeleri,mezhep çatışmaları, bilimsel çalışmalar ve keşifler üzerindeki baskılar hem bilim ve felsefenin hem de bilim insanları ve filozofların din karşıtlığını tetiklemiş;evrenin  yaratılışla  değil,tesadüfler sonucu oluştuğu inancını pekiştirmiştir. Galileo,dünyanın yuvarlak olduğunu  savunarak kilise doğmalarına ters düştüğü için ömür boyu ev hapsine mahküm edilmiştir.

Böyle bir negatif imaja rağmen,Batı bilim ve düşüce insanlarının bir bölümü evrenin Allah’ın eseri olduğuna inanmaktaydı.

Kilisenin yol açtığı bu patolojik yapı,maalesef, “Batılılaşma” ya da “modernleşme” özentileriyle bize de bulaşmış;vahyin aydınlığı, kilisenin karanlık siciliyle bir görülerek kirletilmiştir. Özellikle aydınlar arasında, din ayrı,dünya ayrı anlayışı zemin bulmuş; âlemlerin Rabb’i,yaratanı ve sahibi toplumdan ve hayattan âdeta sürgün edilmiştir.

Vahye sırt çeviren,vahyin referansını almayan bilim,huzur değil,zulüm getirir.Dünyada asırlardır yaşanan budur.

İslam tarihinde bilimin vahiyle buluşması İbni Sina,Farabi ile Endülüs medeniyetinin ünlü isimleri İbni Rüşd,İbni Tufeyl,İbni Bace,İbni Arabî,İbni Zuhr,İbni Hazm,Zahravî, Musa bin Meymûn gibi bilginlerle gerçekleşebilmiştir.Müslümanlar kültür ve bilimde, en parlak dönemini, 711-1492 yılları arasında, İber Yarımadası’nda yaşamıştır.Ne yazık ki İslam dünyası,bilimle vahyi buluşturan bu güzelim Endülüs aydınlanmasını,yeni boyutlar kazandırarak yüzyıllar sonrasına malesef taşıyamamıştır.

Zavallı (“Nankör” mü desek?) insan! Binlerce yıldır,yaratılışın mucizeleri bir nehir gibi gözlerinin önünden sürekli akıp gitmesine rağmen,Yaradan’ıyla kavgalı yaşamaktan geri durmamış.Hiçliğin,yokluğun,tesadüflerin,tutkuların,azgınlıkların,sapkınlıkların karanlık dehlizlerinde bir sığıntı gibi ömür tüketmiş.

Kur’an, bu büyük gerçekliği ne güzel ölümsüzleştirmiş: İnsan,bizim kendisini bir damla meni (sperm)den yarattığımızı görmüyor mu? Bir de bakıyorsun ki o bize apaçık bir hasım  kesilmiş. (Yasin>77)

Acizliğini,hiçliğini,çaresizliğini,yorulduğunu,yenildiğini,hastalandığını,bir ayakkabı gibi eskiyip hurdaya çıkacağını,dünyanın zulüm kusan en güçlü firavunlarından biri de olsa ufak bir krizde yığılıp kalacağını,ölümle birlikte,çöpe atılır gibi kaybolup gideceğini göremiyor.

Vahyin sesine dikkat kesilin:

”…O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez...”  (Enam>59)

Allah, sadece uçsuz bucaksız evrenin yaratılmasının, küçücük kuru bir tohumun asırlık  dev birt çınara dönüşmesinin değil,o çınarın binlerce yaprağından bir taneciğinin  bile  sararıp düşmesinin kendi bilgisi ve onayı ile gerçekleşebileceğini haykırıyor.

Hay Rabb’im,her şeyi,koskoca varlık âlemini yaratan ve yöneten sensin!Akıp giden  bir yaratılış okyanusunun içinde ne yazık ki uyur gibi yaşıyoruz.Rabb’im bizi bağışla! İdrakimizi keskinleştir.Yaratan,yediren,içiren,yaşatan sensin.Sensiz evren,sensiz hayat, sensiz yaşamak,sensiz uyumak,sensiz uyanmak,sensiz ölüm kâbustur.Her şey seninle güvencededir,seninle anlamlıdır,seninle güzeldir.

Hayat ve evren senin sonsuz kudretinin eseridir,tesadüflerin değil.İnsan bunu nasıl olur da görmez?Küçücük bir kulübe de dev bir gökdelen de,bir kurşun kalem de kompleks bir bilgisayar da bir tasarımcı olmadan var edilebilir mi?Bir cümle de bir şaheser de bir yazara muhtaçtır. Ressamsız resim düşünebilir misiniz?Arısız bal, tavuksuz yumurta düşünemiyoruz da,onları bu mucizevi nimetleri var edebilcek üstün meziyetlerle donatan alemlerin Rabbi olmadan arıyı ve tavuğu nasıl düşünebiliyoruz? Çok basit bir plastik bebek kendiliğinden,tesadüfen var olamıyor da,bir damla basit sudan akıl ermez evrelerden  geçerek dünyaya gelen canlı bir bebek,varlık âlemini yaratanı olmadan ve tesadüfen nasıl var olabiliyor?

Hayır,hayır,hayır!

İnsan,kainat ve içindekiler kör tesadüflerin değil,bir büyük iradenin yani Allah’ın şaheseridir.

Tesadüfün eseri olması için en küçük parçacığı atomundan,atomaltı parçacıklarından milyarlarca galaksisine,o galaksilerin içindeki  milyarlarca yıldız ve gezegenine kadar koskoca evreni meydana getiren sayısız elemanın bitip tükenmez tesadüflerle buluşması gerekecektir.Buna inanmak imkansızdır.

Önüne bilgisayar konmuş bir maymunun tuşlara rastgele vurduğunu düşünelim. Maymun tuşlara kaç milyar kez vurmalı ki rastgele yan yana gelen harflerle Akif’in İstiklal Marşı şiiri yazılmış olsun. Bu mümkün mü?

Kaldı ki evren,İstiklal Marşı şiirini meydana getiren sayılı öğelerden oluşan basit bir terkip değildir.

İçinde tek hücreli canlılardan 150 tonluk balinasına;bir damla basit sudan insanın,kuru bir çekirdekten 600 yaşındaki dev bir çınarın yaratılmasına;gece ile gündüzün, mevsimlerin birbirini izlemesine;yerlere ve göklere,içinde milyarlarca galaksi bulunan uzay boşluğuna kadar sayısız olayı,oluşumu, sistemi,canlı cansız varlığı toplamış, milyarlarca yıldır elektronik bir saat hassasiyetiyle işleyen dev bir yapıdan,muhteşem bir mimariden söz ediyoruz.Bu akıl almaz sistemi var edip yönetebilmek için kaç milyar tesadüf maymununun,kaç milyar yıl el ele verip çalışması gerekir? Böyle bir şey imkan dahilinde midir?

Hele protoplazma ortamından bilinçli insana,oradan insanın eseri olan medeniyetler tarihine uzanırsak önümüze  yığılan harikalar okyanusu karşısında Allah’ın sonsuz kudretini düşünüp secdeye kapanmamız gerekir.

Evrenin Allah’ın eseri olduğunu haykıran yüzlerce Kur’an ayeti vardır.Bunların birkaçında bu evrensel hakikat şöyle ebedileştirilir:

“O’dur gökleri ve yeri derin bir hakikate göre yaratmış olan…”  (6.Enam>73)

“Gökleri ve yeri yaratıp donatan O’dur…Her şeyi O yarattı ve her şeyi en iyi şekilde bilen de O’dur.” (6.Enam>101)

“Şüphesiz Allah’tır sizin Rabbiniz; gökleri ve yeri altı evrede yaratan,sonra da arş üzerinde egemenlik kuran.O,geceyi durmadan onu kovalayan gündüzün üzerine bürüyüp örter.Güneş,ay ve yıldızları da daima iradesine boyun eğmiş durumda var etmiştir.Bilesiniz ki yaratmak da emretmek de O’na mahsustur.Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!”  (7.Araf>54)

Mutlak kudretin sahibi,varlık âleminin büyük mimarı yüceler yücesi Rabb’im! Sensiz çiçekler nasıl açar,yağmur nasıl yağar,ateş nasıl yakar,bebekler nasıl güler,güneş nasıl doğup batar? Sana sonsuz hamdüsenalar olsun!

11 Eylül 2026

 

Cumanız mübarek olsun.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Hilmi Semerci

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya