Kur’ân’ Nasıl Okumalıyız?
MAKALE
Paylaş
02.10.2022 22:30
163 okunma
İsmail Aydın

Önceki bölümlerde, mevcut Kur’ân okuma anlayışımıza, “Kur’ân bir masal kitabı değildir” şeklinde itirazımızı belirtmiştik.

Gerçek­ten Kur’ân’ı bir masal kitabı gibi okuyor, geçmiş milletler nasıl yüksel­miş, nasıl çökmüş, onların kıssalarından bize de bir hisse var mı diye dü­şünüp, gerekli dersleri çıkarmayı aklımızın ucundan dahi geçirmiyorduk. Maalesef, Peygamberin hayatını da tıpkı Kur’ân’ı okuduğumuz (!) gibi okuyoruz yahut sıradan herhangi bir hayat hikâyesini okur gibi okuyoruz, hepsi o kadar. Soruyu önce kendi nefsime soruyorum: Oradan kendimize bir hisse çıkartmıyoruz. Peygamber’den ve hayatından istifade edilecek bir yan, takip edilecek bir yön yok mudur?  “O bir peygamberdir” deyip geçebilir miyiz?

Hz. Peygamber, “Kim Önce yaşamış insanların ve sonrakilerin ilmini öğrenmek isterse Kur’ân’ı deşelesin” buyuruyor. Hem Kur’ân’ı deşeleye­lim, hem Peygamber’in hayatını. Kutsal mücadelesinin mahiyetini, insanlık için ne anlama geldiğini anlamaya çalışalım.

Tekrar gibi olsa da söyleyelim, kabul edelim ve itiraf edelim: Bir zamandan beri Kur’ân’ı ders çıkaracak şekilde okumadığımız gibi Peygamberimizin hayatını da dersler çıkaracak şekilde incelemiyoruz. Eğer istenileni gereğince yapmış olsay­dık, dünyanın birinci milleti olmaya devam ederdik. Bu satırlara inanmayanlar Kur’ân’ı açıp okusunlar. Kur’ân’ın ilme, akla, adalete, çalışmaya, birliğe, barışa, sevgiye, dayanışmaya verdiği önemi tespit edip şöyle bir kenara koysunlar. (Bunlar vaktiyle bizim uymaya çalıştığımız ilkelerdi.) Sonra da yalnız geçmiş zamanlarda değil, günümüzde de yükselmiş ve bir şekilde­ ileri gitmiş milletlerin hayatların incelesinler. Onların hangi il­keler doğrultusunda ve hangi yollardan yükseldiklerini de tespit etsin­ler. Daha sonra getirip ikisini üst üste koysunlar. Görecekleri şey örtüşmedir ancak Kur’ân’da fazlası mevcuttur. Bu milletleri ilerleten prensip ve disiplinlerin Kur’ân’ın emrettiği ilkelerle aynen örtüştüğünü göreceklerdir.

ÇÖKÜŞ VE YÜKSELİŞ KANUNLARI

Milletlerin yüceliş ve çöküşleri hep aynı kanunlara tâbidir. Yüksel­menin de, ileri gitmenin de, yücelmenin de kanunları bellidir. Çöküşün, esarete ve sefalete sürüklenişin kanunları da bellidir. Kur’ân, ilerlemenin, yükselmenin ve yücelmenin yollarını iman, ilim, adalet, hürriyet, akıl yürütme, dosdoğru olma, birlik, sabırla çalışıp çabalama, israftan kaçın­ma, tasarruf v.b. yollarla ve yalnız Allah’dan yardım dilemek olarak açık­lar.

Çöküşün kanunları da açıklanmıştır: İnkâr, tembellik, cehalet, zulüm, yalan, iftira, haksızlık, tefrika (ayrılık) şucu bucu, v.b. yollar ve şundan bundan yardım dilemek...

Kur’ân’ın önerdiği ilkeler, toplumları ilerleten, onlara hayat bahşeden ilkelerdir. Bunlara gerçekten uyulduğu takdirde milletler yalnızca maddeten (bilim-teknoloji v.s.) ilerlemeyecekler ve fakat aynı zamanda ma­nen de yüceleceklerdir. İşte o zaman insanlık âlemi gerçek barışa, ger­çek saadete ulaşacak, ne ezen, ne ezilen olmayacak, hakça bir düzen sağ­lanmış olacaktır.

Dünyada bugün mevcut olan huzursuzluğun, sömürünün, anlamsız savaş­ların, kan ve gözyaşının asıl sebebi Kur’ân’ın önerdiği ilkelerden sapmadır. Bunun ispatı kolaydır. Yeter ki, bugün dün­yaya nizam verme iddiasında olanlar, akıllarını kullanarak Kur’ân’ın önerdiği bütün ilkelere içtenlikle yönelsinler. O zaman çok değil on se­ne sonra dünyada bir tek silah dahi patlamayacaktır. Ve unutmayalım, İsa (a.s.) şöyle buyurmuştu: “Bir yanağına tokat vurana öbür yanağını da çeviriver.” Hz. İsa'nın bu ifadesi saldırı şöyle dursun, sömürü için, saldırı için silah ticareti şöyle dursun, saldırıya bile karşılık vermemeyi samimi olarak yasaklıyor. İnsanlık ne Musa'ya, ne İsa'ya ve ne de Muhammed (s.a.v.)’e, yani onların Allah'dan getirdikleri ilkelere uyduklarını söyleyebilecek mevkide değildir.

Evet! Huzursuzluğun kaynağı bu ilkelerden sapmadır. İnsanlığa bu ilkeler yön vermiş olsaydı genel barışın tesisi için bir şeyler yapılır, dünyanın her tarafında kâr ve sömürü amaçlı savaşlar çıkarılmaz, huzursuzluklar, ayrılıklar, bölünüp parçalanmalar olmazdı.

Cenab-ı Allah Kur’ân'da şöyle buyuruyor: “Nitekim içinizde sizden bir peygamber gönderdik. O size âyetleri­mizi okuyor, sizi temizliyor, size kitab, hikmet Öğretiyor. Size bilmedi­ğiniz şeyleri öğretiyor. O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankör­lük etmeyin.” (Bakara, 2/ 151,152)

“De ki: Ben ancak sizin gibi bir beşerim” (Kehf, 18/110) “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ancak akrabalık sevgisini diliyorum.” (Şuara, 42/23)

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya