Anadolu'nun en eski şehirlerinden... Tunç Çağı'na kadar uzanan tarihi derinlik... Açık hava müzesi denilse yeridir. Ama... Asrın depremi... Ağır hasarlı bir müze şehir.

Toparlanıyor... Hem de çok hızla... Geziyoruz.
Şükreden... "Allah razı olsun" diyen çok. Eleştiren... "Nerede bu devlet?" diyen... Evet onlar da var.
Kırıkhan... Depremde hasar almış bir bina... Ama yıkılmamış... Çirkinlik abidesi.
Vatandaş... Yanıma yaklaşıyor:
- Yaz abi yaz... Neden yıkılmıyor? Nerede bu devlet?
***
Ağzı olan konuşuyor
Kırıkhan Belediye Başkanı Ömer Erdal Çelik'e soruyorum:
- Sahi... Duvarları çatlamış, dökülen bu bina neden yıkılmıyor?
Başkan anlatıyor... Uzun uzun.
Bina için "orta hasarlı" raporu verilmiş... Fakat... Bina sahibi dava açmış... "Apartman az hasarlı... Yıkılmasın... Çatlayan, patlayan, sökülen yerlerini yapacağım."
Dava devam ediyor... Devlet de binayı yıkamıyor. Başkan bunları anlatınca... Az önce, "Nerede bu devlet?" diyen vatandaş... "Haaa" diye söze başlıyor: Ben bunu bilmiyordum... Devlet haklıymış.
***
Laf olsun torba dolsun
Hatay... Depremde en büyük yarayı alan şehir... Büyükşehir.
Hatay'ın en hasarlı ilk üç ilçesi ise... Antakya... Defne... Ve Kırıkhan.
Yaralar sarılıyor... Hatay, ayağa kalkıyor... Gezerken ileride bir toz bulutu görüyorum... Deprem yaralısı bir büyük bina yıkılıyor. Vatandaş... "Yaz bunu abi" diyor:
- İçine girilmez hâldeki bu binayı yıkmak devletin aklına şimdi mi geldi?
Sıcağı sıcağına... Yıkım ekibinin başındaki görevliyle konuşuyorum.
"Bu bina mahkemelikti... O nedenle dokunamadık... Mahkeme yıkım kararı verdi... Yıkmaya başladık" diyor.