Analitik Değiniler; Tarih, bilim ve bilinç
MAKALE
Paylaş
23.11.2022 14:05
134 okunma
Mustafa Aydın

İnsanlık tarihi bir zincir veya ırmak gibidir. Döngüsel olduğu ve zamanla yenilenerek yinelendiği de ifade edilir.
İnsanlık tecrübesi de, geçmişte yaşanmış olanın bugüne; bugün yaşanılanın da geleceğe aktarıldığı serüvenin toplamıdır.
Tarih, salt ilerlemeci ve yukarıya doğru bir çizgi değil, belki de kalp grafiği gibi inişli-çıkışlı bir dalgalanma olarak seyr eder.
Bu nedenle farklı coğrafyalarda, farklı ırk, inanç ve kültür toplulukları veya insanlarının muhtelif zamanlarda ürettikleri birikimin tamamını görmekten ve takdir etmekten geri durulmamalıdır.
Mimari, estetik, sanat, felsefe, metafizik, güvenlik, tıp vb alanlarda da bilim müktesebatına böyle yaklaşmak gerekir.
* * *
Tüm coğrafyalarda, tüm zamanlarda ve bütün insanlar için zorunlu ve değerli bir bilim alanı olan Tıp tarihinden bazı hususları paylaşmak istiyorum.
Bilindiği üzere Tıp Bilimi tarihi adeta Hipokrat ile başlar ve Calinus ile tekrar gün yüzüne çıkarılır. Zekeriya Er Razi ile derlenip toparlanır ve İbni Sina ile ileri seviyeye ulaştırılır.
Bu konuda kimsenin bilim ve bilim insanını temlik etmeye ve tekeline almaya hakkı yoktur.
Tıp biliminde çok meşhur ve yaygın olarak bilinen Hipokrat örneğine temas etmek istiyorum;
M.Ö. 450 yıllarında yaşamış olan Hipokrat’ın öğrencilerine verdiği tıp bilgisinin akabinde yaptırdığı yeminin tarihsel derinliği yanında güncel değeri hala korunmaktadır.
Özünde tıp etiği, deontoloji veya doktorun ahlaki sorumluluklarını içeren bu yemini, tarihte Müslüman bilim adamları bazı küçük değişikliklerle “eyman-ı ebukrat” (Hipokrat Yemini) olarak sürdürmüş ve bugün Tıp mezunlarına da bazı yeniliklerle okutulmaya devam edilmektedir.
Hangi sahada olursa olsun, tarihi derinliği ve tarihteki gelişmeleri yok sayarak bugünün sonuçlarını konuşmak nankörlük ve vefasızlıktır.
Ortaçağ boyunca Avrupanın skolastik düşünce içinde katı bir doğmatizm ile boğuştuğu, akıl ve bilimin çıktıları için büyük ve ağır bedellerin ödendiği malumdur.
Aynı dönemlerde yoğun felsefi, dini, bilimsel ve metafizik tartışma ve üretme alanında İslam dünyası zirve durumundaydı.
Sokrat, Eflatun, Aristo, Platinus vb bir çok Yunan düşünürünün unutturulduğu bu dönemde büyük bir tercüme hamlesi ile bu düşünürlerin eserleri Grekçeden Arapçaya tercüme edilmiş; ardından de yapılan şerhler ve yorumlarla beraber Latinceye çeviri yapılmıştır.
İspanya ve Sicilya üzerinden Endülüs İslam medeniyetinin Avrupa’ya intikal eden mirası, Avrupa’da Septisizm ve Rasyonalizm kıvılcımlarını tutuşturmuştur.
Hipokratik eserlerin pek çoğu Abbasiler döneminde, Câlînûs şerhleriyle birlikte Huneyn b. İshak ve okulunun öncülük ettiği tercüme faaliyetleri sırasında Grekçe (yunanca)dan Arapça’ya tercüme edilmiştir.
Müslümanlar, Hipokrat’ın eserlerini tercüme ettirmekle kalmamış; aynı zamanda geniş ve farklı şerhler yazarak güncel bir değer katmışlardır. (Bu konuda başta Süryani ve Yahudi mütercimlerin çabasını unutmamak gerekiyor)
Tercüme ve şerh ettikleri Hipokratik eserlerin başında Kitâbü’l-Fuṣûl (Aforizmoi) ve Taḳdimetü’l-maʿrife (Prognostikon) gelmektedir. Bunlardan Ebü’l-Kāsım İbn Ebü’s-Sâdık, Abdüllatîf el-Bağdâdî, İbnü’n-Nefîs ve İbnü’l-Kuff’un Kitâbü’l-Fuṣûl şerhleriyle Mühezzebüddin ed-Dahvâr ve yine İbnü’n-Nefîs’in Taḳdimetü’l-maʿrife şerhleri en tanınmış olanlardır.
Hipokrat’ın klinik gözlemciliğinin İslâm dünyasındaki en önemli temsilcisi Ebû Bekir er-Râzî’dir. Onun el-Ḥâvî adlı ünlü eseri Hipokratik külliyata atıflarla doludur. Ayrıca Ya‘kūb b. İshak el-Kindî’nin eṭ-Ṭıbbü’l-Buḳrâṭî’si ile Ebü’l-Hasan et-Taberî’nin el-Muʿâlecâtü’l-Buḳrâṭiyye’si bu külliyattan derlenmiş müstakil çalışmalardır
Hipokrat külliyatının Yunanca tenkitli metni ise 16. yüzyılda ilk defa Fr. Asalanus tarafından hazırlanmış ve Fabius Calvus tarafından Latince’ye tercüme edilmiştir (Venedik 1526).
Eserlerin bir kısmı Francis Adams tarafından The Geniune Works of Hippokrates adı altında ancak 1839’da İngilizce olarak yayımlanmıştır. (TDV İslam Ansiklopedisi’nin ilgili maddelerinde daha şümullü bilgiler verilmektedir.)
Görüldüğü üzere Bukrati veya Ebukrat olarak arapça eserlerde geçen Hipokrat, başta İbni Nefis, Zekeriya ErRazi, El Kindi, Et Taberi ve İbni Sina olmak üzere birçok İslam bilgini ve filozofu tarafından çok erken dönemlerde 9.yüzyıldan itibaren ilgi ve dikkatle değerlendirilmiştir.
Demek ki İnsanlık ve Bilim mirasına duyarsız kalmayıp anlama çabası içinde olanlar kim olursa olsun başarılı ve güçlü olabilmektedir.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya