Allah’ın hükmü, âlimlerin hükmü, Vehhâbîler…
MAKALE
Paylaş
13.11.2022 20:00
370 okunma
Hayrettin Karaman

Soru

Saygıdeğer hocalar,

Ehlisünnet olmayı Kur’ân’la ilişkilendirmek için Kur’ân’da geçen “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin” ayeti gösteriliyor. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in ilk sünneti Kur’ân’ı anlamaktır. Çünkü Kur’ân, Hz. Cebrail Aleyhisselam tarafından kendisine iletildiği zaman Peygamber Efendimiz ilk olarak Kur’ân’ı anladı ki, dini öğrensin.

O zaman ehlisünnet cemaatleri de Peygamberimiz’e itaat ederek öncelikle Peygamberimiz’in ilk sünneti Kur’ân’ı anlayarak, Kur’ân’daki “Hüküm sadece Allah’a aittir” ayetine itaat etmeli. Hocaların, âlimlerin, mollaların hükümlerini hâşâ Allah’ın hükmü gibi görmemeli. Böylece Allah’ın yasaklamadığı şeyleri din diye dayatmamalı ve âlimleri, kabirleri kutsal mekânlar değil de, sadece Allah yolunda yol göstermiş insanlar olarak görmeli ve tevhidin tek olan Allah’a iman (İhlas suresinin belirttiği gibi), EHAD, tek olarak Allah’a ibadet ve duayı hayatının her alanında icra etmeli değil midir? Oysa günümüzde cemaatler âlimleri kutsal varlıklar gibi görüyor. Oysa Kur’ân’da Hristiyan ve Yahudilerin de bu tür yanlışlığa düştüğünü belirtiyor.

Bu tevhid farkındalığında, halife isimlerinin Allah’a ibadet mekânı camilerde yer alması tuhaf değil midir? Bunun Vehhabilik, Selefilik vb. ilgisi yoktur. Fatiha suresinde her rekatta “İyyake na’budu ve iyyake nestain” diyerek “Sadece Allah’a ibadet eder ve Allah’tan medet umarız” demiyor muyuz? Saygılarımla (İ.T.)

Soruları ayırarak cevap yazacağım:

1. O zaman ehlisünnet cemaatleri de Peygamberimiz’e itaat ederek öncelikle Peygamberimiz’in ilk sünneti Kur’ân’ı anlayarak, Kur’ân’daki “Hüküm sadece Allah a aittir” ayetine itaat etmeli…

Cevap

Ehlisünnet cemaatleri elbette Kur’ân’ı anlamaya çalışıyor. Bu vazife aslında bütün müminlere aittir, fakat hayat şartlarının müsait olmaması yüzünden yine Kur’ân’daki emre uyarak bilmeyen bilene sorar olmuştur. Hiçbir ehlisünnet âlimi Allah’tan başkasının dinî hüküm koyabileceğini söylemez ve böyle bir inanç taşımaz. Peygamberimiz’in Kur’ân dışında açıkladığı dinî hükümler de Allah’a aittir, Allah bir başka şekilde vahyetmiştir.

1. Hocaların, âlimlerin, mollaların hükümlerini hâşâ Allah’ın hükmü gibi görmemeli. Böylece Allah’ın yasaklamadığı şeyleri din diye dayatmamalı…

Cevap

Hiçbir ehlisünnet âlimi veya sıradan mensubu “hocaların, âlimlerin, mollaların” hükümlerini, Allah’ın Kitabı’ndan ve hükmünden bağımsız olarak ortaya konmuş hükümler olarak görmez ve böyle bilmez; âlimlerin söyledikleri ve yazdıkları anlama yoluyla Kur’ân’a dayanmakta ve bu mânâda Allah’ın hükmü olmaktadır; “Bizim anladığımıza göre Allah’ın hükmü şudur” demektedirler; zaten başka türlü de Allah’ın hükmü bilinemez.

1. Âlimleri, kabirleri kutsal mekânlar değil de, sadece Allah yolunda yol göstermiş insanlar olarak görmeli ve tevhidin tek olan Allah’a iman (İhlâs suresinin belirttiği gibi) EHAD, tek olarak Allah’a ibadet ve duayı hayatının her alanında icra etmeli değil midir? Oysa günümüzde cemaatler, âlimleri kutsal varlıklar gibi görüyor. Oysa Kur’ân, Hristiyan ve Yahudilerin de bu tür yanlışlığa düştüğünü belirtiyor.

Cevap

“Kutsal mekânlar”, “kutsal varlıklar” ifadenizden maksadınız oraları ve onları hâşâ Allah gibi kendilerine ibadet edilen veya Allah adına hüküm koyan, icra eden varlılar gibi görüyorlar” demekse, bu ehlisünnete iftira olur. Kimse belli bir mekâna tapmıyor, belli bir şahsı hâşâ Allah’a eş koşmuyor! Bütün ehlisünnet Müslümanlar bir Allah’a ibadet ederler ve hiçbir şeyi ona eş koşmazlar.

İnsanlar Allah’a yakınlık ve bu yakınlığın bahşettiği olgunluk, etki, eğitim kabiliyeti… bakımından eşit değildir. Evet, her mümin için bu kapı açıktır. Kutsi hadiste “Farz ve nafile ibadetler ile kulun Allah’a yaklaşacağı ve sonunda bütün organlarının Allah’ın emrine gireceği…” müjdeleniyor ve bu imkân belli kişilere özgü değildir; kim kemiyet ve keyfiyet bakımından yeterli ibadet yaparsa o, hadiste geçen ifade ile “velî” olur. Bu insanlara saygı gösterenler, onların sohbetlerine katılanlar, tavsiyelerine kulak verenler onları hâşâ Allah’a eş koşmuyorlar; koşan varsa o ehlisünnet de mümin de değildir; onları, Allah’a güzel kul olabilmek için kılavuz olarak görüyorlar.

Türbeleri, mezarları ziyaret edenler elbette bunu ibret almak, ölümü hatırlamak, orada yatanlar için dua etmek maksadıyla yapmalıdırlar. Eğer oralarda yatan kişilerin yukarıda ifade ettiğim velilerden biri olduğuna inanıyorlarsa ziyaret maksadına bir de “örnek alma” eklenir.

Efendimiz’in (s.a.) Ravzasını ziyaretin tek Allah’a kulluk bilinci, aşkı, sevgisi… bakımından etkisi vardır, ziyaretçi O’na tapmaz, Allah’ın O’na olan sevgisinden nasip almaya taliptir. Ve mescidinde ibadet ise yine bir tek Allah’a yapılan ibadettir; sevabı daha fazla olduğu Peygamberimiz (s.a.) tarafından bildirildiği için orada namaz kılmayı istemektedirler.

1. Bu tevhid farkındalığında, halife isimlerinin Allah’a ibadet mekânı camilerde yer alması tuhaf değil midir? Bunun Vehhabilik, Selefilik vb. ilgisi yoktur. Fatiha suresinde her rekatta “İyyake na’budu ve iyyake nastain” diyerek “Sadece Allah’a ibadet eder ve Allah’tan medet umarız” demiyor muyuz?

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya