Ekonomide Türk Modeli ve Ekonomik Sorunlar – 2
MAKALE
Paylaş
25.02.2022 17:41
1 yorum
506 okunma
İlhan Akkurt

Milli  Gelir-GSYH  

2003-2013 yılları arasında rekor seviyede artan kişi başına milli gelir, son 7 yıldır üst üste düşüyor. 2003 yılında 4 bin 739 dolar olan kişi başına GSYH, 2013’te 12.582 dolara kadar yükselmişti. 2022 yılında ise 9 bin 521 dolara düşmüştür. Son Yıllardaki bu düşüşe rağmen GSYM 19 yılda % 100 artış anlamına geliyor. 2002 yılında dolar cinsinden kişi başı milli gelirde Türkiye dünyada 73. sıradaydı. 2019’da 75. sıraya ve 2020’de ise  74. Sıraya gerilemiştir.  Ülkemiz 2017 yılında dünyada 17. Büyük ekonomiyken 2021’de 21 sıraya düşmüştür. 

IMF’ye göre dünyanın en büyük ekonomi sıralaması-2021

Sıra

Ülke

Milyon ( $)

1

 Amerika Birleşik Devletleri

22.939.580

2

 Çin

16.862.979

3

 Japonya

5.103.110

4

 Almanya

4.230.172

5

 Birleşik Krallık

3.108.416

6

 Hindistan

2.946.061

7

 Fransa

2.940.428

8

 İtalya

2.120.232

9

 Kanada

2.015.983

10

 Güney Kore

1.823.852

11

 Rusya

1.647.568

     
     
     
 

 

 

16

 Endonezya

1.150.245

17

 İran

1.081.383

     

19

 Suudi Arabistan

   842.588

20

 İsviçre

   810.830

21

 Türkiye

   795.952

22

 Tayvan

   785.58

 

   

Aslında son yıllarda ve özellikle 2021 yılında milli gelir cari fiyatlarla artmasına rağmen dolar kurundaki artıştan dolayı cari dolar ile yapılan hesapla milli gelirde düşme görülmektedir. Bu hesaplama gerçekçi değildir. Gerçek milli gelir satın alma gücü paritesine (SAGP) göre yapıldığında milli gelirimiz artmakta ve ekonomik sıralamada ülkemiz daha yüksek sıralardadır. Milli gelirin artması ülkede üretimin ve ihracatın artmasına bağlıdır.

Dış Borçlar

Parası çok bol olan küresel derebeylerin, bir ülkeyi kendine bağlamanın en önemli yolu borçlandırmadır. Dolara bağlı olarak borçlanan bir ülke ekonomisini zora sokup, krizler yaratarak, kendilerine itaat etmeyen iktidarları yola getirmenin en kestirme yolu budur. Maalesef Türkiye'nin brüt dış borç stoku 2003’te 144 milyar dolardan 2021 başı 450 milyar dolar oldu. Brüt stokun milli gelire oranı % 62,8, Türkiye'nin net dış borç stoku da aynı dönemde 268,9 milyar dolar olup, milli gelire bunun oranı %37,5’a yükselmiştir. Gelişmiş ülkelere göre bu borç düşük olmasına rağmen Dünya Bankası’nın raporunda yapılan değerlendirmede, % 62,8

seviyesindeki Dış Borç/GSYH oranı ile düşük ve orta gelirli ülkeler içerisinde en borçlu ikinci ülke olduğumuzu görüyoruz. 1 Ocak 2021 itibariyle, toplam borçlar içinde %38 olan kamu borcunun dünya sıralamasında yıllık GSYH oranı ile Türkiye listede oldukça aşağılarda, 135. sırada yer alıyor. Bu sıralamada Japonya % 237,6 ile 1. Yunanistan % 181,8 ile 2. ABD % 121,5 ile 3. En borçlu ülke konumundadır. Buna göre Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı güncel verilere göre Türkiye’nin 2022 ocak ile temmuz ayları arasında kısa vadede yapması gereken ödeme toplam 57,3 milyar dolardır. Şubat 2022 itibariyle MB dolar stokumuz 115 dolardır. Borçların ödenmesinde bir sorun yoktur. Ancak önlem alınmazsa borçlar her yıl giderek artmaktadır. Bu dış ticaret açığından kapatılmasıyla önlenebilir.

Gelir Dağılımı ve Yoksulluk

İşsizlik, enflasyon, faiz oranı ve milli gelir gibi ekonomik göstergelerin esas alınarak hesaplandığı Dünya Sefalet Endeksi’nde Türkiye, 156 ülke içinde 21. sırada yer aldı. 2020 Dünya Sefalet Endeksi sıralamasında Venezuela ilk sırada yer alıyor. Güney Amerika ülkesinde 2020 enflasyonu % 3 bin 713, faiz % 37, işsizlik oranı % 50,3 ve ekonomik küçülme % 30,9 olarak hesaplandı. 2020 yılı için TÜİK ülkemizde için açıkladığı raporda en zengin %10 ile kalan %90 arasında gelir farkı 14.6 kattır. Bu durum kötü bir gelir dağılımı demektir. Türkiye'de yıllık ortalama hane halkı kullanılabilir geliri %15,8 artarak 2020 yılı  için  69 bin 349 TL oldu. AB’ye üye 27 ülke ortalamasında gelir dağılım adaletini gösteren Gini Katsayısı ise 0,302’dir. Bizim Gini son on yılın en yükseği 0.41 oldu. Bu değer AB ülkeleri arasında en yüksek değerdir. Bu değer sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımının daha adaletli olduğunu gösterir. Ekonomist Thomas Piketty’nin kurduğu Paris merkezli Inequality Lab tarafından paylaşılan Dünya Eşitsizlik Raporu’nun 2021 sonuçlarına göre Türkiye’de bir yetişkinin yıllık ortalama kazancı 85 bin TL. Buna karşılık en yoksul %50’nin ortalama geliri yıllık 20.260 TL iken en zengin %10 bunun 23 katı kadar yani 463.020 TL kazanıyor. En zengin %10, tüm gelirin %54,5’ini alırken, en yoksul %50’nin payı sadece %12. Rapor, son 25 yılda ulusal serveti iki katına çıkan Türkiye’de servetin dağılımdaki eşitsizliğin derinleştiğini söylüyor. Bugün, en yoksul %50, ortadaki %40 ve en üstteki %10 sırasıyla toplam milli servetin %4’ünü, %29’unu ve %67’sini elinde tutuyor.

Dünyadaki eşitsizlikleri takip bir başka kuruluş, İsviçre bankası Credit Suisse Haziran 2021 servet raporunu açıkladı. Türkiye'de en zengin %10'luk kesiminin servetten aldığı pay %72,1 oldu. En zengin % 1'lik kesim servetin %42,8'ine sahip oldu.  Bu oran toplam servetin nerdeyse yarısı eder. Türkiye'de en fakir %30'luk kesimin toplam serveti ise eksiye düştü. Bu, söz konusu kesimin borçlarının servetlerinden yüksek olması anlamına geliyor. Tahminlere göre, Türkiye'de pandemi yılı olan 2020'de dolar milyoneri sayısı 21 bin artışla 115 bine yükseldi. Dolar milyonerlerinin sayısı önceki yıl olan 2019'da 94 bin kişiydi. Nüfusun en zengin % 1'lik kesiminin servetten aldığı pay % 42,8'e yükselirken, %95'lik kesimin servetten payı % 37,8'de kaldı.  Yetişkin nüfusun % 57,6'sı 10 bin dolar altı, % 38,8'i 10 bin-100 bin dolar arası, % 3,4'ü 100 bin-1 milyon dolar arası, % 0,1'i 1 milyon dolar üstü servete sahip. Bunlar kişi olarak, 10 bin dolar altı servete sahip kişi sayısı 33 milyon 262 kişi, 10-100 bin dolar arası servete sahip kişi sayısı 22 milyon 406 bin kişi. 100 bin - 1 milyon dolar arası servete sahip kişi sayısı  1 milyon 984 bin kişi ve 1 milyon üstü servete sahip kişi sayısı da 115 bin oldu. Türkiye'deki finansal servete ilişkin resmi veriler ise şöyle: 1 Şubat 2021 itibarıyla Türkiye'de yerleşiklerin toplam finansal servetlerinin %52'si banka mevduatlarından, % 16'sı hazine bonosu ve devlet tahvillerinden (DİBS) ve % 32'si borsadaki (BİST) pay senetlerinden oluşuyor. Bankalardaki hesaplarda TL cinsinden toplam para 3,5 trilyon TL’dir. TL cinsinden mevduatın payı % 49,4 döviz tevdiat hesaplarında % 66,8’dir. Velhasıl gelir dağılımı dünya genelinde olduğu gibi gittikçe zenginlerin lehine değişmektedir. Bütün bunlar bize ülkedeki gelir dağılımının bozuk olduğunu göstermektedir.

Vergi Gelirleri ve Kayıt Dışı Ekonomi

Bir devletin geliri vergilerden toplanır, memurlara üçretler ve yoksullara yardımlar bu gelirlerden yapılır. 2021 yılının bütçesi olan 1 trilyon 500 milyar TL’nin %70’i vergi gelirleridir. Vergiler dolaylı ve dolaysız olmak üzere iki çeşittir. Dolaylı vergiler bir mal veya hizmet üzerinden tahsil edilen vergilerdir. Maliye’ye kazanç beyan edilerek ödenen vergilere ise dolaysız vergi denir. Gelir vergisi, kurumlar vergisi, motorlu taşıt vergisi gibi vergiler dolaysız vergi olarak tanımlanıyor. Toplam vergiler içinde % 27 ile dolaysız vergiler çok düşük bir orandır. Bu oran AB ülkelerinde %35 gibi daha yüksektir. Bu vergiler vatandaşlar tarafından mal ve hizmet satın alınırken ödendiği için devletin en kolay tahsil ettiği vergi türüdür.  Katma değer vergisi ile özel tüketim vergisi, özel iletişim vergisi, şans oyunları vergisi, gümrük vergisi, damga vergisi, banka ve sigorta işlemleri vergisi gibi vergiler dolaylı vergiler arasında yer alır. Çalışanlardan alınan gelir vergisi ise dilimler halinde %15’ten başlayarak %40’a kadar çıkmaktadır. Gelir vergisi dilimleri sadece bordrolu çalışanları değil şahıs işletmesi sahiplerini de ilgilendiriyor. 2020 yılında tahsil edilen 159 milyar liralık gelir vergisinin yaklaşık 85 milyarı yani yarısından fazlasını maaşlı çalışanlardan toplandı. Kurumlar Vergisi yıllık şirketlerin gelirinden %25 olarak alınmaktadır.