Allah’ın hükmü ve tefrikanın sebebi
MAKALE
Paylaş
18.09.2022 20:33
65 okunma
Hayrettin Karaman

Kur’an-ı Kerim’de, Allah’ın indirdiği (Peygamberine vahyettiği talimat) ile hükmetmeyenlerin, yani bunlara iman etmeyen ve hayatlarında uygulamayanların zâlim, fâsık ve kâfir oldukları ifade buyurulmuştur. Bu emir yalnızca toplumu ve devleti değil, ferdi de bağlamaktadır; Allah’ın dinini hayatın dışına atan toplum ve devlet, Allah karşısında ne kadar sorumlu ise aynı şeyi yapan fert de o kadar sorumludur. Devlet ve toplum hayatında dinin uygulanmasını talep edenler ve bütün dikkat ve mesailerini bu nokta üzerinde yoğunlaştıranlar kendi nefislerinde,

ferdî hayatlarında, diğer insanlarla ilişkilerinde Allah’ın indirdiği ile hükmetmezlerse, devletin ve toplumun Müslüman olması onları kurtarmaz.

Allah’ın indirdiği (hükmü ve talimatı) Kur’an-ı Kerim’de ve Sünnet’te yer alarak bize kadar ulaşmıştır ve insanlık yaşadığı müddetçe gelecek nesillere de ulaşacaktır. Ancak bu talimatı asırlar boyu gelip geçmiş bütün insanlar, ilişkiler, nesneler ve olaylara uygulamak istediğimizde içtihat zaruri olmaktadır; çünkü bütün bunları mezkûr iki kaynakta tafsilâtıyla ve özel (her birine mahsus) açıklamalar şeklinde bulmak mümkün değildir. Âlimler içtihat ederek; yani anlama, kıyas ve faydalıyı tercih (mekasıd-mesalih) gibi yöntemleri kullanarak sayıları ve konuları sınırlı olan ayet ve hadislerden, her asrın ihtiyacına cevap veren hükümleri çıkarırlar. Hükmü doğrudan ayet ve hadis bildiriyorsa, araya hiçbir içtihat giremiyorsa bu kesin olarak Allah’ın hükmü ve talimatıdır. Bunun da uygulamasını geçici olarak zaruretler etkileyebilir. Araya içtihat giriyorsa elde edilen hüküm muhtemelen (içtihadı yapana göre) Allah’ın hükmüdür. Birincisine hiçbir Müslüman itiraz edemez, ikincisine ise başka müçtehitler itiraz ve muhalefet edebilirler. Ortaya birden fazla içtihat çıktığında bu, ümmet için rahmettir, çeşitli çözümler ve seçenekler sunulmuş demektir.

Bu malumu ilam etmemizin (bilineni bildirmemizin) elbette birden fazla sebebi var: Bazı Müslümanlar, hem de ehli olmadıkları halde içtihat ediyorlar, belli bir ayet ve hadise dayanarak bir hüküm çıkarıyorlar, sonra da bu hükmü benimsemeyenleri küfürle, şeytan ve bel’am olmakla, Allah’ın hükmüne uymamakla suçluyorlar, suçlamakla da kalmıyor, gıyabında hüküm vererek eyleme kalkışıyorlar. Düşünmüyorlar ki, bu davranışları da “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeye” aykırıdır. Bilmiyorlar ki, Allah Resulü (s.a.) içtihadın hata da edebileceğini ifade etmiş, içtihat ile varılan hükmün başka müçtehitleri bağlamayacağına işaret buyurmuştur. Ehliyetli bir hâkimin bile hata ederek cezalandırması yerine, hata ederek beraat ettirmesini tercih ve tavsiye eylemiştir.

İçtihat ve kanaatlerimizi dinin kesin hükümleri yerine koyduğumuz müddetçe tevhidi yakalamamız mümkün değildir. Ümmetin üzerinde ittifak ettikleri ölçüler yerine şahsımızın veya grubumuzun ölçülerini koyduğumuz müddetçe de vahdeti bulmamız imkân haricindedir.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya