Dün, modern tarihe İslâm yön verdi, postmodern tarihe de İslâm yön verebilir…
MAKALE
Paylaş
13.11.2022 20:05
261 okunma
Yusuf Kaplan

Modern tarih, İslâm’la başlar: En yeni olan o çünkü. Tarihe müdahale eden, tarihin akışını şekillendirin en yeni, en dinamik, en yenileyici, silkeleyip kendine getirici ve diriltici güç, İslâm.

Modernlik de, İslâm’ın işte bu yenileyici ve diriltici gücünün kışkırtmasıyla ortaya çıktı. Avrupa’yı tarihe İslâm kışkırttı. İslâm olmasaydı, Avrupa bin yıllık kış uykusundan uyanamazdı.

İSLÂM’IN DİRİLTİCİ GÜCÜ NEREDEN GELİYOR?

İslâm, yarım asırda, Doğu’da Pasifik Okyanusu’na, Çin’e, Batı’da ise Atlantik’e, İber yarımadasına kadar yayılıyor…

Basit bir şey değil bu. Bütün büyük tarihçilerin, tarih felsefecilerinin anlayamadıkları, çözemedikleri, izah edemedikleri olağanüstü bir durum var burada.

İslâm’ın yarım asır gibi kısa bir zaman dilimi içinde bütün dünyaya ulaşması, bir asır içinde de bütün dünyaya yayılmaya başlaması, bütün dünyada hızla benimsenmeye başlanması, olağanüstü bir durum.

Bunun sırrı ne peki?

Bunun sırrı, öncelikle İslâm’ın akîdesinin çok güçlü, sağlam, muhkem olması. Paganizme bulaşmaması. İlâhî alan ile beşerî alan’ı kesin, net olarak birbirinden ayırması ve bu konuda İslâm’ın benimsenmesinin önünde akîdevî, felsefî hiçbir engelin olmaması.

Özlü bir şekilde ifade etmek gerekirse, İslâm’ın sarsılmaz bir tevhid inancına dayanması ve şirke yol açacak büyün kapıları kapaması.

O yüzden İslâm’ın, kısa süre içinde Doğu’da Türkistan coğrafyasına kadar, Batı’da İspanya-Portekiz’e hatta Fransa’nın içlerine, Güney’de de kuzey Afrika’ya, doğu ve batı Afrika sahillerine kadar hızla yayılması kolay oluyor…

Hıristiyanlık, Tanrı sorununu, Tanrı’nın teslis’le izah edilmesi sorununu kanlı hâdiselerle zorla teslis yönünde “çözüme” kavuşturuyor. Aslında bir çözüm değil, dayatma bu. Önce Bizans’ın Hrıstiyanlaşması, sonra da Hristiyanlığın Bizanslaşması sözkonusu oluyor.

İslâm, kısa sürede hızla yayılırken, Hıristiyanlık zorla devlet dini yapılıyor ve pagan gelenekler tarafından yutuluyor.

Batı’nın ayağa kalkmasında o yüzden Hıristiyanlık değil, İslâm belirleyici rol oynuyor: Batılıları hem kendi felsefî köklerine, kaynaklarına yani Grek felsefesine Müslümanlar ulaştırıyor hem de her alanda tarihe kışkırtıyor, rönesansları tetikliyor.

İSLÂM’IN DİRİLTİCİ MEYDAN OKUMASI…

Soru şu burada: Peki, İslâm, nasıl bir meydan okuma gerçekleştiriyor?

Bu sorunun üç aşamalı bir cevabı var: İslâm, birinci asrında, bütün medeniyetlerle temasa geçiyor.

İkinci asrında, temasa geçtiği bütün medeniyetlerden besleniyor ve özgün İslâm ilimlerini tedvin ediyor.

Üçüncü asrında ise, küresel ölçekte bir meydan okuma geliştiriyor: İslâm, çağ oluyor; çağ’a, zaman’a İslâm hükmediyor: İslâm’ın çağrısı insanlığın zirve noktası, ulaşılması gereken insanlık çağı ve çağlayanı oluyor.

İslâm, dünya demek oluyor; dünya’ya her alanda ve her bakımdan İslâm şekil veriyor; bilimde, düşüncede, sanatta ilkeleri, ölçüleri ve yöntemleri İslâm belirliyor küresel ölçekte.

İslâm medeniyetibu süreçte hem hiçbir medeniyeti, kültürü yok etmiyor hem ölmekte olan kültürlere âb-ı hayat iksiri üflüyor hem de bütün medeniyetleri besliyor ve bütün medeniyetlerden vahyin filtresinden geçirerek beslenmesini biliyor.

İslâm’ın tarih sahnesine çıkışı, modern tarihi kuruşu ve başka medeniyetlerle yıkıcı değil yapıcı ve besleyici, monolojik değil diyalojik ilişkiler kuruşu, tarih felsefesi açısından, geleceğin tarihinin nasıl yapılabileceğini gösterecek ipuçları vermesi bakımından çok önemli.

Özetleyecek olursam… Müslümanlar, Hz. Peygamber’in (sav) irtihalinden sonra Arabistan Yarımadası’na hükmediyorlar. Hz. Ömer’in (ra) hilafetiyle birlikte Sasaniler, Bizans, Yemen gibi medenî dünyayla yüzleşiyorlar. Hz. Osman’ın (ra) hilafetiyle birlikte, yani kabaca elli yıl içinde doğuda Çin’e, batıda İspanya’ya kadar gidiyorlar.

Yani İslâm ilk yüz yıl içinde ulaşılabilecek bütün dünya coğrafyasına bilfiil ulaşmış oluyor. Bu, çok önemli bir şey. Bu, tarih felsefesi açısından, tarihin işleyiş mantığı açısından tarihçilerin, tarih felsefecilerinin çözemediği mucizevî bir olgu.

TARİH’İ BİZ YAPABİLİRİZ YENİDEN…

Burada yakıcı sorular sökün ediyor hemen: Bu mucizevî olgu dediğim hâdise, tarihin akışını değiştirdi. Bunu nasıl yaptı peki? Ve bunu yeniden yapma, tarihi yeniden harekete geçirme imkânımız var mı bizim bundan sonraki süreçte? Tarihi biz nasıl harekete geçirmeliyiz ya da geçirebiliriz Hocam?

Önce şunu bilelim: İki asırdır büyük bir medeniyet krizi yaşıyoruz. Müslüman Zihnimizi, Müslümanca Yaşama Zeminimizi ve Müslüman Zamanı’nı kaybettik. Ama Tarih, bitmiş değil. Tarih akıyor…

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya