Bayramların son günü niçin hüzünlüdür hep…
MAKALE
Paylaş
31.05.2026 17:30
111 okunma
Sibel Eraslan

Bayram deyince içimizdeki çocukluğumuz çıka gelir.

Henüz hiç kimse vefat etmemişken, henüz herkesin neşeli olduğu günlerde, şekerin, mendil arasındaki madeni harçlıkların çoğu kez de 50 kuruşların, 1 liraların parladığı günler... Tık. Tık.. tık... Çalınan kapılar, "Bayramınız kutlu olsun" diyerek el öpmeye gelen çocuklar... Bayram namazlarında denizi andıran cemaatin dalga dalga dış avluya kadar taşması... Tekbirler, selavatlar, ardından büyüklerin ellerini öpmeler, tutulan lokumlardan kibarca, usulca almalar. Saçları taranmış, bayramlıklarını giyinmiş çocukların neşesidir bayramlar... Dedelerin nenelerin oturduğu sofralar, teklifsizce gelen misafirler, el öpmeler, kolonya tutmalar, şeker tutmalar, radyolarda çalan güzel havalar... Anneannemin pişirdiği el açması börekler, babaannemin pişirdiği zeytinyağlı dolmalar, badem ezmesi, kestane şekeri... Sokaklarda patlayan mantarlar, kız kovalayanlar, atlıkarıncalar, uçan sandalyeler, elma şekerleri, pamuk şekerleri, rengarenk...

Bütün bu güzel, parlak hatırlarla gelir bayramlar... Oysa bir zamanlar size kollarını kucaklamak için açan büyüklerinizi çoktan ahirete yolcu etmişsinizdir... Akrabalar, komşular, hatta arkadaşlar bile, seyrelmiştir artık... Hayat, seyrelmiştir. Kalbinizdedir artık pek çok şey. Sonra, sokaklar bile bir başkadır, ortadan kalkmış ıhlamurlar, defneler, akasyalar derken, ne ağaçlar, ne de insanlar çocukluğunuzdaki gibidir. Bayramların son günü işte tüm bu yitip gidenlerin elvedası gibidir. Kuzguncuk'ta soğuğa kapılınca çiçeklerini birden döküp ağlayıveren erguvanlar gibi, ağlayacağınız gelir artık bayramlarda... İnsan kaç yaşında olursa olsun özler annesini çünkü. Hele bayram günlerinde.

Bayramın son günü, yaprakları balkonumuza erişen ceviz ağacının yapraklarını yüzüne gözüne sürerken görmüştüm de babaannemi... Beni görünce açıklama yapma gereği hissetmişti, "ceviz ağaçlarının yapraklarında anne hasreti kokar, annemi özledim bu bayramın son gününde...' demişti. Babaannemin annesini özlediğini işitmek inanılmazdı o yaşlarda, onun da bir annesi mi vardı yani, o hüda-i nabit bir babaanne olarak doğmamış mıydı, hep bu yaşta değil miydi? Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Bak..." demişti. Eliyle radyoda çalan "Dağlar, dağlar viran dağlar" türküsünü işaret ederek... "Bu bizim türkümüzdür, bayramların son gününde rahmetli olmuş annemizi, babamızı, kardeşlerimizi yad ederiz. Babaannem bu türküyü "Dayler dayler, viran dayler...' diye söylerdi ince sesiyle...

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya