Sadece kimi "Züccaciye dükkanına girmiş fil gibi" bunu yapıyor.
Kimi sessiz ve derinden...
Örneğin Trump tam anlamıyla fil gibi davranıyor...
Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu kaçırdı. Yerine Rodríguez'i getirdi... En son baktığımda Venezuela Meclisi yabancılara maden yataklarını açan yasal düzenlemeyi kabul etmişti.
Zaten çok öncesinde Venezuela petrolü ABD'ye akmaya başlamıştı bile... Avrupa, Rusya'ya karşı hamlesini mesela televizyon dizilerinden devşirdiği Zelenski ile yaptı...
Evdeki hesap çarşıya uymadı...
Aynı şekilde Macaristan'da Orban'ı devirmek için altılı ittifak kurup bir belediye başkanını aday göstermiş kaybetmişlerdi. Ancak zaman su gibi akıyor. Ve Macaristan'da bu kez Orban kaybedecek zira "Gençler desteklemiyor" yorumları yapılıyor...
Bu süreçte ABD'nin İsrail ipiyle kuyuya inip, Hamaney'i öldürüp ardından da Meclis Başkanı Kalibaf gibi bir ismi Tahran'da yönetime geçirme planı da tutmadı. Ağır bombardıman İranlıları ayrıştırmak yerine birleştirdi. Çin ise aynı taktikleri ABD'nin aksine daha sessiz ve derinden yapıyor. ABD'nin İran'da çuvallamasından Tayvan'daki yöneticiler de belli ki cesaret almış durumda. 10 yıl sonra Tayvan ile Çin arasında temas kuruldu... Tayvan'ın CHP'si de diyebileceğimiz ana muhalefet partisi KMT'nin Genel Başkanı Cheng Li-wun, Pekin'e gitti... Çin Devlet Başkanı Şii Cinping ile buluştu.
Çin Devlet Başkanı Şii, "Tayvan bizimdir. Aksi düşünülemez" mesajı verdi. Tayvanlı muhalefet lideri "Barışçıl birleşmeden" bahsetti.
Her ne kadar Tayvan'daki iktidar şu anda ABD yanlısı olsa da her an her şey olabilir...
Peki ABD, Tayvan'dan vazgeçebilir mi?
Çok zor zira Trump'ın da itiraf ettiği gibi...
ABD ucuz maliyet hesabıyla çip teknolojisini Tayvan'a transfer etti, onlar 30 yılda teknolojiyi öyle bir yere getirdi ki artık vazgeçilmez hale geldiler. Özetle Trump, Çin'i enerji üstünden kuşatmaya çalışıyor olabilir. Ama Çin'de ABD'nin teknolojik üstünlüğünü elinden alıyor...