Bazı satılık ve nifak damlatan mürekkepler, Türk ve Kürt kardeşliğinin sona erdiğine dair yazı yazanlar, anketler düzenleyenler, hakikatin değil, fitnenin hizmetindedir. Çünkü kardeşlik yalnızca bir siyasi slogan değil; tarih boyunca birlikte yaşanmış, acılarla ve sevinçlerle yoğrulmuş bir hakikattir. Bunu bir siyasi düşünceye indirgemek, hakikati görmemekte ısrar etmektir. Halkın düşünce ve öncelikleriyle siyasilerin önceliği farklı olsa da bu millet hep yönünü aydınlığa döndü. Hakikatin olduğu yerde karanlık barınamaz. Hiç kimse Hakikat, ışığını gizleyemez.
Kürt ve Türk halklarının dostluğu, Alevi, Arap, Çerkes, Laz, Yörük, Arnavut ve diğer topluluklarla kurulan bağlarla birlikte düşünüldüğünde, bir milletin ruhunu oluşturan çok sesli bir ahenk gibidir. Bu ahenk, dışarıdan gelen fırtınalarla bozulmaz; bilakis sınavlardan geçerek bilene bilene daha da güçlenir. Bu gücün kökü asırlar öncesine dayanır. Asırlardır kız alıp veren, aynı sofrada ekmeğini paylaşan bu halklar, zaman zaman ateşle imtihan edilmiştir. Ateşin yakmadığı İbrahim gibi, fitnenin yakamadığı kardeşlik de hakikatin ateşle sınanmış zaferidir. Maraş, Sivas, Çorum gibi acı olaylar, kardeşliği yıkmak isteyenlerin oyunlarıydı. Fakat millet, her defasında bu oyunları boşa çıkarmış, yeniden birbirine tutunarak dirilmiştir. Çünkü kardeşlik, kan bağı kadar derin bir gönül bağıdır. Terör ve nifak girişimleri otuz yıl da sürse, yüz yıl da sürse, kardeşliğin kökleri bin yıllara dayanır. Hiçbir Türk Hakkâri’den, Ardahan’dan vazgeçmez; hiçbir Kürt Antalya’dan, İstanbul’dan vazgeçmez. Çünkü bu topraklar, hepimizin ortak yurdu, hepimizin ortak mezarıdır. Fırat sız, Sakarya, Zap’sız, Manavgat deli dolu akamaz. Millet, bir denizin damlaları gibidir. Deniz, kir tutmaz; kirini dışarı atar. Biz de öyleyiz: içimizdeki fitneyi tanır, dışarıya atarız. Kardeşlik, ateşten geçse de su gibi berrak kalır.
Bizler kardeşliğimizi neden tartışalım? Bu süreç, içimizdeki kripto hainleri tanımamıza vesile olacaktır. Ama aynı zamanda dostluklarımızı daha da pekiştirecektir. Çünkü biz, et ile tırnak gibiyiz; birbirimizden vazgeçemeyiz. Birimiz diğerinin tırnağının uzamasından rahatsız olmadan… Pazarlıksız ve lakinsiz… Gerçek bağ, pazarlık bilmez.
Kardeşlik, zamanın aşındıramadığı bir hakikattir; çünkü hakikat, varlığın özünde saklıdır. Hakikati ateşle sınayamazsınız. Çünkü onun özünde saklıdır. Kardeşlikte böyledir. İnsan, kardeşini kaybettiğinde aslında kendinden bir parçayı yitirir; bu yüzden kardeşlik, varlığın kendini tamamlamasıdır. Kardeşlik, insanın eksik yanını tamamlar. Ve birlik, hakikatin en yüksek sesidir.