Bu Ramazan ayında, kalbimi ve kalemimi Ramazan'a dair kavramlara odaklamaya niyet ettim. Herhalde sizler de fark ediyorsunuz, siyasi veya sosyolojik yazmıyorum. İnsan yaş aldıkça tarihe daha bir merak salıyor, bense çocukluğumdan beri böyleyim, sanki içimde bir dede yaşıyor... Bu yazımda Ramazan ayının anlamı ve içeriği hakkında tefekkür ederken, onu, tarihi bir mekan olan Ribat'larla ilgilendiren bir yolculuk teklif ediyorum sizlere...
Ribat; serhat boylarında, bir tür hudut kalesi gibi görev gören mekandır. Toplumun yoğun olarak yaşadığı kasabalarda, kentlerde değil de, memleketin sınır uçlarında yer alan tenha bir mekan olarak, biri zahiri, diğeri ise batıni iki anlamı vardır Ribat'ın...
İlki cihada hazır tutulan atlar misali, (Kur'anda bu şekilde geçer) cihada rabıtalanmış atlar veya cihad talimi yapan neferlerin, bir tür gözcülük makamıdır Ribat'lar. Gözlerinizin önünden geçsin şimdi rüzgarla yarışan o küheylanlar, huzursuz kişnemeleriyle sürekli ileri daha ileri atılan, yelelerindeki cesaret şarkılarıyla coştukça coşan o hudut atları... Ve onların gözü pek süvarileri... Küçük yaşta çırak olarak girdikleri mangalarda zaman içinde birer yiğit hudut bekçisi, cesur birer mücahit olacakları kıvama, işte bu Ribat'larda erişirlermiş. Burası erlerin talim terbiye gördüğü yerdir.
Bir diğer anlamında ise, Ribat ıssız uzun yollardan sonra yolcuların eriştikleri bir kervansaray gibidir, orada herkesten uzaklaşmış ve kendi kalbine giden yolun terbiyesi ile uğraşan erenler yaşar. Misafirler ara sıra uğrar, yolculara sade türden hizmetler verilir. Ama asıl işleri 'Hz. İnsan''ı yetiştirmektir. Burada hafızlar, burada zakirler, burada aşk ehli, burada gece bile sönmeyen kandiller deveran edermiş. Burada Kur'an ve Peygamber aşkıymış talim edilen...
Sınır muhafızlarına, nöbetçilere, memleketi en azim şartlarda bile terk etmeyip bekleyenlere, mücahitlere, bundan dolayıdır ki; ''murabıt'' derler. "Allah yolunda sınırda bir gün nöbet tutmak dünyadan ve onun üzerinde bulunanlardan daha hayırlıdır" (Buhârî, "Cihâd") Bu hadis gereği, murabıt olabilmek, ancak kendisini adayarak erişilecek manevi bir makamdır.