Bir işaret fişeği
MAKALE
Paylaş
19.11.2022 20:01
377 okunma
İsmail Kılıçarslan

Geçenlerde bilvesile çok ünlü bir psikiyatrist-yazar hocamızla oturduk. Mesele ister istemez ikimizin de ortak ilgi alanı olduğunu bildiğimiz bir meseleye yani “gençlik” meselesine geldi. Hoca, ergenlikten gençliğe doğru ilerleyen bir hastasının çok temel bir düşüncesinden bahsetti: “Annem babam benim istediğim her şeyi yapmak zorunda, ben onların istediği hiçbir şeyi yapmak zorunda değilim.”

Bence şahane bir düşünce, hatta gençlere açtığımız devasa ve saçma sapan krediyi düşünürsek az bile söylemiş hocanın takip ettiği hasta. Şöyle de diyebilirdi: “Başkaları benim istediğim her şeyi yapmak zorunda, ben başkalarının istediği hiçbir şeyi yapmak zorunda değilim.”

Meseleyi biraz geriden alayım izninizle.

Bugün Türkiye’de gençliği iki açıdan değerlendirmek mümkün bana kalırsa. Birinci açı “bilgiye erişim” ve “değişeni yakalama” bakımından değerlendireceğimiz açıdır. Burada gençlerimize hayran olmamak cidden mümkün değil. Teknolojide, bilgiyi işlemede, değişene uyum sağlamada muazzam denilebilecek bir performansları var.

Diğer açı ise oldukça karanlık bir açı. Sosyal oryantasyonları, algılama kabiliyetleri ve beklenti yönetimleri kelimenin tam anlamıyla felaket düzeyde ve bu asla ama asla gençlerimizin suçu değil. Zaten her zaman söylüyorum: “Türkiye’de gençlik meselesi bir yetişkin sorunudur.”

Sosyal oryantasyon dedim. Oturmayı, kalkmayı, sohbet başlatıp ilerletmeyi, bir diğeriyle işbirliği geliştirmeyi, nezaket ve görgü kurallarını, öteki ile birlikte yaşayabilme kabiliyetini, toplamda “yaşam görgüleri”ni kastediyorum aslında. Kötüden felakete bir gerileyiş söz konusu burada… Ebeveynleri ve toplum tarafından sürekli pohpohlanan gençler “ne yapsa gideri olan” insanlar olarak değerlendiriliyor. Ebeveynlerin “çok özel bir çocuk” cümleleriyle şişirdikleri, politikacıların üzerlerinden hesap yaptıkları, kültür endüstrisinin “öncelikli tüketici” olarak belirlediği gençler giderek “ipten kazıktan kurtulmuş, ne yapsalar olur” bir yere doğru ilerliyorlar. Oysa mesele basittir: “Çocukluktan kurtulmuş herkes üzerinde uzlaşılmış genel geçer davranış kalıplarına uymak durumundadır.”

“Çocukluktan kurtulmak” dedik değil mi? Efendim, o yaş zannedildiğinin aksine 18, 22, 25, “üniversite bitince” falan değil, dümdüz 13-14 yaştır. Bir bireyin “18 yaşına kadar çocuk kabul edilmesi” hukuki ve gerekli bir şeydir lakin bu durum çocuklarımızı “akıldan müsellah” kılmaz.

Gençlerimizin algılama kabiliyetleri konusunda da sıkıntı büyük bence. Temel mantık nosyonunun okullarda yeteri kadar verilmiyor oluşu, gençlerimizin dikkat sürelerinin çok aşağıya düştüğü gerçeği, “düşünce ve iletişim tabanlı” bir müfredata sahip olmayışımız gibi nedenlerle diyebilirim ki gençler en basit ilke ve gerçekleri sürekli “bana göre” kalıbına sokarak büküyorlar ve o “bana göre” üzerinden bir “yaşantı politikası” geliştiriyorlar. Bu da biz yetişkinlerin tabiri caizse çaresizlikle çıldırmalarına yol açıyor. En temel bilimsel gerçekleri, en genel toplumsal görgü kurallarını “bana göre” diyerek yok sayan bir sürü genç doluşuyor böylece topluma.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya