En Son Çare
MAKALE
Paylaş
13.11.2022 10:11
1 yorum
147 okunma
İsmail Aydın

Evet, Hz. Peygamber savaşmıştır. Ama ne zaman?  Savaş kaçınılmaz olduğu zaman ve savaşma gücünü kendinde gördüğü zaman.

Dahası var. Mekkeli Müşriklerin menfî tutumlarında hiç bir gevşe­me olmaz. Efendimize ve Müslümanlara Mekke’de yaşama hakkı tanımazlar.

Sizin düşmanlarınız olsa, size doğup büyüdüğünüz şehirde yaşama hakkı tanımasalar. Sizin canınıza kasdetseler. Bütün bunlara karşı sizin de kendinizi savunma imkânınız olmasa, kahramanca çarpışmanın da bir sonuç vermeyeceğini düşünseniz; böyle bu durumda başvuracağınız en son çare nedir? 0 şehri terketmek değil midir? Başka bir yere, uzak bir şehre yerleşmek değil midir? Evet, en akıllı yol budur. İşte Efendimiz de onu yapmıştır. Mekke’den Medine’ye hicret etmiştir.

Bu defa düşmanlarınız sizi gittiğiniz şehirde de rahat bırakmasalar, sizi orada da yok etmek üzere üstünüze üstünüze gelseler, onları engelleyen bir güç de olmasa; bu şartlarda mütemadiyen yer mi de­ğiştirirsiniz yoksa savaşır mısınız? Üstelik yanınızda hatırı sayılır bir gücünüz de varsa... Savaşırsınız değil mi? Evet. İşte Efendimiz de onu yapmıştır. İslam’ın Cihad anlayışı budur.

Mekkeliler, Hz. Peygamberi, Medine’deki Müslümanları ve dolayı­sıyla İslâm’ı yeryüzünden yok etmek kasdıyla Medine’ye üç defa saldır­mışlardır. “Güçleri yeterse, dininizden döndürünceye kadar sizinle sa­vaşmaya devam ederler.” (Bakara, 2/217)

Bedir, Uhud ve Hendek... Kahraman Peygamber Mekkeli müşriklerle yapı­lan bu üç savaşın üçünde de hazır bulunmuş, Uhud’da yaralanmış, Hen­dek savunmasında ise taş kırarak hendek kazmıştır. Bu savaşlardan Mekke­liler istedikleri sonucu alamamışlar, hatta Hendek, onların Hz. Peygam­ber’i ve İslâm’ı yok etmek üzere harcadıkları çabaların son mezarı ol­muştur. Medine dönemine ait olmak üzere, Efendimizin, Mekkeli müş­riklerden başka Yahudilerle, Hıristiyanlar ve münafıklarla mücadele et­miş olduğunu da hatırlatmakla yetiniyoruz.

Ve nihayet bu çetin mücadelelerin sonunda, 23 yıl gibi kısa bir zamanda putperestlik yıkılarak o "vahşiler sürüsünden" medeni bir top­lum inşa edildi. Cenab-ı Allah Peygamberine yardım etti ve bu suretle dini olan İslâm’ı galibiyete mazhar kıldı. Şu noktayı da önemle kayde­delim: Hz. peygamber, yaptığı her bir mücadelenin sonunda elde ettiği başarıların yalnız Allah’a ait olduğunu her fırsatta söylemiş, bunlar­la asla böbürlenmemiş, kimseye çalım satmamıştır.

MEDENİ TOPLUM

Medeni toplum belli esaslar, belli kurallar dâhilinde kurulmuştur. Her toplum belli kuralların, belli ilkelerin, belli kabullerin eseri­dir. İslâm toplumuna ait esaslar, Allah’a ortak koşmamak, insan sevgi­si, eşitlik, sosyal adalet, iktisadî adalet, doğruluk, dayanışma v.b. kurallardır. Böyle bir toplumda her türlü haksız kazanç – ki buna kazanç bile denmez- vurgun, soygun, yağma, hortumlama yasak; tefecilik, gasp, fırsatçılık, stokçuluk, ihtikar yasak; ırk ve renk ayırımı, insanların birbirlerine üstünlük taslama­ları yasak, kan davası yasak, gayrı meşrû ilişki yasak ve daha neler neler yasak... Eh! Bu kadar yasak Ebu Cehil gibi inkârcıların, Abdullah b. Übey  b. Selul gibi münafıkların işine gelir mi? Elbette gelmez ve gelmeyecektir.

Çalışmamızın başında, "Peygamber niçin bir melek yahut başka bir şey değil de bir insan?” demiştik.

Evet! İşte yukarıdanberi görüldüğü gibi peygamber ancak “bir beşer,” (Kehf, 18/110)

Peygamber bir melek olsaydı, 23 yıl gibi kısa bir sürede elde edilen yüksek başarıya insanlar rahatlıkla itiraz ederlerdi. “Bu kadar meşakkate, sıkıntıya dayanmak insanın harcı değil, bunlara an­cak bir melek dayanabilir” diyebilirlerdi. Ve böylece bir meleğin insanlar tarafından örnek alınması zor olurdu.

Ne tuhaf! 0 günkü insanlar da “peygamber niçin bir melek değil de bir insan?” diye itiraz ederlermiş. Peygamberin bir insan olması, insanlık için bir nimettir. Peygam­ber, insandan başka bir yaratık olsaydı, bu, insanlık adına büyük bir şe­ref olmaz ve genel toplum için o kadar istifadeye uygun bulunmazdı. Örnek alınsın, rahatlıkla takibedilsin diye insanlığa "Ancak ben de sizin gibi bir beşerim” diyen bir peygamber gönderilmiş.

Hz. Peygamber’in çektiği çilelerden, maruz kaldığı baskılardan ve bütün bunların sonunda elde ettiği başarıdan söz açıldığında yukarıdakine benzer bir itirazla karşılaşıyordunuz: "Canım o bir peygamber.”

Evet ama işte o bir insan. Peygamberin bir insan olmasının sırrı, yukarıdanberi bir kısmını aktarmaya çalıştığımız mücadelenin içinde ya­tıyor. Cenab-ı Allah, bir insan olarak Peygamber örnek alınsın isti­yor, Siz de Onun gibi çalışın, çabalayın, "canım o bir peygamber" deyip de meydanı terketmeyin, mücadeleden yan çizmeyin diyor.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 1 yorum yapıldı
Örnek alınmalı
Evet..Peygamber de bir insan...Ancak o Allah tarafından seçilmiş kutlu bir kişi..Onu örnek almak her Müslümanın görevi..Tam manasıyla yolunda yürümek mümkün olamasa da o yolda yürümeye emeklemek bile bizim için bir şeref...Allah bizleri Allahın ve Onun elçisinin yolundan ayırmasın...
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     16.11.2022 09:33:14
İsmail Aydın
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya