Prof. Dr. Ata Atun, özellikle Kıbrıs ve Doğu Akdeniz jeopolitiği üzerine yazılarıyla tanınan bir akademisyendir. Yazılarında Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz meselesini yalnızca bir enerji konusu değil, Türkiye’nin ve KKTC’nin geleceğini belirleyecek bir jeostratejik mücadele olarak ele alır. Onun görüşleri şu başlıklarda özetlenebilir:
1. Asıl mesele enerji değil, egemenlik mücadelesidir
Ata Atun’a göre Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol yatakları önemli olmakla birlikte, asıl mücadele bu kaynakların sağlayacağı deniz yetki alanları ve bölgesel hakimiyettir.
* Deniz yetki alanlarını kontrol eden ülke enerji yollarını da kontrol eder.
* Enerji kaynakları siyasi nüfuz üretir.
* Bu nedenle bölgedeki rekabet ekonomik olduğu kadar askerî ve jeopolitiktir.
2. Kıbrıs, Doğu Akdeniz’in anahtarıdır
Atun’un en sık vurguladığı tezlerden biri şudur:
“Kıbrıs’a hakim olan Doğu Akdeniz’e hakim olur.”
Bu nedenle:
* KKTC’nin yaşaması Türkiye’nin güvenliği açısından zorunludur.
* Kıbrıs kaybedilirse Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki etkisi büyük ölçüde azalır.
* Güney Kıbrıs üzerinden oluşturulan enerji ittifaklarının Türkiye’yi dışlamayı hedeflediğini savunur.
3. Türkiye enerji koridorundan çıkarılmak isteniyor
Ata Atun’a göre ABD, AB ve bazı bölge ülkeleri;
* Yunanistan
* Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
* İsrail
* zaman zaman Mısır
arasında kurulan enerji iş birlikleriyle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki rolünü azaltmayı hedeflemektedir.
Bu nedenle Türkiye’nin kendi deniz yetki alanlarını fiilen koruması gerektiğini savunur.
4. Türkiye-Libya Deniz Yetki Anlaşmasını tarihî görüyor
Atun, 2019 Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatı’nı Türkiye’nin son yıllardaki en önemli jeopolitik hamlelerinden biri olarak değerlendirir.
Gerekçeleri:
* Türkiye’nin Akdeniz’de kesintisiz deniz alanı oluşturduğunu,
* Yunanistan’ın Girit üzerinden kurmaya çalıştığı deniz hattını hukuken tartışmalı hâle getirdiğini,
* Türkiye’nin enerji arama faaliyetlerine yeni bir zemin sağladığını savunur.
5. Doğu Akdeniz Türk dünyası için de stratejik bir alandır.
Atun yalnızca Türkiye açısından değil, daha geniş bir perspektifle Türk Devletleri açısından da değerlendirme yapar.
* Hazar Denizi kapalı bir havzadır.
* Türk dünyasının açık denizlere ulaşabildiği temel kapı Türkiye ve KKTC’dir.
* Bu nedenle Doğu Akdeniz’in kontrolü uzun vadede Türk dünyasının ekonomik güvenliği açısından da önemlidir.
6. Enerji rezervlerinin büyüklüğüne dair değerlendirmesi
Ata Atun’un önceki yazılarında Doğu Akdeniz rezervlerinin çok büyük olduğu vurgulanır. Özellikle:
* Tamar
* Leviathan
* Afrodit
gibi sahalara atıf yaparak toplam rezervlerin yüzlerce milyar metreküp doğalgaz içerdiğini ve bölgenin küresel ölçekte önemli bir enerji merkezi olabileceğini savunmuştur.
Bununla birlikte, bugün birçok enerji analisti şu noktaya dikkat çekmektedir:
* Bölgede gerçekten önemli gaz rezervleri bulunmaktadır.
* Ancak bunların tamamı henüz ekonomik olarak üretilebilir değildir.
* Düşük gaz fiyatları, derin deniz üretim maliyetleri ve ihracat altyapısı gibi etkenler, rezervlerin ekonomik değerini sınırlayabilmektedir. Bu nedenle rezervlerin stratejik değeri konusunda genel bir uzlaşı olsa da ekonomik büyüklükleri ve üretim hızları konusunda farklı değerlendirmeler mevcuttur.
7. Türkiye ne yapmalı?
Ata Atun’un önerileri genel olarak şunlardır:
* KKTC’nin egemenliğini güçlendirmek,
* Deniz kuvvetlerini bölgede sürekli bulundurmak,
* Sondaj faaliyetlerini kesintisiz sürdürmek,
* Enerji diplomasisini askerî caydırıcılıkla desteklemek,
* Türkiye’yi Doğu Akdeniz enerji denkleminin vazgeçilmez aktörü hâline getirmek.