YOĞUN BAKIMLARDAN GELEN SESSİZ ÇIĞLIK
MAKALE
Paylaş
20.01.2026 15:19
123 okunma
Faruk Başoğlu

Yoğun bakım, hayatın inceldiği yerdir. İçerideki sessizlik, sözü sustururken; dışarıda ise kaygı ve belirsizlik fırtınaları kopar. Allah kimseyi bu imtihanla sınamasın; yatan hastalarımıza da hayırlı şifalar versin. Elbette dua ve teslimiyet esastır. Ancak yoğun bakım üniteleri, yalnızca duaya değil; eksiklerin giderilmesine, yanlışların düzeltilmesine ve sorumluluk alınmasına da muhtaçtır.

Türkiye, son dönemlerde sağlık alanında önemli imkânlara kavuştu, çok şükür. Emeği geçen herkes başımızın tacıdır, Allah onlardan razı olsun. Ancak sağlık hizmeti sıradan bir hizmet değildir; çünkü konu candır ve can azizdir. Bu aziz canlara hizmet edenlere selam olsun. Yoğun bakım hizmetleri, hem hizmet alanlar hem de hizmet verenler açısından sistemsel sorunlarının en çıplak hâliyle ortaya konması gereken bir hizmet alanıdır.

Bugün yoğun bakım sisteminde üç ana alanda ciddi aksaklıklar bulunmaktadır:

Tıbbi eksiklikler, manevi ve inanç temelli ihtiyaçların karşılanmaması ve suistimalleri önleyecek etkin denetim mekanizmalarının yetersizliği.

Tıbbi açıdan bakıldığında; yoğun bakıma yatış ve çıkış kararlarında yoğun bakım uzmanlarının belirleyici olmaması ciddi bir tıkanıklığa yol açmaktadır. Teyitsiz yatış, uzman personel yetersizliği, gereksiz yoğun bakım yatışları ve bilimsel kriterlere dayanmayan uzun kalış süreleri hem hasta güvenliğini hem de kaynak etkinliğini zedelemektedir. Özellikle geri dönüşü olmayan, palyatif bakım ihtiyacı olan hastaların yoğun bakımda tutulması etik ve insani sorunlar doğurmaktadır. Yoğun bakım yalnızca “yatış” değil, çıkış kriterleri ile birlikte ele alınmalıdır.

TIBBEN YAPACAK BİR ŞEY KALMADI

Ayrıca hekimlerin, tıbben fayda kalmadığında hastaya ve ailesine “son günlerini evinde geçirmesi” yönünde açık ve koruyucu bir yönlendirme yapabilme yetkisi fiilen yoktur. Oysa yoğun bakım ortamları, hayata veda için uygun değildir. Hastalar ve aileleri, yaşamın son anlarında dini vecibelerini yerine getirmekte zorlanmakta; manevî ihtiyaçlar çoğu zaman ihmal edilmektedir. Türkiye’de hastaların büyük kısmı Müslümandır ve yoğun bakım sistemi bu toplumsal ve manevi gerçeği gözetmek zorundadır. Aile Mahremiyeti korunmalı ve İnsan Onuruna yakışır bir şekilde mahrem alan sağlanmalıdır. Erkek hastaya mümkün olduğunca erkek sağlık personeli, kadın hastaya kadın personel bakmalı (imkân nispetinde). Soyunma, temizlik, pansuman gibi işlemlerde mahremiyet eksiksiz korunmalıdır. Bazı durumlarda, “tıbben yapılacak bir şey kalmadı” denilerek hastanın yalnızlaştırıldığı, manevi ihtiyaçlarının ihmal edildiği ve sürecin yalnızca teknik bir prosedüre indirgendiği görülmektedir. Oysa İslam’da ölüm bile merhametle kuşatılması gereken bir süreçtir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” hadisi, sağlık hizmetlerinin yalnızca bedenle değil, ruhla da ilgilenmesi gerektiğini hatırlatır.

Yakınlarının yanında manevi telkinlerle Rahmeti Rahmana kavuşması kolaylaşacakken maalesef bazı durumlarda elleri ve ayakları bağlı bir şekilde çırpına çırpına can vermektedirler. Bu durum İslami olmadığı gibi insanlık onurunu da zedeleyen bir durum olarak insani de değildir.

TEYİTLİ YATIŞ-ŞEFFAF MALİ DENETİM

Öte yandan, özellikle özel hastanelerde yoğun bakım yataklarının kâr odaklı kullanıldığına dair ciddi iddialar zaman zaman gündemimize taşınmaktadır. Gereksiz yatışlar, uzun kalış süreleri ve haksız faturalandırmalar hem etik dışı hem de kamu kaynaklarını tüketen uygulamalardır. Denetim mekanizmalarının yetersizliği, bu suistimalleri önleyememektedir. Bu nedenle “uzman tarafından teyitli yatış”, merkezi izleme sistemleri ve şeffaf mali denetimler hayati önemdedir.

BU ÇIĞLIK BAŞKA ÇIĞLIK

Bütün bu tablo bize şunu göstermektedir: Yoğun bakım üniteleri sessizdir, tek ses veren cihazlardır. Ancak bu sessizlikdikkatle algılanmaya çalışılırsa bunun sessiz bir çığlık olduğu anlaşılır; bu çığlık sistemin taşıyamadığı yükün sessiz bir çığlığıdır. Bu çığlık artık ertelenemez bir toplumsal sorumluluk çağrısıdır.

Çözüm; tıbbî açıdan güçlü, etik ilkelere bağlı, manevi hassasiyetleri gözeten, şeffaf ve denetlenebilir bir yoğun bakım sisteminin inşa edilmesidir. Hasta ve ailesiyle açık iletişim kuran, mahremiyeti ve insan onurunu ölüm anına kadar koruyan bir yaklaşım, bu toplumun inancı ve vicdanıyla uyumludur, ve bir Müslüman topluma da bu yakışır.

Harekete geçmek; yalnızca idari bir tercih değil, inancımıza, vicdanımıza ve insanlığa olan bir borçtur. Çünkü Allah’ın emaneti olan can, son nefesine kadar merhameti hak eder.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya