Camiler, toplumun kalbi ve ruhu olmalıdır. İbadet mekânı olmanın ötesinde, insanların buluştuğu, paylaştığı ve nesiller arası bağların kurulduğu alanlardır. Bu mekânların asli işlevi, huzur vermek, birliktelik sağlamak ve hayatın farklı yönlerine dokunmaktır. Ancak zamanla camilerin bu geniş işlevi daraltılmış, sadece belli kalıplara sıkıştırılmıştır. Oysa camiler, özgür vaazların, çocuk kahkahalarının ve toplumsal dayanışmanın merkezi olmalıdır.
Cami görevlileri, cemaatin ruhuna seslenen, onların manevi yolculuğuna rehberlik eden kişilerdir. Onların kürsüde özgürce konuşabilmesi, caminin canlılığını ve cemaatle bağını güçlendirir. Merkezi vaaz uygulamaları, görevlileri pasif hale getirirken cemaatle doğrudan iletişimi zayıflatmaktadır. Her görevlinin kendi birikimi, kendi üslubu vardır. Bu çeşitlilik, camilerin ruhunu zenginleştiren bir unsurdur.
Camiler, geleceğin nesillerine açılan kapıdır. Çocukların camiye alışması, orayı bir huzur ve güven mekânı olarak görmesi için yeni fikirler geliştirmek gerekir. Bahçelere oyun parkları yapılması, içeride oyuncakların bulunması, hatta internet odalarının açılması, çocukların camiye doğal bir bağ kurmasını sağlar. Dedeler ve babalar namaz kılarken çocukların bahçede oyun oynaması, onların kötülüklerden uzak bir ortamda büyümesine katkı sunar. Bu, sadece çocukların değil, toplumun geleceğinin kazanılması demektir.
Camiler, acının ve sevincin paylaşıldığı mekânlar olmalıdır. Kapalı okulların taziye evine dönüştürülmesi, cenaze sahiplerinin yükünü hafifletecek insani bir adımdır. Karda kışta çadır kurmak yerine, hazır mekânlarda taziyelerin yapılması toplumun yarasına merhem olur. Bu tür sıra dışı fikirler, sıradanlığın ötesine geçerek camilerin toplumsal merkez olma işlevini güçlendirir.
Camilerde özgür vaazlar, çocuk sesleri ve toplumsal dayanışma yankılanmalıdır. Görevlilerimizin kürsülerde özgür olması, çocuklarımızın camiyle bağ kurması, toplumun acısının ve sevincinin cami çatısı altında paylaşılması, geleceğe umutla bakmamızı sağlar. Camiden çocuk istemeyenler, Resulullah’ın torunlarıyla mescitteki doğal hâlini hatırlamalıdır. Çünkü cami, sadece secde edilen yer değil; aynı zamanda hayatın bütün renklerinin buluştuğu mekândır.