İlkokul
MAKALE
Paylaş
15.02.2024 21:11
334 okunma
Ali İlkbahar

Geçenlerde Millî Eğitim Bakanlığı'na ait bir ilkokulun yanından geçerken okulun 5-6 katı büyüklüğünde 10 veya 12 dönüm büyüklüğünde bahçede öğrencilerin çılgınlar gibi oynadıklarını görünce teneffüs bitinceye kadar bekledim. Çocukları o kadar heyecanlandıran severek kendinden geçercesine kan ter içinde oynayan mutlu çocukların ne oynadığını merak ettim. Bahçeye girdim. Yerlerde bizim de oynadığımız oyunların yere çizilmiş şeklini gördüm. Gördüğüm çizgilerin çocukluğumuzda mahallemizde bazen okul bahçesinde oynadığımız oyunların şekilleri ile ilk defa çizgiler gördüm. Çoğunu bildiğim halde, bilmediğim yeni oyun çizgileri de vardı.

Okulun bitişiğinde bulunan eczaneden ilaçlarımı alırken bahçeye bir sınıf girdi. Muhtemelen ilkokul 1 olabilir. Gördüğüm oyun çizgilerinde çocukların aynı heyecanla oynadıklarını gördüm.

Bir oyun: Büyükçe bir dairenin üzerine oturan çocuklardan birisinin arkasına bir şey koyuyor. Büyük heyecan, alkışlar, bağırmalar.

İkinci bir oyun: Dikdörtgen şeklinde kutulara yazılan üzerlerinden atlanan oyunlar her birinden birkaç tane var vs.

Oyun sırasında baktım. Öğretmen de çocuklarla bağırıyor, onları yönlendiriyor. Heyecanlar, bağrışmalar, çığlıklarla oynayan çocuklar. Öğretmen öyle adapte olmuş ki adeta oyunun topyekûn yaşıyorlar.

Hiç unutmadığım teneffüslerde dışarı çıktığında ilkokul öğretmenimi bahçede koşar, selamlardım. Bir abla, bir anne şefkati, sevgisiyle davranır, biz de üzülmesin diye çok dikkat ederdik.

Bahçede oynayan çocuklarla öğretmenleri hem öğretmen hem abla hem anne sevgisi ile kendilerinden geçercesine oynarlarken 65 yıl geriye gittim.

 Elimizde bilgisayarımız, cep telefonumuz, marka kıyafetlerimiz, spor ayakkabılarımız yoktu. Şimdiki mesafelerle 2-3 durak uzakta bulunan okulumuza yüzlerce arabalarla, arkadaşlarımızla gitmezdik. Okula annemiz de babamız da getirip götürmezlerdi. Ağır kış günlerinde bile arkadaşlarımızla gider gelirdik. Eve bize bilgisayarda savaşlı, öldürmeli filmler seyretmezdik. Telefonla yemek yemez ya ders çalışır ya arkadaşlarla oynardık. Bugün gördüğüm oyunlardan bazılarını da çizer oynardık.

En hoşumuza giden de babamızı işten gelirken karşılamaktı. Fazla dersimiz olmaz, olanı da hemen yapardık. Öğretmenimize mahcup olmamak için önem gösterirdik. Öğretmen bizi anne, babamıza şikâyet etmezdi. Biz de öğretmenimizi şikâyet etmezdik. Öyle bir şey de hiç yaşamadık. Hiç unutmuyorum. İlkokul 1. sınıfta ders yılı sonuna doğru tayini çıkmış bir gün öğretmenimiz gideceğini söyledi. Rastgele konuşup laflar edemezdik. Bir arkadaşımız parmağını kaldırdı. “Öğretmenim ne olur gitmeseniz.” deyince bazı arkadaşlar da destekleyince sınıfta sanki cenaze çıkmış gibi bir durum oldu. Mendili ile gözlerini sildi. O soru soran arkadaşa sarıldı. Gözyaşlarını gizliyordu. Titrek bir sesle; “Gelen öğretmeni de seversiniz. Sizleri hiç unutmayacağım, yavrularım.” diye sınıftan ve okuldan ayrıldı. Yıllar geçmesine rağmen unutmadım.

Şimdiki çocuklar da cep telefonu, küçük ipad, bilgisayar arasında yaşanmayan, gerçek hayatta öyle ölümlerin, çatışmaların, oyunlarını gerilim şeyleri seyreder. Yemekleri daha okula gitmeden telefonla o seyrederken annesi karnını doyuruyor.

Reklamlarda gördüklerini, arkadaşında yerken yediklerini yemek ister. En güzel yeni oyunların, meşhurların kıyafetlerini giyer. Sanal dünyanın gönüllü takipçileri oluyorlar. Taklit ederler, teslim oluyorlar.

Devlet okulların dışında özel okulların çoğunda oynanacak öyle büyük bahçeleri olmadığından okulda gerilen çocuklar evde kardeşi, annesi, babası vs ile oynamak istiyor. Evinin ve sitenin bahçesi yoksa devamlı oynayamayan gergin, şikayetçi, temelli sanal dünyada kalmayı tercih ediyor.

Çocukların getirdiği her şikâyette öğretmeni hemen arayıp ikaz etmesi, ders verirken bile öğrenci ile veliler arasında sıkışan öğretmen bir şeyler verip geleceğin neslini yetiştirme yerine bu üçgen arasında sıkışmış öğrencilere bile bir şey söyleyemeyen, hayallerini aktaramayan, sıkışmış bir öğretmen. Hatta onunla oynayan çocuklara diyaloğunu kurarken bile zorlanan. Geleceğin neslini yetiştirmedeki özgür, güvenilir, şikayetsiz, verimli eğitimde öğretimde zorlanan öğretmenlerimiz.

Merhamet, sevgi, saygı, birbirini anlama, aktarma başarılarıyla yarışan öğrencileri yetiştiren öğretmenlerimize çok ihtiyacımız var.

Yerli ve milli değerlerimizin, ortak değerlerimiz (vatanımız, bayrağımız, özgürlüğümüz, kutsallarımız), ahlaki değerlerimizin yaşatıldığı, birbirini ayrıştırmayan, tam tersi tamamlayan, geleceğin ilim insanını, iş insanını, yönetici komutan geleceğin kahramanlarının önünü açmalı. Daha sonra da onlarla gurur duymalıyız. Yeni dünyanın kurucularını, kahramanlarını yaşatmalı, yetiştirmeli ve gururla alkışlamalıyız.

Ehil kadrolarla, ehliyetli nesiller yetiştiren öğretmenlerimiz hiç unutulmayacaktır.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya