DİKKAT ve HAYRETLE YAŞAMAK
MAKALE
Paylaş
15.10.2026 20:28
224 okunma
Hilmi Semerci

"Hak bir gönül verdi bana

Ha demeden hayran olur"

Y. Emre                                                                                                                                                                                            

Evrende orkestradaki ahengi andıran bir uyum vardır. Çarklar elektronik bir saat hassasiyetiyle döner. En küçük bir düzensizlik ve sapma yoktur.

Sahibi, eserini anlatıyor:" Rahmanın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?”(Mülk>3)

Aksine, bütün varlık âleminde, dengeli ve anlamlı bir hayatı sürdürmeye ayarlı mükemmel bir işleyiş söz konusudur.

 İnsan, evrenin yaratılış aşamalarının son halkası, en değerli ve donanımlı varlığıdır. Evrendeki akıllara durgunluk veren kozmik düzeni sadece insanın idrak kapasitesi sayesinde anlayıp anlatabiliriz. Çiçek; çiçeğe, böceğe kur yapmaz. Taşın taşa, ağaca, insana diyeceği olmaz. İnsanın ise çiçeğe de ağaca da insana da sözü vardır. Hayatın ve evrenin, vahyin rehberliğindeki tek tercümanıdır insan.

Aslında evren, içinde eşsiz güzellikte milyarlarca hikâyeyi saklayan büyük bir şaheserdir. Kur’an, bu hikayelere de içindeki yazılı ayetler gibi, “yerdeki ve göklerdeki ayetler” diyor. Yani deliller, işaretler, hayretle izlenecek ve insana Allah’ın sonsuz kudretini hatırlatacak! Sahneler.

Dünyamızın da içinde yer aldığı evren, bir ayetler okyanusudur.

Kur’an’ın birçok ayetinde, evrenin,  ayetlerle bezeli bu muhteşem eserin oyun olsun diye, boşu boşuna değil, bir amaç ve hikmet doğrultusunda yaratıldığına vurgu vardır:                                                                                        

”Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri eğlenmek için yaratmadık. Onları gerçeği göstermek üzere yarattık.

Fakat çokları bilmezler.”(44>38-39)

İnsan dünyaya bir yosun ya da solucan gibi yaşayıp sonra da toprağa dönüşerek kaybolmak üzere gelmemiştir. Evren dediğimiz büyük şaheserin içindeki ayetleri tercüme etme, anlama ve anlatma potansiyeli ve misyonu insana verilmiştir. Bu nedenle insanın merakla, dikkatle, ibretle, hikmetle ve hayranlıkla bakması, yaşaması, çalışması gerekir.

Çocuktum.

Rahmetli babacığım yerdeki sararmış bir dut yaprağına kapanmış, ağlıyordu. Yanına koştum. Yaprağın üzerinde karıncadan belki elli kat küçük bir canlı dolaşıyordu.

"İki parmağımın arasına almaya çalışsam ezilir. Rabb’im ayaklarını nasıl takmış, gözlerini nasıl yerleştirmiş?” diyordu. Üniversitede okurken Yunus’un “Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır.” mısrasıyla karşılaşınca, babamın toz büyüklüğündeki canlı karşısında ağlamasını hatırlamıştım.

Babacığım gibi aklı, kalbi, vicdanı olan her insan sadece galaksiler ve yıldızlara  değil, gözle  çok zor seçilen bir böceciğe bakarak da Rabb’ini ve onun engin kudretini keşfeder; imanın, tevekkül ve teslimiyetin huzurunu yaşar.

Ne yazık ki insanların çoğu, varlık âleminin gizeminden habersiz, nefsinin ve tutkularının selinde  sürüklenerek yaşamaktadır.Oysa  Kur’an, böylesine seviyesiz bir  yaşama yolunu seçenleri kınar, onları duyarlı ve anlamlı yaşamaya çağırır:

"Göklerde ve yerde nice ayetler (deliller) vardır ki onlar yanlarına uğrarlar da onlardan yüz çevirerek geçip giderler."   (Yûsuf>105)                                                                                                                               

“…ve kemiklere bak, onları nasıl yerli yerine dizip üzerlerini etle kaplıyoruz?...”  (Bakara>259)

"Üstlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Hiçbir kusuru olmaksızın onu nasıl kurduk, nasıl süsledik."  (Kâf>6)                                                                                                                                          

“Peki onlar devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?”  (Ğâşiye>17-18-19-20)

Bütün evren ve içindekiler Allah’ın şaheseridir. Güneşin ufuktan yükselişini hayranlıkla izleyen bir göz, bu muhteşem tablonun sahibini hatırlamıyorsa kördür. Kulak verin âlemlerin Rabb’ine: “Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren odur.” (Âli İmran>6) Karnında taşıdığı yavrusunun gözünü, kaşını, boyunu, saç rengini, karakter özelliklerini merak edip sabırsızlıkla bekleyen anne, onu renk renk, desen desen şekillendirmekte olan büyük ressamı, Rabb’ini hatırlamıyorsa, nankördür.

Göz ve gönülleri üzerindeki perdeyi kaldırmadan; evrenin şaşırtan esrarını, yüceler yücesi mimarını fark ve merak etmeden ömür tüketenler kendilerine yazık ederler.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya